Zühre Yıldızhan’ın hain olduğuna da, öldüğüne de inanmak istemiyordu. Ne duyduğu onca söz ne de anlatılan hikâyeler onu buna ikna edebilmişti. İçinde bir his, tüm bu anlatılanların yanlış olduğunu söylüyordu. Ama çevresi giderek daha da sertleşiyor, ona bir taraf seçmesi için baskı yapıyordu. İnsanlar fısıldaşıyor, kulaktan kulağa yayılan sözler birer hakikat gibi kabul ediliyordu. Pazarda dolaşırken kulağına çalınan bir ses, bu baskıyı daha da derinleştirdi. Yaşlı bir kadın, başındaki örtüyü düzelterek yanındakine dönmüş, açık açık konuşuyordu: "Utanmadan insan içine çıkarıyorlar! Bunca şey yaşanmış, bunca söz söylenmiş… Yine de sahip çıkıyorlar ona! Kim olsa yerin dibine girerdi!" Zühre’nin içi sıkıştı. Bu sözler yalnızca ona değil, inandığı her şeye meydan okur gibiydi. Gerçekler ney

