Hükmün verildiği yerde canlar yok sayılabiliyordu. Hiçbir acıma hissi taşınmıyordu vicdansız kalplerde. Suç suçsuzun bedeninde yargılanıyordu. Geride kalan ise zemine düşen kanın feryadıydı. Bir ıssız yeryüzünün üstünde yatan birkaç beden sessizliğini koruyordu. Barut kokusunun gökyüzüyle birleşmesiydi yeryüzünde kanlar içinde yatan bedenlerin acısı. Ortamı acımasızca terk eden iki araç arkalarında cansız bedeni bırakmıştı. Ne gelen vardı ne geçen. Sanki hesaplanmış bir oyunun ucunda sallanıyorlardı. Büyük oyunun en büyük planı geçmişi değil geleceği diriltecekti. Her şey bir anlık olmuşken etrafı dehşetle izleyen minik beden sessizliğini sürdürüyordu. Hareketleri kısıtlanmış, buz tutmuş bedeni büyük bir acının eşiğinde bir köşeye sinmişti. Ağlayamıyordu, bağırmak için ise sesini yitirm

