Lina, o gece günlüğün karanlık sayfaları arasında kaybolmuştu. Ailesinin derin sırları, geçmişin tozlu köşelerinden fısıldayan hayaletler gibi ruhuna işliyordu. Gerçek babası kimdi? Annesi ona neden yalan söylemişti? Ve Bekçi’nin söyledikleri—lanetin yükünü ondan uzak tutmaya çalışması—tüm bu karmaşada doğruyu ve yanlışı ayırt etmeyi imkânsız hale getiriyordu. Kalbi, bilmek istediği her şey ile korktuğu her şey arasında sıkışmıştı. Bu ince ipi çözmeden ilerleyemeyecekti. Sabahın ilk ışıkları evin penceresinden süzülürken, Lina kendini hazırladı. Artık kaçış yoktu. Karanlık sırlarıyla yüzleşmeye, adresi günlüğün son sayfasında yazılı olan o bilinmeyen adamı, gerçek babasını bulmaya karar vermişti. Ancak içine doğan güçlü bir his, bunu tek başına yapamayacağını söylüyordu; geçmişin gölgeler

