* * * * * O sabah, herkes için bambaşka bir günün başlangıcıydı. Bir tarafta Tuğba, beklenmedik bir anda gelen davetsiz misafirleriyle nasıl baş edeceğini düşünürken; diğer yanda varis Karan, artık Esin’in meselesini tamamen halletmek istiyordu. Her zamanki gibi sabah sporunu yaptı. Jilet gibi duran siyah takımının içine beyaz gömleğini giydi, koluna saatini taktı, yakalarını düzeltti ve aynada kendine baktı. Az önce tıraş olmuştu; tıraş olduktan sonra elini yüzünde gezdirmekten hoşlanıyor, bu hissi seviyordu. İşaret parmağına, dedesinden kalma yüzüğü taktı. Dedesi ölüm döşeğindeyken bu yüzüğü ona vermiş ve yalnızca onun bu imparatorluğu devam ettireceğine inandığını söylemişti. Ardından gözlerini kapattığında, varis de başını önüne eğip büyük bir üzüntü duymuştu. Onun için ağlamak n

