LEYLA
Gözlerimi açtığımda tanımadığım bir adamın bana baktığını görünce, toparlanıp ayağa kalkmaya çalışırken onun kucağında olduğumu farkettim.
“Kimsin sen, neden senin kucağındayım” dedim sinirle.
“Sakin ol, az önce seni uçurumun kenarında ağlarken gördüm, aşağıya atlayacağını anlayınca gelip seni tuttum” dedi
O an kafama dank etti, ben kendimi uçurumdan atıp Yalçın’a kavuşacaktım. Gözyaşlarım akmaya başladı. Sinirle ve ağlayarak,
“Neden kurtardın beni, niye tuttun? Benim yaşamak için sebebim mi var sanki ? Dedim.
Gözyaşlarım hıçkırıklarımla karışmış konuşamıyordum ağlamaktan.
Yaklaşmak istedi ama tedirgin olup yerinde kaldı.
“ Seni orada öyle görünce, yıllar önce kaybettiğim ablam geldi gözümün önüne. O da canına kıydı. Onu da durdurabilecek birileri olsaydı, bugün hayatta olacaktı ve biz bugün yokluğunun acısını yaşamayacaktık” dedi
“ Ben yaşama sebebimi kaybettim, nefes alamıyorum. Önüme baktığımda karanlıktan başka bir şey göremiyorum. Yaşasam da kimseye bir faydam dokunmayacak. Bu halimle de herkese acı vereceğim”dedim
“Ablamın canına kıydığı gün, annemin feryatlarını görseydin, bu yapmaya çalıştığın şeyi aklından bile geçirmezdin” dedi
Devam etti:
“Kimsin, nesin, neler yaşadın, ne yaparsın, ailen var mı, yok mu, bunları bilmiyorum ama hepimiz bu hayata bir amaç için geliyoruz. Belli ki ağır bir kayıp yaşamışsın. Hâlâ nefes alıyorsan, yapacak bir şeylerin de var demektir. Şu an sadece her şey muhtemelen çok yeni olduğu için, önünü göremiyorsun. Hiç bir acı sonsuza kadar sürmez. Anneler evlatlarını toprağa koyup yaşamaya devam edebiliyorsa geri kalan her acı geçmek zorunda. Senin de acın dinecek. Geçip geçmemesi biraz da senin elinde tabi. Acıya tutunup kalırsan az önceki gibi ya kendi kendini yok edersin, ya da yavaş ve acı çeke çeke bir hiçe dönerek yok olursun. Ama umuda ve sevdiklerine tutunup, hayata devam etmeyi seçersen, zamanla küllerinden yeniden yeşerdiğini göreceksin” dedi.
Tane tane sakin bir tonla anlatıyordu, hem dinliyor, hem de gözyaşlarımı döküyordum.
Ailemi düşündüm, az önce ordan atlamış olsaydım ne yaparlardı.
Annem!
Aklını oynatırdı kesin. Ben sevdiğim adam için ne hallere düşmüştüm. Annem kim bilir benim acımla ne hale gelirdi. Bir an suçlulukla vicdan azabı çektim. Başımı öne eğmiş sessizce gözyaşlarım akıyordu.
Sessizliğimden cesaretle olsa gerek bir adım yaklaştı.
“Benim bu saatte burada olmam tesadüf değildi bence. Senin kaderin burda bitmiyor demek ki. Daha yaşayacak ömrün, güzel günlerin olacak. Şimdi seni seven insanlar ve kalan ömrüne güzellikler eklemek için kendini toparlayıp ayağa kalkmalısın.
Az önce seni tutmuş olmam, sana tekrar düşünmen ve bazı kararları tekrar alabilmen için verilmiş ilahi bir şanstı bence. Bu şansı ne şekilde değerlendireceğini bilemem. Konuştuklarımı tekrar düşün ve öyle kararını ver. En son eğer annen hayattaysa onun senin ölüm haberinle ne hale geleceğini düşün ve ona bu acıyı yaşatıp yaşatmayacağına karar ver.” Dedi
Fısıltı gibi çıkan sesimle “tamam” dedim
Yüzüne hafif bir gülümseme takıp.
“Her şeye rağmen yaşamalısın, mücadeleyi bırakmamalısın. Bir yerlerde sana ihtiyacı olan insanlar vardır mutlaka, onlar için bile olsa yaşamalısın.”
Sessiz kaldım.
“Ben şimdi gidiyorum, senin de sevdiklerini üzmeyeceğini umarak, içim rahat gidiyorum.”
“Yaşamak her şeye rağmen güzel”
“Hoşçakal gece gözlü kız”
Diyip, arkasını dönüp yola doğru yürüdü. Duyduğum sözle gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Arkasından şokla bakakaldım.
Hayat resmen benimle oynuyordu.
“Gece gözlü kız” dedi bana, duyduğum anda yere çöküp daha çok ağlamaya başladım. Bu benim sevdiğim adamın bana söylediği en sevdiğim sözdü. Ama onun dudaklarından çıkmıyordu.
Ne kadar orda durup ağladım bilmiyorum.
Hem ağladım hem de o yabancı adamın dediklerini düşündüm. Dediği şeylerde o kadar haklıydı ki. Ben bu kararı aldığımda hiç ailemin ne hale geleceğini düşünmemiştim. Annemin olası ölümümden sonra geleceği hali düşününce bile kötü oldum. Benden sonra annem de yaşayamazdı.
Her şeyi düşünüp ayağa kalktım. Hâlâ hayatıma nasıl devam edeceğim hakkında bir umudum olmasa da anneme ve aileme bu acıyı yaşatmaya hakkım yoktu. Üstelik bana karşı bu kadar iyi ve anlayışlı oldukları halde.
Toparlanıp kalktım. Arabama binip geldiğim yoldan yavaşça eve doğru gittim.
Evin önüne yaklaşınca bir kalabalık farkettim.
Annem arabayı görünce bana doğru koşmaya başladı. Hemen arabayı eve gelmeden durdurup indim ve ona doğru koştum. Kucaklarını açmış bana doğru gelen anneme sarılıp öptüm, kokladım.
“Kızım çok şükür sağ salim geldin” dedi
Geri çekilip baştan ayağa beni süzdü.
O an bir kere daha pişman olup kendime lanet ettim. Annem bu düşünceyle bile perişan olmuştu. Ya atlasaydım!
Hemen bu düşünceden uzaklaşıp:
“ Ev üstüme üstüme geliyordu, biraz hava almaya çıkmıştım annem, korkuttuğum için özür dilerim” dedim
“ sağ salim geldin ya yavrum, gerisini boşver, gel hadi” dedi
Babam ve abilerimde yanımıza geldiler, hepsi telaş içindeydi. Beni sağ gördükleri için biraz sakinleşseler de, ne kadar korktuklarını farketmiştim.
Hep birlikte eve geçtik.
Teşebbüs ettiğim bu şey, beni az da olsa kendime getirmişti.
Hiç canım istemese de onları daha fazla üzmemek adına oturup birlikte kahvaltı yaptık. Zar zor iki lokma birşey yiyip, masada onlara eşlik ettim.
Odama çıktığımda yatağa uzanıp derin düşüncelere daldım.
Bundan sonra bir şekilde hayatta kalacaktım.
Yalçın yoktu artık.
Bedeni toprağın altında ama duyguları sonsuza kadar benimleydi.
Ailem için hayatta kalacaktım.
Onları üzmeye hakkım olmadığını, bugünki hallerini görünce kesin olarak anladım.
O yabancıya çok şey borçluydum.
Dediği gibi “orada olması ilahi bir tesadüftü”
Ve ben bu ilahi şansımı ailem için kullanacaktım.
Aşk benim için tatlı bir anı olarak Yalçınla birlikte aklımda ve anılarımda kalacaktı.
Sonsuza kadar onun aşkına sadık kalacaktım.