Miran ağamızın selamı var

2682 Words

Reşit, koğuşun metal ranzasında sırtüstü uzanmıştı. Dişlerini öfkeyle kenetlemiş, çenesindeki kaslar adeta taş kesilmişti. Sabah eline geçen haber, gün boyu beyninde çınlayıp durmuştu: Efsun ve Miran ölmemişti. Bu cümle, zihninde kırık bir plak gibi dönüp duruyor, her tekrarında öfkesini biraz daha bilemişti. Kaşlarını çatarken, yattığı daracık yatağın üst kısmına iliştirdiği fotoğrafa gözleri takıldı. Efsun’un yüzü... O fotoğrafta nasıl da masum görünüyordu. Ama Reşit için o yüz, artık bir ihanetten ibaretti. "Efsun..." diye fısıldadı; sesi, kırılmış bir adamın öfkesiyle titriyordu. "Efsun... Beni mahvettin. Namusumu, şerefimi, onurumu yerle bir ettin. İki paralık ettin! Eğer ben burada çürüyorsam... Sen de dışarıda huzur bulamayacaksın." Sözcükler dişlerinin arasından zehir gibi sız

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD