EFSUN Göz kapaklarım yavaşça aralandı. Görüşüm, sis perdesinin ardından bakan gözler gibiydi her şey bulanık, her şey tanımsızdı. Başımın içi zonkluyordu; beynimin orta yerinde çakan ağrı, sanki biri kafatasımın içine çivi çakıyormuş gibiydi. Kaşlarımı istemsizce çattım. Dilim damağıma yapışmıştı, ağzımda metalik ve bayat bir tat vardı. Kuruydu. Susuzdum. Fena hâlde susuz... Neredeydim? Ne olmuştu? Hatırlayamıyordum. Kulağıma uzaktan gelen, uğultulu ve boğuk sesler çarptı. Sanki biri konuşuyor ama kelimeler suyun altından geliyordu. Zihnimdeki sis dağılmaya başladığında, yavaş yavaş netleşen beyaz ışıklar ve bip sesleriyle birlikte bulunduğum yerin bir hastane -hayır, bir yoğun bakım odası- olduğunu fark ettim. Gözlerim odayı tararken kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Oksijen m

