MİRAN “O kadını görmek bile istemiyorum.” dedim, kelimeler boğazımda düğümlenirken derin bir nefes alarak içimdeki öfkeyi bastırmaya çalıştım. Annem ise dudaklarını sıkıca birbirine bastırdı, sonra başını öne eğdi; sanki söylediklerim bir yara gibi kalbine saplanmıştı. “Seni geri istediğini söyledi… Alacağını söyledi.” diye mızmızlandı, bir çocuk gibi. Dudakları titriyordu. Hafifçe güldüm, ama gülüşümün içinde ince bir sızı vardı. Dişlerimi birbirine bastırdım, acımın üstüne gülmek yara bandı gibiydi ama işe yaramıyordu. “Ben çocuk muyum, anne?” dedim sesimi yükseltmeden ama kararlı bir tonla. Aniden başını kaldırdı, gözleri büyüdü. Dudakları aralandı, sanki verecek cevabı yoktu. “Kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz. Hangi yüzle buraya gelmiş?” Bir an duraksadı. Sonra omuz si

