O benim oğlum!

2549 Words

Serdar, soğuk ve paslı bir sandalyeye oturmuş, elindeki ağır çekiçle zemine yavaşça vuruyordu. Tık... tık... tık… Her vuruşta odadaki gerilim biraz daha yükseliyordu. Odanın ortasında dizlerinin üzerine çökmüş adamın üstü başı sırılsıklamdı. Üzerine dökülen kaynar suyun buharı hâlâ havada asılıydı. Tenindeki kabaran kızarıklıklar, derisinin su toplamaya başladığını gösteriyordu. Adam gözlerini aralamaya çalıştı; acıyla kasılan yüz kasları, yaşadığı ızdırabın boyutunu gözler önüne seriyordu. Her nefeste ciğerleri yanıyor, nefes almak bile başlı başına bir işkenceye dönüşüyordu. Sonunda dayanamadı, sesi neredeyse bir fısıltı kadar kısıktı ama taşıdığı acı çok derindi: “Öldür beni...” dedi. Gözlerinden yaşlar değil, çaresizlik akıyordu. Serdar, usulca ayağa kalktı. Çekici omzuna attı, s

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD