Uzun ve yorucu saatlerin ardından nihayet ameliyathane kapısı aralandı. Steril beyaz önlüklere bürünmüş doktorlar ile hemşireler ağır adımlarla dışarı çıktı. İçlerinden biri elinde kan lekeli eldivenleriyle maskesini yavaşça çıkardı. Yüzlerinde yorgunluğun, omuzlarında saatlerce süren savaşın izleri vardı. Bahar Hanım, ameliyathane kapısının önünden bir an olsun ayrılmamıştı. Ne saatin kaç olduğunu fark etmişti ne de göz kapaklarının ne kadar ağırlaştığını. Kalbi, içeride yaşamla ölüm arasında sıkışıp kalan oğlunun her nefesiyle çarpıyordu. Koridordaki soğuk plastik sandalyede sessizce dua etmiş, ellerini defalarca ovuşturmuş, dudaklarıyla oğlunun adını sayıklamaktan kendini alamamıştı. Ve şimdi... Kapı açılmıştı. Bir anda oturduğu yerden fırladı. Ayakları titreyerek yere bastı ama

