EFSUN Duyduklarımla gözlerimi kısıp derin bir iç çektim. Göğsümde büyüyen hayal kırıklığını bastırmak istercesine, sesim neredeyse bir fısıltıya dönüştü. "Mahkeme uzatıldı… öyle mi?" Miran başını yavaşça kaldırdı. Göz göze geldiğimizde, gözlerinin içinde karanlık bir yük, yüzünde ise içini kemiren bir sıkıntı vardı. Sadece bir kelimeyle yanıtladı. "Üzgünüm, Efsun..." Bu iki kelime, boğazımda düğüm oldu. Sessizce duvara yaslandım, betonun soğukluğu sırtımdan içime işledi. Ama asıl üşüten, onun bile çaresiz oluşuydu. "Sizin elinizde olan bir şey değil, avukatım." Bakışlarımı onunkilerden ayırmadım. "Hakimin kararına karışamıyorsunuz, biliyorum." Miran bir adım attı. Parmak uçlarıyla hafifçe kollarıma dokunduğunda, içim ürperdi. Soluk alışım hızlandı, nefesim göğsümde titredi. Gözler

