Hüküm 🥀

1086 Words
Bozkurt Demirhanlı Konağı’nda bir odada kilitliydi. Azer ise kendi konağında, çalışma odasında tek başına oturuyordu. Masasının üzerinde Ceylin’in raporu, Bozkurt’un telefon dökümleri, sıra gecesindeki fotoğraflar… Ama Azer’in içini kemiren başka bir soru vardı. Bozkurt sadece Ceylin’le mi oynamıştı? Urfa’da hiçbir erkek tek kızla yetinmezdi. Bozkurt Soylu gibi biri hiç yetinmezdi. Azer telefonunu kaldırdı. “Zehra,” dedi. Zehra, Soylu Konağı’nda çalışan yardımcı kızdı. Tanırdı kızı . Devran sayesinde. Gençti, sessizdi. Ve para karşılığı konuşmaya hazırdı. “Dinliyorum ağam .” “Soylu Konağında olanı biteni anlat bana . Bozkurt kimle ne yapardı. ” Zehra bir an sustu. Sonra fısıldadı: “Bir kız var ağam .Kumru . Kız ona kör kütük âşık.” Azer’in gözleri karardı. “Emin misin?” “Evin içinde herkes bilmez .. Bozkurt kızın odasına giderdi, gece mesajlaşırdı. Kumru hep ağlardı sonra.” Azer sigarayı yaktı. Dumanı yavaşça üfledi. “Konağa geç , ” dedi. “Kızın yanına yaklaş. Arkadaşı gibi davran.” “Peki ağam .” “Kimseye tek kelime etmeyeceksin. Kızın odasını karıştır. Bir şey bulursan bana geleceksin.” Telefon kapandı. Azer sandalyesine yaslandı. Demirhanlı kızını kandıran bir adam… Soylu Konağı’nda bir kızı daha yakmıştı. Bu onun için kişisel bir mesele olmaya başlamıştı. Gece Soylu Konağı sessizdi. Kumru odasındaydı. Gün boyu ağlamış, bitkin düşmüştü. Zehra mutfaktan çay alıp Kumru’nun odasına gitti. “Kumru ,” dedi yumuşak bir sesle. “Çok üzgünsün. İstersen konuşalım.” Kumru başını kaldırdı. Gözleri şişmişti. “Yok iyiyim” dedi. Zehra yatağın kenarına oturdu. “Ben sır tutarım Kumru hadi anlat ne bu halin ? .” Kumru bir an tereddüt etti. Sonra fısıldadı: “Bozkurt…” Zehra içinden gülümsedi. Ama yüzüne merhamet maskesi taktı. “Seviyor mu seni?” Kumru dudaklarını ısırdı. “Ben öyle sanıyordum.” Zehra elini Kumru’nun elinin üzerine koydu. “Erkekler böyledir. Ama sen çok değerlisin. Üzülme biri gelir biri gider .Ağa oğlu o bize bakmaz kandırmış seni işte . ” Kumru ağladı. Zehra birkaç dakika sonra ayağa kalktı. “Ben çay koyayım sana.” Kumru başını salladı. Kumru lavaboya gitti uzun süre kaldı . Zehra Kumru’nun odasına döndü kız yokken . Kapıyı kilitledi. Yatağın altına baktı. Çekmeceleri karıştırdı. Sonra komodinin altındaki küçük defteri gördü. Kilitli değildi. Açtı. Sayfalar doluydu. Tarihler, duygular, Bozkurt’un adı… “Bozkurt bana ‘bekle beni’ dedi. Bir gün beni isteyecekmiş.” “Onunla evlenmeyi hayal ediyorum. Çocuklarımızın adını bile düşündüm.” “Damla , kızım olursa adı Damla . Bozkurt bana yalan söylemez benimle evlenmek istiyor .” Zehra sayfaları çevirdi. Kalbi hızlandı. “Onu çok seviyorum. O benim kaderim.” Zehra defteri kapattı. Yerine koydu. Her şeyi aynen bıraktı. Ama artık emindi. Bozkurt sadece Ceylin’i değil, Kumru’yu da kullanmıştı. Gece yarısı Zehra Demirhanlı Konağı’nın arka kapısından içeri alındı. Kimse görmedi. Azer çalışma odasında bekliyordu. Zehra başını eğdi. “Buldukların?” “Günlüğü var,” dedi Zehra. “Bozkurt’a kör kütük âşık. Sevgili olduklarını yazmış.” Azer’in gözleri buz kesti. “Emin misin?” “Evet ağa. Sayfalar dolu. Hayal kurmuş, evlilik hayalleri yazmış.” Azer sandalyesinden kalktı. Yavaşça pencereye yürüdü. Bozkurt Soylu, iki kızın hayatını aynı anda yakmıştı. Ceylin hamileydi. Kumru yıkılmıştı. Azer dişlerini sıktı. “Git,” dedi Zehra’ya. Zehra çıktı. Azer yalnız kaldı. Telefonunu aldı. Bozkurt’un tutulduğu odayı aradı. “Ne yapıyor piç ! ,” dedi. Sonra fısıldadı: “Biraz hırpalanmış olsun sabah ! .” Demirhanlı ve Soylu aşiretleri aynı gece, Urfa’nın dışında eski bir taş konakta toplandı. Burası düğünlerin, barışların ve kan davalarının karar verildiği Aşiret Meclisiydi. Avluda uzun masalar kurulmuştu. Yaşlı ağalar, kanaat önderleri, aşiret reisleri… Herkesin yüzünde ağır bir ciddiyet vardı. Bu, sıradan bir mesele değildi. Bir ağa kızının hamile kalması… Ve failin düşman aşiretten bir erkek olması. Bu, sadece bir namus meselesi değil, savaş sebebiydi. Azer Demirhanlı avluya girdiğinde herkes sustu. Siyah takım elbisesi, sert bakışları, yanında Devran ve silahlı adamları… Gözleri ateş gibiydi ama sesi soğuktu. Bir hükümdar gibi yürüdü, masanın başına geçti. Karşı tarafta Selmangazi Soylu oturuyordu. Yanında yaşlı reisler, aşiret büyükleri ve birkaç avukat gibi konuşan genç kuşak temsilcileri. Bozkurt yoktu. Demirhanlı konağında tutuluyordu. Meclis Açıldı .... En yaşlı ağa bastonunu yere vurdu. “Bu mesele kan meselesidir. Konuşacak olan sırayla konuşur.” Azer ayağa kalktı. Ses tonu sakin ama keskin bir bıçak gibiydi. “Benim kız kardeşim bekar. Karnında çocuk var. Faili belli ulan Urfa şahidim olsun sıkacam o ite ! kan davası baslasın amına koyayım .” Bakışlarını Selmangazi’ye dikti. “Soylu’nun oğlu.” Avluda mırıldanmalar yükseldi. Azer devam etti: “Bu coğrafyada bunun hükmü bellidir. Töre açık. Bu namus meselesi kanla temizlenir.” Bir ağa başını salladı. “Doğru.” Başka biri mırıldandı: “Demirhanlı’nın kızı sahipsiz değil.” Selmangazi’nin Savunması ise değişikdi . Selmangazi ayağa kalktı. Sesi sakin ama ağırdı. “Bozkurt benim oğlum. Hata yaptıysa sorumluluk alır.” Azer’in gözleri büyüdü. Selmangazi devam etti: “Çocuk ondan ise nikâh kıyılır. İki aşiret arasında kan dökülmez. Bu topraklar yeterince kan gördü.” Masadaki yaşlılardan bazıları başlarını salladı. “Barış iyidir.” Ama Azer’in yüzü taş kesilmişti. Azer masaya yumruğunu vurdu. Taş bardaklar titredi. “Demirhanlı kızı nikâhla mı temizlenecek?” “Soylu’nun oğlunun namusumuza uzanan eli nikâhla mı aklanacak?” Sesini yükseltti: “Ben kız kardeşimi siyasi anlaşma malzemesi yapmam!” Gözleri Selmangazi’ye kilitlendi. “Bu çocuk benim namusuma leke sürdü. Töre belli. Hüküm: ÖLÜM.” Avluda sessizlik çöktü. Ağaların Kararsızlığı Yaşlı ağalardan biri konuştu: “Kan davası iki aşireti yakar.” Bir diğeri: “Bu iş nikâhla kapanırsa iki taraf da kazanır.” Azer soğukça güldü. “Kazanç değil bu. Bu, Demirhanlı’nın diz çökmesi demek.” Selmangazi ağır adımlarla Azer’e yaklaştı. “Ben oğlumu mezara göndermem.” Sesi tehdit değil, hüküm gibiydi. “DNA yapılır. Çocuk ondan ise nikâh kıyılır. Soylu’nun oğlu töreden kaçmaz ama kurban da edilmez.” Azer’in damarları kabardı. “Demirhanlı’nın hükmü pazarlık değildir.” Yaşlı ağa bastonunu tekrar yere vurdu. “Bu meclis kan istemez. Ama töre de çiğnenmez.” Selmangazi’ye döndü: “DNA yapılır.” Azer’e baktı: “Sonra tekrar toplanırız. O zamana kadar oğlum rehin kalır.” Azer dişlerini sıktı. Ama başını salladı. “DNA sonucu ne lan , ulan belanızı sikecem ulan . Düşündü sıkıntı ile nefes verdi "tamam ulan DNA testi gelene kadar…” dedi. “Bozkurt Demirhanlı’nın elinde kalacak.” Selmangazi’nin gözleri karardı ama sustu. Gece Biterken Toplantı dağıldı. Ama kimse rahatlamadı. Bu sadece fırtına öncesi sessizlikti. Azer arabasına binerken Devran kulağına eğildi: “Bu iş nikâhla kapanmaz Azer.” Azer camdan dışarı baktı. “Biliyorum,” dedi. “Ben Demirhanlı’yım. Hüküm kanla verilir.” Ve Urfa’da bir kez daha herkes şunu anladı: Bu mesele mahkemede değil, mezarlıkta çözülebilirdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD