bc

ŞEHVETİN PEŞİNDE (+21) | MAFYA

book_age18+
2.5K
FOLLOW
36.2K
READ
forbidden
badboy
mafia
heir/heiress
friends with benefits
like
intro-logo
Blurb

“Tablonun adı ‘Bir gece’ ve model adı ‘Amber’ yazılıydı. Fiyatını sorduğumda uçuk bir rakam söylediler”

Vittoria.

Bu kadın aştı!

Gerçekten aştı!

Toprak’ın suratına kapatıp Vittoria’yı aradım. Tabi ki yine açmamıştı.

Cihangir yanındaki adamla konuşmasını bitirmiş yine tabloya dönmüş dikkatle inceliyordu.

Tuvalete gidip Vittoria’ya biraz tehditvari bir mesaj attım. Kısa süre sonra telefonum çaldı ve ekranda Vittoria’nın adı belirdi.

“Sen delirdin mi! Kafayı mı yedin!”

“Heves sakin ol!”

“Yine beni aldatıyorsun! Hainlik yapıyorsun! Ne akla hizmet böyle birşey yaparsın?”

“Onun için geldin buraya! İlkin o olsun istiyorsun ve o da seni istiyor! Ben sadece sizi buluşturuyorum”

“Beni satıyorsun!”

“Hayır bitanem. Sadece bu durumdan faydalanıyorum. Neden bedavaya yapasın ki?

Cihangir yeterince zengin. Bu para onu rahatsız etmeyecektir bile.

Sen Cihangir’e ben paraya ulaşacağım Heves!

Ve sana söz veriyorum sonra da çekip gideceğim”

“Seni öldüreceğim Vittoria!”

“Heves şuan sinirlisin ama mantıklı düşün bitanem. Herkes kazanıyor bu yöntemle”

“Amber olarak birlikte olacak olsam zaten daha önce olurdum Vittoria!

Ben bunu Heves olarak, maskesiz yaşamak istiyorum!

Ve öyle olacak!

Cihangir’den aldığın para ve verilen söz umrumda değil!

İstediğini yapmayacağım!” dedim ve sinirle kapattım telefonu.

chap-preview
Free preview
1.AMBER
Kapıyı açtığımda cılız bir ışık karşıladı beni. Küçük elektronik eşyaların ışığından çok daha fazla ama tam aydınlatma sağlamayacak kadar az. Ceketimi havalandırıp silaha attım elimi. Ağır adımlarla içeriye doğru ilerledim. Mentollü sigara kokusu geldi burnuma. Salona adım atıp kokunun ve ışığın merkezine doğru döndüm. Aklıma hiç gelmeyecek bir manzarayla karşılaştım. Elinde sigarayla kızıl saçlı bir kadın bekliyordu beni. Üstündekiler ise… Uzun bacaklarını file çorap sarmalıyordu. Beyaz teni cılız ışıkta dahi dikkat çekiyordu. Çocuksu pembeydi çorap ama o bacaklarda tüm masumluğunu kaybetmiş gibiydi. Bacaklarını örten tek kumaş parçası bu file çoraptı. Çorabın üstünde beyaz parlak renkte çamaşırı vardı, üstündeki korseyle bir bütün gibiydi. Pembe ve beyaz dantellerle kaplı ipleri fazlaca sıkıca bağlanmış, ince belini ve göğüslerini vurgulayan korsesi göz alıcıydı. Bu kadının her bir detayı saatlerce incelenmeyi hak ediyor gibiydi. Korse ancak göğüslerinin çok az bir kısmını kapatıyordu. Eminim uçlarının ortaya çıkması için biraz çekiştirmek yeterdi. Baskısı altında ezilmiş gibiydiler. Üstelik o büyüklükte göğüsleri için… Eminim rahatsız ediciydi. Boynunu bir kolye süslüyordu. Bu mesafeden göremiyordum ama küçük taşlı ufak bir kolyeydi. Sigarasından çektiği dumanı üfledi. Silik dumanın ardındaki yüzüne döndüm. İncelecek pek bir detayı yoktu. Gözlerini perdeleyen korsesi ve çoraplarıyla uyumlu pembe bir maske vardı. Alnını ve yanaklarının dahi büyük bir kısmını kapatıyordu. Tek görebildiğim kırmızı iri etli dudaklarıydı. Sigarayı masanın üzerindeki küllüğe söndürdükten elini saçına attı. Arasından kalemi çektiği anda toplu saçları salındı. Rujundan daha koyu kırmızı ve fazlasıyla uzundu. Omuzlarından önüne düşenler beline ulaşıyordu. Ağır ağır bana doğru yürümeye başladı. Podyumda yürür gibiydi yürüyüşü. Topuklu ayakkabısı gecenin sessizliğini bozuyordu. Yaklaştıkça belirgin şeker kokusu burnuma dolmaya başladı. Gözlerimi vücudundan alamadam bir türlü. Aramızda bir adım kala durdu. Elini göğüslerinin arasına attı. İşaret parmağını ve orta parmağının arasında ilerlettikten sonra bir kağıt parçası çıkarıp bana uzattı. İyi ki doğdun! Yazıyordu sadece. Kimden geldiğine dair birşey yoktu. “Kim gönderdi seni?” dedim ama cevaplamak yerine dudaklarını yukarı kıvırmayı seçti. Aramızdami mesafeyi kapattıp iyice yaklaştı. Aynı kokusu gibi nefesi de şeker kokuyordu. Gözlerini görmeye çalıştım küçük penceresinden ama küçük tül parçası gölgeliyordu ve bu cılız ışık bana hiç yardımcı olmuyordu. Sağ eli elimi buldu ve sıkıca kavradığım silahı elimden alıp ileriye doğru fırlattı. Boşta kalan elimi tekrar sardı. Kadınlarla beni kolay kolay heyecanlandıramayacakları kadar deneyimim olmuştu. Ama bu kadın beni farklı bir şekilde heyecanlandırmıştı. Galiba birkaç aydır sevişmemiş olmamın da etkisi vardı bunda. Ve tabi aldığım alkolün. Arkasını döndü ve geldiği gibi ağır adımlar atarak beni peşinden sürükledi. Salondan çıkıp küçük odaya doğru ilerledik. Eve bu kadar hakim oluşu kuşkulandırsa da önümde salınan kalçaları fazlasıyla dikkatimi dağıtıyordu. Kısık bir müzik sesi duymaya başladım, adım attıkça yükseldi ses. Kullanmadığım küçük odalardan birinin önünde durup bana döndü ve gülümsedikten sonra kapıyı açtı. Müzik sesi daha da yükseldi. Aynı salondaki gibi cılız bir ışık vardı bu odada da. Kadının kalçalarından gözümü alınca yerdeki iki büyük mumu farkettim. Birkaç adım daha sürüklendi ve odanın ortasında durduk. Hemen arkamda bir sandalye duruyordu. Önümde durdu ve göğsüme koydu ellerini. Ceketimin yakalarına sarılıp iyice yaklaştı bana. Boynuma eğildi koklar gibi. Küçük burnu dantellerin ardından sürtmeye başladı boynuma. Nabzım epeyce hızlanmaya başladı… Çeneme gelene kadar kaldırdı başını. Kapalı gözlerini aralayıp gözüme baktığında üzerindeki ceketi çıkarmak için geriye doğru itekledi. Dudaklarının hemen altında küçük bir gamze vardı. Bu kadına dair seçebildiğim tek kişisel şey buydu. Ve saçları… Ona ait değil gibiydi, peruktu muhtemelen. Umrumda da değildi. Ceketi çıkardıktan sonra odanın bir köşesine fırlattı. Etrafımızı saran müzik fazla erotikti. Sekse çağırıyordu. Aynı bu kadın gibi. Göğsüme koydu tekrar ellerini. Başını eğdi ve düğmeleri bir bir açmaya başladı. Açtıkça gülümsemesi büyüdü. Bende aynı zevke ulaşmak istedim ve beline attım ellerimi. Aniden kaldırdı başını ve kollarıma attı elini, başını iki yana sallayıp itekledi. Peki… Başını eğip işine devam etti ve gömleğin tüm düğmelerini açıp iki yana ayırdı. Kasıklarıma dayadı tırnağını. Büyük bir yay çizdi önce. Pantolonum kabarmaya başlamıştı. Tırnağını daha sert bastırarak yukarı tırmandı. Kanıma göğüslerime boynuma son olarak çeneme kadar geldi. Baş parmağını yasladı alt dudağıma. Aynı benim gibi yutkundu o da. Alt dudağını dişlerinin arasına alıp ıslattı. Bu kadar basit temaslara vücudumun böyle tepkiler vermesi şaşırtıyordu beni. Derin bir nefes verdikten sonra ağır ağır çökmeye başladı yere. Dizleri yere değene dek eğildi, tüm bu sürede gözlerini gözlerimden ayırmadı. Bende bana sunduğu sıkışmış göğüslerini izledim zevkle. Dizleri yere ulaştığında başını eğip karşısına baktı. Kabaran pantolonumla karşı karşıya kalmıştı. Aynı ateşli gülümsemeyi takındı yine. İşini çok severek yapıyordu bu kızıl. Dizlerimin hemen arkasına tutundu önce ve başını yasladı bacaklarımın arasına. Sertçe ittirdiğim anda geri çekildi. Tüm kontrolün onda olmasını istiyordu ama sabırsızlığım kontrolümü kaybettirmeye başlamak üzereydi. Elleri bacaklarımdan yukarı tırmandı ve kemeri açtı önce. Sonra pantolonun düğmesi ve fermuar. Öyle ağır ediyordu ki zevk işkenceye dönmek üzereydi. Pantolonu aşağı itekledi ve ayaklarımın üzerine yığıldı. Pantolon baskısından kurtulan sikim yumuşak boxerı da sonuna kadar zorladı ve iyice ortaya serildi. Ağzına alması için sabırsızlanırken ayağa kalktı ağır ağır. “Hayır güzelim, onu ağzına almalısın!” dedim. Yine sadece gülümsedi. Elini göğsüme yasladı ve itekledi. Arkamdaki sandalyeye oturdum. “Kucağıma mı? Peki…” Zevkle! Yine tırnaklarını çıkardı ve omuzlarıma sarıldı. Etrafımda bir tur attı. Sikim iyice ağrımaya başladı. İçine acilen girmem gerekiyordu! Sol yanımdan geldi ve dizime oturdu. Elimi beline attım yine. Bileğimi kavrayıp yine itekledi. Sabırsızlığıma sinir de ekleniyordu. Omuzlarıma koydu iki elini ve iyice yaklaştı. Alnını alnımı yasladıktan sonra gözlerime baktı yine. Garip ve güzeldi rengi. Kehribar! Loş ışığa rağmen açık kehribar rengini net olarak seçebildim. Araladığı kırmızı dudakları dudaklarımı bulduğunda sonunda gerçek bir temasın rahatlığı sardı. O da sessizce inledi. Dolgun dudakları da tatlıydı. Hem tatlı hem ateşli. Bacağımın üzerinde doğru dürüst ağırlığı bile olmayan kızıl sadece dudaklarıyla baştan çıkardı beni. Alt dudağımı dudaklarının arasını emip dişlerini geçirdi. Biraz çekiştirince kapattığım gözlerimi açtım. Tülün ardındaki gözleri meydan okur gibi bakıyordu bana. Biraz daha bastırdı dişlerini ve kanın paslı tadı geldi dilime. O tadı silen ateşli kadının dili oldu. Gözlerini kapattı ve sadece dudaklarımla sevişti dakikalarca. Bazen daha romantik bazen daha hoyratça çekiştirip durdu dudaklarımı. Duraksayıp geri çekti dudaklarını ve yine alnını alnıma yasladı. Bir elimi sardı ve dizinin biraz üzerine koydu. Yukarıya doğru kaydırdıkça file çorap elimin altında karışıyordu. En yukarıya kadar tırmandı. Sanki ilkmiş gibi heyecanlanarak ilerlettim elimi. Bacaklarının arasının hemen önünde durdurdu beni. Elimin üzerine yasladı elini ve bacağı ellerimizin arasında sıkıştı. Sertçe sıkmama sebep olduktan sonra acıdan zevk alır gibi gülümseyerek inledi. Bacaklarının arasına ulaşacağımı düşünürken kızıl yine beklemediğim birşey yaptı ve elimi itip ayağa kalktı. Bu uzaklaşmasan hoşlanmadım ama daha iyisini yapıp bacaklarımın arasına geçti ve arkasını dönüp kucağıma oturdu. Dizlerimden tutunup öne doğru eğildi ve sürtünmeye başladı. Çamaşırı kalçalarının arasına toplanıp sıkışmıştı. Şekilli kalçalarını file desenleri süslüyordu. Önce kalçasını yukarıya yasladı, sonra ağır ağır bastırarak aşağı… İçine giremediğim yetmiyormuş gibi arada onlarca kumaş parçası vardı. Belinden tutup durdurdum ve boxerı aşağı itekledim. İki elimle ince belini kavrayıp sertçe oturttum kucağıma. “Devam et!” dedim. Nihayet tüm baskılardan arınmış sikim kızılın bacak arasına yaslandı. Üzerinde aşağı yukarı kaydı dakikalarca. “Bu şekilde boşaltamazsın beni güzelim!” dedim. Ya da bu şekilde boşaltabilecek bir kişi varsa kesinlikle o sensin! Dizlerimi sıkıp doğruldu ve sırtını göğsüme yasladı. Omuzuma başını atıp boynunu sundu bana. Ellerimi buldu yine elleri ve karnına yasladı. Birini sıkıca sarıp sabitlerken diğerini vücudunda bir gezintiye çıkardı. Dar korseyi takip ederek göğüslerine çıktık. Birinin üzerine serbest bıraktıktan sonra yüzünü baba döndü ve birşeyler söyledi. Kısık sesle ve bilmediğim bir dilde bir cümle söyledi. Ne söylediği hakkında gram fikrim yoktu ama o kısık sesi beni iyice ateşlendirmeye yetti. Altımda inlerken nasıl bağırdığını hayal ettim biran. Göğsünü sertçe avuçladım bir kez. Tahmin ettiğim gibi korse de o göğüsleri serbest bırakmak için fırsat kolluyordu. Belirginleşmiş küçük tomurcuk avucumun içine sürttü. Dolgun göğüslerini avuçlarken dudaklarıma kapanan dudaklarını öptüm iştahla. Bacaklarının arasına çarpan sikim artık alarm veriyordu. Biran önce boşalmam gerekiyordu. Bu basit kadının küçük oyunları fazla etkili olmuştu. Teni yakıyordu sanki. Dudaklarımdan çekildiği anda, “Oyalandığımız yeter! Boşalt beni” dedim. Yine gamzesini çıkaracak şekilde gülümsedi ve toparlanıp kalktı kucağımdan. Soyunup tekrar kucağıma oturmasını bekliyordum. Korseden taşan göğsüne diktim gözlerimi. İştahla yaladım dudaklarımı, tadına bakılasıydılar! Kadın bacaklarımın arasına iyice yaklaştı ve yine diz çöktü. “Hayır güzelim! İçine girmek istiyorum! Seni sikmek istiyorum” dedim. Gözlerini sikimden ayırıp kaldırdı başını ve gözlerime baktı. Hem masum hem ateşliydi gülümsemesi. Yüzünün yarısını saklayan maskeden nefret ettim. Alay eder gibi gülüp başını bacaklarımın arasına sokmaya başladı. Göbeğime doğru yükselmiş sikimin en altına yasladı dilini. Biraz öne doğru kaydım ve daha rahat hareket etmesi için alan açtım. Dudaklarını öpüşür gibi yasladı. Fazlasıyla kan pompalanan sikim hafifçe seğirdi. Kadın mırıldanarak yukarı kaydırdı dudaklarını. Omuzundan öne düşen saçlarını topladım ve elime doladım. Manzaramın bir saniye dahi kapanmasına müsade edemezdim. Ucuna varana dek dili ve dudakları sikimi okşadı. “Ağzını al artık!” dedim göğüs kafesimi zorlayan kalp çarpıntısı eşliğinde. Küçük elini etrafına dolayıp aşağı eğdi ve gözlerini bana dikti. Belli belirsiz gördüğüm dudakları ve gözleri arasında gidip geldim. Dudaklarını aralayıp dilini çıkardı dışarıya ve sikimin başına yasladı. Kafasını geriye doğru ağır ağır kaldırarak tüm dilinin üzerinde sürttü. Adeta bir dondurma yalar gibiydi. O keyifle mırıldanırken ben inledim. Bir kez daha yaptı. Sanırım gerçekten içine girmeye gerek kalmadan boşalacaktım. Dudaklarını daha genişçe araladı ve sonunda sikim ağzıyla buluştu. Dudaklarını sıkıca bastırarak içeri doğru ittirmeye başladı. Duyanın acı çektiğimi zannedeceği şekilde inledim. Kadının saçlarını bırakıp sandalyenin kenarına tutundum. Damağına sürterek ağzının en derinlere itekledim kendimi. Tamamını ağzına dolduramayınca eliyle destekledi. Gırtlağına kadar soktuğum sikimi emdiği anda boşalmaya yaklaştım. İçine bile girmeden boşalacağımı bilmek biraz garip hissettirdi ama bu kadının amacı da bu gibiydi. İşinde başarılı bir kadın! Ağır ağır emerek geriye çekildi. Ben tekrar iteklemeye çalışsam da kontrolü yine eline aldı ve beni çaresiz bıraktı. Dişlerini başına dayadı ama baskısı tatlı bir ürperti oluşturacak kadardı. Dişini hafifçe sürterek tekrar ağzını doldurdu. “Ahh! Çok iyisin!” Dudaklarını tekrar sıkıca kapatıp gözlerini bana dikti. “Hadi kızıl! Ağzına boşalmak istiyorum” dedim. Sandalyeye yasladığım elimi aldı ve kendi aletime doladı. Dudaklarıyla kasıklarım arasında bir alanı sardı parmaklarım. Pek hoşuma gitmedi ama kendimi tamamen ona bırakmıştım… Bacak arama iyice yanaştı ve ellerini dizlerimin üzerine koyup sıktı. Sonra sikimi ağzının içinde hızlıca kaydırmaya başladı. Arada öğürecek kadar zorladı. Gözümü biran kırpmadan izledim kızılı. Nefessiz kalmaya başlayınca dizlerime sardığı elleri daha da sertleşti. Burnundan zorlanarak soluyordu. Elimle dudakları birbirini takip ederek sikimin üzerinde kayıyordu. O daha sert emdikçe ben daha da sıktım parmaklarımı. Boşalacağımı hissettiğimde iyice sertleşti, kızıl iyice hızlandı. Soluduğum hava yetmiyordu artık. Kızıl dudaklarını aniden araladı ve geri çekildi. “Siktir!” Sadece birkaç saniye vardı. Dilini dışarı çıkardı ve sikimin başının altına destekleyip bekledi. Ağzının içi spermlerimi fışkırtmam için açık bekliyordu. Elimi birkaç kez daha kaydırdım ve sonunda kızılın ağzını sperme buladım. Yaşadığım en iyi değil ama en unutulmaz seksti. Kızıl tamamını yutarken ben nefes nefese başımı geriye attım. Gözlerimi tavana dikip soluklanmaya çalıştım. Kalbimin sesiyle uğulduyordu sanki oda. “Oh!” Derin bir nefes alıp verdim. Kızıl doğrulunca bende başımı eğdim. Göğüslerinin arasına attı elini tekrar ve bir kart daha çıkardı. Bu kez çok daha küçüktü ve siyahtı. Üzerime eğilip dudaklarımdan öperken kartı göğsüme yapıştırdı ve geri çekildi. Hemen kartı alıp baktım. Amber Anlamını pek çözemedim ama eğer gözleri lens değilse amberin anlamı gözlerindeydi. Geriye doğru adım atıp arkasını döndü. “Gidiyor musun!” Tüm gece kalmasını dilerdim. Dönüp bakmadı. “Bekle!” dedim ve kalktım ayağa. Kapıyı açıp çıktı ve bende peşine takıldım. Hatta önüne geçtim. “Kim gönderdi seni?” diye sordum. Gerçek doğum günümü bilen çok kişi yoktu. Kızıl cevap vermeden baktı sadece. “Kimsin sen?” dedim. Hafifçe gülümseyip işaret parmağını dudaklarıma bastırdı. “Konuşmayacak mısın?” Başını salladı iki yana ve çekilip gitmeye kalktı. “Ya bir daha çağırmak istersem?” Yüzünü bana dönüp gerçek bir gülümseme bahşetti ama yine cevap vermedi. Arkasını dönüp yürümeye devam etti. Masadan çantası ve ceketini aldıktan sonra arkasına bakmasını beklemiştim ama dönmedi. Kalçasını iki yana sallıyarak ve saçlarını savurarak çıkıp gitti evden. Amber… Kimsin sen…

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.3K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
524.6K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
79.1K
bc

HÜKÜM

read
224.6K
bc

PERİ MASALI

read
9.5K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook