Koridorlarda ilerleyip acildeki yataklardan birine onu yatırdım hastanenin sakin olduğu nadir anlardandı henüz asistandım.
Ben onu yatırıp bir yandan yardımcı olurken midesi şiddetle guruldadı.
“adın ne teyzecim?” adını bilmesini umdum.
“adım... Adımmm” mırıldandı ama adını söyleyemedi. Panik yaptığında elini tuttum.
“tamam sorun değil hatırladığında söylersin sana ulaşacak arayacak biri varmı teyzecim?”
Yine düşündü, “torunum var sami o beni çok arar” dedi kendi adını bilmeyip torununu hatırlaması ilginç geldi.
Bir yandan adını bile hatırlayamayan bu kadına sahip çıkamadıkları için çok sinirlendim. Nasıl tek başına bırakmışlardı?
“benim adım da yasemin çok mu seviyorsun sen torununu?” dedim gülümseyerek.
“pek severim oda beni pek sever ama beni ararda bulamazsa çok üzülür”
“buluruz ben şimdi kantine gidiyorum bir yere kaybolma geleceğim. Hem hastane polisine haber veririz bir gelen giden olursa senin için haberimiz olur” Gülümsedim.
“Allah razı olsun güzel kızım” dedi.
Bende fazla oyalanmadan kantine girdim çünkü mesai saatim başlamak üzereydi. 2 tost ve çay alıp acile doğru ilerledim.
Koridoru dönerken önümde Fırat belirdi. Kafasında bir bant vardı.
“ooo yasemin hanımlar teşrif edebilmiş bakıyorum”
Onu geçmek için yana doğru adım attığımda önüme geçti, “seni öyle hemen bırakır mıyım sandın?”
“ne yaptığın umurumda değil” ifadesizce konuşmaya özen gösterdim.
“istediğimi alana kadar yakandan düşmem yasemin sana burayı cehennem ederim öyle bir duruma gelirsin ki ayaklarıma kapanıp bana yalvarırsın!”
“rüyanda anca” yine ilerlemek istediğimde önüme geçmişti ve şeytan hayalarına bir tane yapıştırmam için bana fısıldıyordu.
“belki bana her gün giydiğin külotlarından getirirsen” dedi kafasını işaret ederek, “buna sebep olduğu için seni affederim”
“kaşınma Fırat başka bir yerlerini de ben kıracağım şimdi başımdan siktir git”
Ben ona çarpıp giderken bir anlığına arkama baktım ve elleri cebinde sırıtıyordu. O muşmula suratını dağıtmak istiyorum ama bu cezası olan bir davranış.. Maalesef....
Acile girdiğimde teyze bıraktığım yerde değildi. Sağı solu gezip baktığımda hala yoktu sonra mesai saatim geldiği için üzerine düşmedim. Ama Fırat yapacağını yapmıştı hiçbir şekilde bana düzgün bir iş verilmiyordu. Öğlene kadar vaktim dosya düzenlemekle geçti. İyi yanı asistan arkadaşlarımdan uzaktım ama hala etrafta ‘bak bu o kız hani videoda ki yazık’ gibi şeyler duymuştum.
Göz ardı etmeye çalıştım. Ve sonrasında bana stajyerlere verilen işler verildi. Pansuman basit iğne vurmak gibi şeyler ben intörn doktorum benim bir kaç ameliyata girip bir şeyler öğrenmem yada hastaları gezip kendimi geliştirmem gerekirken hemşire gibi oturuyorum. Duyduğuma göre Fırat bey ‘eline neşter almayacak hatta mümkünse iğne bile vurmayacak angarya işleri yıkın üstüne’ demiş.
Sanki aldatılan haksızlığa uğrayan ben değilmişim gibi birde bana ceza veriliyordu cibilliyetine sıçtıklarım!
Borcum çok olmasa asla bu hastane de kalmazdım ama borcum vardı düğün için yapılan masrafların çoğu benim kredi kartımdan olmuştu ve kıt kanaat geçiniyordum. Eğer çalışmazsam beni çok zor günler bekliyor demektir.
“yasemin?”
“efendim, beril?”
“46 ya iğne, 12 numaraya pansuman ve vıp odasından biri seni istiyormuş acele et”
Başımı salladım şu uyuntu kız bile bana üstten bakar hale gelmişti. Denilenleri yaptım pansuman iğne serum ve bir kaç şey daha en son vıp odasına giderken, oldukça yorgundum mesaimin bitmesini dört gözle bekliyordum.
Vıp odasında sabahki teyzeyi bulmayı beklemiyordum Fırat da oradaydı.
“gir şu kadına bak sabahki kızı istiyorum diye tutturdu! Serumu takılacak aman diyim yasemin aramızdaki muhabbeti kadına yansıtma önemli biri”
“ben sen miyim? İşle özel hayatı karıştırıp angarya işleri üzerime yıkan sensin!”
Onu takmadan içeriye girdim. Kadıncağız bir köşede ayakta bekliyor etrafına korkarak bakıyordu. Bu hali içimi sızlattı. Eş zamanlı olarak gözlerimiz buluştuğunda, beni gördüğüne sevinmiş gibiydi.
“çıkar beni buradan yasemin beni zorla buraya getirdiler”
Bekir abi bana yalvarırcasına baktı.
“şekeri düşmüş bir şey yemiyor serum takacağız ama illa da yatmam diye tutturdu”
“tamam şimdi hepsi çıkacak ben sana güzelce serum takacağım. Sonra bir şeyler yemen için geri geleceğim hatta beraber yeriz.”
“ama torunumu da ara gelsin”
Bekir abiye döndüm vıp ye aldıklarına göre herhalde birine ulaşmışlardır.
“aradık geliyor”
“bak geliyormuş hadi sen rahatla artık otur bende geliyorum”
Sözümü dinleyip oturdu bende serumu hazırlamak için odadan çıktım alt kata indim her şeyi hazırlayıp odaya doğru yol aldım.
Asansöre doğru giderken, karşımdan gelen adamla bir elektirik dalgası geçti bedenimden ama hemen toparladım beni görmesin diye hızlı adımlarla asansöre binerken, çoktan bakışları bana kaymıştı. Lanet olsun hayat neden sürekli işimi zorlaştırıyor ki?
Asansörün düğmelerine hızlı hızlı bastım. Kapanmaya başladığında rahat bir neden alıyordum ki araya giren el buna mani oldu kapı sonuna dek açıldı.
Gerildim.
Panikledim.
Ama, sessiz kaldım.
“yasemin hanım sizi burada görmeyi beklemiyordum” dedi yan yan bakarak elleri cebinde oldukça rahattı.
Aniden aklıma gelen fikirle cevap verdim sonuçta içkiliydim ve hatırlamasam garip olmazdı..
“pardon tanıyamadım beyefendi?”
Tek kaşını kaldırıp gerçekten mi diye bana baktı.
“hatırlamıyor musun?”
“yok hatırlamıyorum belki anlatırsınız?”
Üzerime doğru eğildiğinde asansör istediğim kata gelmişti ve hemen çıktım. Bir anda heyecanlanmıştım. Ve adamda ardımdan çıkınca korktum zaten her şey yeterince karmaşıktı birde bu adam peşime takılırsa yandım demektir. Panikle,
“gelmesene peşimden! ” hemen dudaklarımı birbirine bastırdım. Olmadık yerde başıma olmadık işler geliyordu acaba kurşun mu döktürseydim. Yıldızım çok düşmüş olmalı.
“hastam var ona geldim sana değil üzerine alınma” dedi.
Bir odaya girecek inşallah diye beklerken benimle beraber yürümeye devam ediyordu. Teyzenin odasına geldiğimizde benimle beraber içeri girmeye niyetlendi.
“yok artık ya sende mi buraya” dedim ona bakarak. Cevap vermedi içeriye girdik. Ben işime koyulurken kadın heyecanla ona sarıldı? Torununun adı sami değil miydi?
“sultanım sen yine benden habersiz gittin anlaştık seninle gitmeyecektin artık”
“babanı görmeye geldim” Kutay derin bir nefes alıp ellerinden öptü.
“ama ben seni çok merak ettim korktum ya sana bir şey olsaydı?”
‘o zaman sahip çıksaydın yaşlı başlı kadını nasıl tek bıraktın’ demek geldi içimden ama gülmekle yetindim.
“komik bir şey mi vardı yasemin hanım?” kutlayın sorusu ile döndüm.
“yok ne olabilir ki?” dedim manalı manalı “sen kolunu uzatır mısın teyzecim?” kadın dediğimi yaptı bir yandan da torununa,
“sami benim adım neydi yasemine söyleyeceğim” Kutay bir bana Bir ona bakarken,
“ayşe hafize” dedi di Kutay ben bu sırada damar yolunu açmıştım hemen serumu takıp hazırladım.
“bak adım Hafize benim” dedi yine elini uzatarak.
“çok memnun oldum o halde Hafize teyze adın çok güzelmiş” iltifatım karşısında kısa bir gülüş attı.
“ben şimdi çıkıyorum daha sonra serum bitince gelirim”
“ama daha bir şeyler yiyecektik” dedi Hafize teyze torununu işaret ettim.
“e geldi ya torunun siz beraber yersiniz benim çalışmam gerekiyor”
“torununa yalvarırcasına baktı “oda benimle kalsın sami diğerleri beni korkutuyor hem söz verdim beraber yiyecektik”
Nenesinin bu ısrarını anlamasa da kırmadı. Dışarı çıkıp geldikten sonra “mesain erken bitti şimdi kalabilir misin?”
Hemen nasıl izin almıştı bilemedim. Ama kadıncağızı kırmak istemedim kutayım delici bakışlarını ise görmezden gelmeye karar verdim. Serumu bitene kadar üzerimi değişmek için izin isteyip çıktım. Kutay serumdan sonra dışarıda yiyeceğimizi söylemişti sanki çok gerekliymiş gibi.