Yolda giderken yine yaşlarım durmuyordu. Sürekli ağlıyordum canım dediğim insanlar ağzıma sıçmıştı. Fıratın evine geldiğimde kapıyı bana hizmetli kadın açtı.
Fırat bok gibi zengindi. Zaten ela büyük ihtimalle para için onunla beraberdi. Fıratı pek sevmesem de bilmeye hakkı vardı.
Kadın beni üst kattaki fıratın odasına yönlendirdi. Kapının önüne geldiğimde çok gergindim. Nasıl söyleyecektim. Elaya çok aşıktı. Kendimi toparladım ve kapıyı çaldım.
“gel?” diye bir ses yükseldiğinde hemen içeriye girdim. Pencerenin önündeki koltuklarda oturuyor bir yandan bilgisayara bakıyordu. Belli ki çalışıyordu. Fırat hepimizden büyüktü hatta çalıştığım hastaneye onun sayesinde başlamıştım babasının ortak olduğu bir hastaneydi çünkü.
“şey merhaba Fırat nasılsın?”
“iyiyim yasemin hoş geldin otur şöyle” gösterdiği yere oturdum. Nasıl başlayacaktım diye gerilirken
“ee seni hangi rüzgar attı buraya?”
Bakışlarımı kaçırdım devam etmek zor geliyordu ama bilmeliydi. Anlatamayacağımı fark edince telefonumdaki videoyu açıp yanına oturmak için ayaklandım.
“yani senin için de zor olmalı ama bunu sana nasıl anlatacağım bilmiyorum sanırım izlesen daha iyi”
Telefonumdaki videoyu oynattım ve ona doğru tuttum. Bakışları son derece ifadesizdi. Öfkeden köpürüyor olmalıydı. Zaten kısa bir kesit olduğundan hemen bitti.
“Fırat bişey demeyecek misin?”
“biliyorum” dedi yine ifadesiz bir tonda sanki hiç umurunda değilmiş gibi
“nasıl biliyordun ne zamandan beri nasıl öğrendin.”
Nasıl bilebilirdi ela mı aramıştı yalan yanlış bişeyler mi anlatmıştı eğer önceden biliyorsa bana neden söylememişti?
“başından beri..” gözlerimi şaşkınlıkla kırpıştırdım. Üzerime doğru eğildi.
“tarık ile bir anlaşma yaptık elayı çok beğendiğini söyledi bende izin verdim”
Duyduklarımın şokunu atlatmak çok zordu nasıl izin vermişti elaya aşık değil miydi dahası elanın bundan haberi var mıydı?
“ama sen elayı seviyordun sevmiyor musun?” hayretle sordum.
“seviyorum kalbim bitek ona ait işte siz kadınların anlamadığı şey bu kalbimiz ve cinsel arzularımız farklı şeyler ister elayı seviyorum ama cinsel olarak başkasını istiyorum”
“ne! Bu ne saçmalık hata bendeki sana üzülüp buraya bir şeyleri anlatmaya gelmiştim çok yazık ama bakıyorum sizin nesebiniz baya geniş sizdeki genişlik Konya ovasında bile yok anasını satayım”
Daha hayat beni ne kadar şaşırtabilirdi. Çantamı alıp çıkmak için ayağa kalkarken bileğimden tuttu.
“bir anlaşmadan söz ettim merak etmiyor musun?”
“sizin neyinizi merak edeceğim ben bokunuzda boğulun”
Elimi çekmek istedim ama izin vermedi lanet olsun ki şimdi beni bir telaş sarmıştı. Ayağa kalkıp aramızdaki mesafeyi kapattı.
“o elayı beğenip sikmek istediğini söylemişti bende seni..” söylediği sözler çivi gibi saplanmıştı beynime ve ruhuma.
“N-ne anlatıyorsun sen bırak beni bu kadar iğrenç olamazsınız!”
“neden sana hiç dokunmadı sence çünkü bekaretin için bana söz vermişti”
Elim ayağıma dolandı. Sinsice gülüyordu. Beni aldatması yeterince kötüyken birde beni arkadaşına peşkeş çekmişti. Ondan hızla uzaklaştım.
“sizin iğrenç fikirlerinize dahil değilim eğer o kadar azdıysan çevir kendine sok Tarık’tan ayrıldım benim adıma kimse karar veremez uzak duracaksın benden!”
Adımları bana yaklaşırken ve bir piç gibi gülerken olacakları hissetmiştim bu düşüncelere sahip biri bana zorla tecavüz etmeyi bile deneyebilirdi. Odanın kapısını hızla açıp aklıma ilk gelen yere ziya amcanın odasına koştum.
“siktir! Gel buraya yasemin nereye kaçacaksın!”
Cevap verme gereği bile duymadan bir dakika içinde ziya amcanın odasına varmıştım. Kapıyı çalacak zamanım yoktu ve hemen içeriye daldım. Beni gördüğünde gözlüğünün arkasından huysuzca bakıyordu belliki bir iş görüşmesini bölmüştüm.
“yasemin ne oluyor kızım artık kapı çalmakta mı yok”
“ziya amca özür dilerim ama sana söyl-”
“hiç bir şey yok baba yaseminde şimdi gidiyordu tutturdu düğüne ziya amca da gelsin diye gelip bizzat çağıracaktı.”
Dedi Fırat araya girerek hemen yanıma gelip koluma yapıştı. Parmakları Etimi ezerken canım yanmıştı. Aklınca beni sindirecekti.
“geleceğim dedim ya fırat, sonra konuşalım yasemin şimdi misafirim var”
Ziya amcanın tam karşısında yanık tenli açık kahve gözleri ve kirli sakalı ile yakışıklı bir bey oturuyordu. Onu henüz yeni fark ediyordum belki başkası yanında konuşmak ayıptı ama ben kendimi bu zamana kadar aileme bile ezdirmemiştim.
“hayır ziya amca konuşacak çok önemli şeylerim var” fırattan kolumu zorla koparıp ovuşturdum acımıştı.
“tamam yarım saate işim bitiyor o zaman konuşalım”
“hayır hemen şimdi konuşalım yoksa o sırada bu oğlun olacak sürüngen herşeyi imha eder”
Şimdi dikkatini çekmiş olacağım ki bana devam et der gibi bir harekette bulundu.
“ama biraz özel yani benim değil ama sizin özeliniz” dedim misafire bakarak onun yanında konuşmak hoş olmazdı.
“o bizden sayılır anlat” dedi soğuk bir sesle olanlardan memnun görünmüyordu.
“ela onu biliyorsunuzdur müstakbel gelininiz kendisini nişanlımla aynı yatakta bastım acıdım oğlunuza ihanetini anlatmaya geldim ama meğer oda okeye dördüncü arıyormuş!”
“ne!” dedi hala anlayamamıştı.
“oğlunuz diyorum boynuzları bilerek takmış her şeyden haberi varmış elanın Tarık ile düşüp kalktığından hatta utanmadan birbirlerinin sevgilisini kendilerine peşkeş çekmişler!”
Ziya amcanın bir an kalbine inecek gibi olsa da toparladı. Arkasındaki kitaplığa dayalı bastonuna ulaştı.
Sakat değildi rahatsız hiç değildi tarz olsun diye baston taşıyordu. Öfke ile ayağa kalktı ve oğlunun başına geçirdi. Bastondan mı yoksa fıratın kafasından mı geldiğini anlayamadığım bir ses geldi. Ona üzülmüştüm ama oh olsun ona eşyalarımı toparlayıp sessizce sıvıştım.
Evime vardığımda yorgundum bedenen değil zihnen. Dolaptan bir içki şişesi çıkardım pek içmezdim hatta doğum günü ve özel günlerde bir kadeh içer başka içmezdim oda arkadaşlara eşlik etmek için.
Bedenim duygu değişimini yakalayamıyor ağlarken gülüyor gülerken ağlıyordum. Sonrasında kafam bulanmaya başladı ve sabah köşeye attığım elbiseleri elime aldım.
Neden giyemeyecek olayım ne saçma değil mi? Üzerime siyah jartiyer takımımı giydim. Ve saten elbiseyi de giyindim kendime bakarken çok çirkin miyim sorusu aklımdan çıkmıyordu.
“çünkü senin göğüslerin daha büyük ve sen daha ateşlisin onu ne yapayım”
Aynen böyle söylemişti. Resmi olarak tarığa bir şey söyleyemedim. Onu Fırat halleder diye düşünüyordum ama oda boş çıkmıştı.
Elbette karşılaşacağız ve ona haddini bildireceğim. Ama biraz eğlenmek ve kendimi özel hissetmek benimde hakkım değil mi hem içkim de bitti.
Hazırlanıp hemen kendimi dışarı attım bu gece ne istiyorsam o olacaktı. Sadece kendimi düşünüp bir gece için istediğim gibi davranacaktım.
Yakın zamanda duyduğum popüler bir mekana gittim. İçerideki uzun bar masasına oturdum. Kendime bir içki söyledim arkama döndüğümde öpüşen ve sarılan çiftler vardı eğleniyorlardı. Lanet olsun neden bu kadar çok ağlıyorum?
Gözlerimdeki yaşları makyajımı bozmadan sildim. Omzuma değen el hafifçe sıçramama neden oldu.
“merhaba?”
Sesin sahibi sabah ziya amcanın evinde gördüğüm beyfendiydi. Burada ne işi vardı bilmiyorum.
“merhaba” diye karşılık verdim kabalık olmasın diye.
“üzgün gördüm sizi birde sabah ki olaydan hatırlayınca gelip bir bakayım dedim”
“gerek yok iyiyim saolun”
Bar masasına yaşlandı. Bakışlarımı önüme çevirdim kalan bardağı tek seferde içip bir bardak daha biraz istedim.
“yabancılara anlatmak daha kolaydır içki seni bir yere kadar rahatlatır hem benimde canım sıkkın bir sohbet arkadaşı iyi olurdu.”
İçkinin verdiği sarhoşluktan mı yoksa yaşadığım şeylerin fazla gelmesinden dolayı mı bilemem ama anlatmaya başladı dikkatini vererek beni dinliyordu.
“-öyle işte, canımı en çok yakanlar yıllardır hayatımın baş köşesine koyduğum insanlar bu ihanetlerini kaldıramıyorum”
Elimin tersi ile yanaklarımdan süzülen yaşları sildim.
“arkadaşlar ve sevgililer daima can yakar kimseye haddinden fazla güvenmemek lazım.”
“insan aşık olduğu kişiye güvenmeyecek de kime güvenecek”
“kendine”
“çok saçma sen hiç aşık olmadın mı?”
“aşık olacak kadar güvenmedim”
“yok artık illa kız arkadaşın olmuştur”
“oldu, ama aşık değildim.”
“o zaman neden çıktın ki”
“sevgili olmak için illa aşka gerek yok iki insanın beraber olması için başka sebepler de var”
“nasıl yok şahsen ben sevmediğim bir adamla hayatta sevgili olmam”
“olunca hayrını görmemişsin ama”
Doğru görmemiştim. Cevap veremedim önüme döndüm. Bir yudum daha aldım içkiden ki zil zurna sarhoştum herşey bana çok garip geliyordu yaşadıklarım yine aklımdan geçerken ve benim için söyledikleri karşımdaki adama döndüm.
“bu arada resmi olarak tanışmadık, adım yasemin.” Dedim elimi uzatıp elini uzattı,
“kutay”
“o zamn kutay dışarıdan biri olarak sence ben nasıl biriyim”
Kaşını kaldırıp bana baktı, “çok ağlıyorsun” dedi sırıtarak kastettiğim bu değildi.
“hayır yani bir kafın olarak güzel miyim”
Bu kez beni baştan aşağıya süzdü. Gözlerimle gözleri buluştuğunda,
“yani güzelsin ortalamanın üstündesin ee biraz kısasın o kadar ve madem benim bakış açımı merak ettin bir kaç kilo alsan daha iyi olabilirsin”
Bana güzel demişti güzel bulmuştu. Sanırım aldatılan kadınların çoğu daima kendini suçluyor eksik görüyordu. Bende eksik gördüm. Kendimi o kadar çirkin hissediyordum ki.
Sonra şunu fark ettim o istediği gibi davranırken ben niye kendimi tutmuştum. Belki bende bir gece olsun istediğim gibi davranabilirdim. Hem istediğimde bende çok seksi olabilirdim. Öyle hissetmeye ihtiyacım varmış gibi...
“peki ya seksi miyim eğer bir şansın olsa benimle yatar mıydın?” bu kadar açık konuşmamı beklemiyordu. Afallasa ble toparladı eğer istemeseydi şimdiye hayır derdi.
Oturduğum yerden kalkıp kucağına oturdum belki sarhoş olmasam bu şeyleri hiç yapamazdım. Bedeni altımda kasıldı.
“bence bunu yapmamalısın sarhoşsun” dedi Kutay.
Kollarımı boynuna doladım. Kulağına doğru yaklaştım,
“senin için yeterince seksi değil miyim? Dedim duraksamadan kulağının arkasına ıslak bir öpücük bıraktım dilimle yılan gibi boyuna kadar indiğimde erkekliğinin altımda sertleştiğini hissettim. Bana karşı koyamaması çok hoşuma gitmişti.
Bakışlarını yakaladığımda alev alevdi kendini sıktığı için boynundaki damar kabarmıştı. Kollarımı yavaşça göğsünden daha aşağılara indirmek istedim sert ve kaslı göğsünü hissettim gerçi giydiği gömlekten bile belli oluyordu ama dokunmak daha hoştu. Tam ona dokunacakken elimi tuttu,
“kaşınıyorsun, sorhoşsun ne kadar iyi olsam bile sonuç olarak erkeğim beni baştan çıkarma”
İçki kafamı bilmem kaç promil yapmışken mantık beynimi terk etmiş gibiydi.
“kaşısana seni tutan mı var” dedim gözlerine bakarak adeta meydan okuyordum.
Beni kendine bastırıp dudaklarıma yapıştı. Karşılık vermekten çekinmedim. Hatta bir kaç dakika sonra ona sürünmekten kendimi alamadım onu yakmak isterken ben alev almıştım resmen.
“sen varya acayip bir kadınsın” dedi beni indirip arka koridora çıkardı tuvaletlere varmadan bir önceki koridordan asansöre bindirdi beni.
“bu yasak değil mi?” diye sordum.
“mekanın sahibi benim yani sorun olmaz” dedi sırıtarak onun buraya sahip olabileceği hiç aklıma gelmemişti.