KUMSAL Vücudumdaki her bir hücre 'kaç' diye bağırıyordu. Ani bir kararla olduğum yerden fırlayıp yatak odasına yöneldim. Parmaklarım titreyerek gardırobun kapaklarına asıldım, raflardaki kıyafetleri elime geçirdiğim valize rastgele doldurmaya başladım. Gözyaşlarım kıyafetlerin üzerine düşerken, içimdeki güvenli liman imgesi yerle bir olmuştu. Doğa’nın uykusundaki masum yüzü gözümün önüne geldikçe, kalbim bir kuşun kanat çırpışı gibi göğüs kafesimi dövüyordu. Onu bu evden, bu şehirden, Kartal’ın nefesinin ulaştığı her yerden koparıp götürmeliydim. Korku, bir zehir gibi damarlarımda dolaşıyor, mantığımı devre dışı bırakıp beni sadece en ilkel sığınağıma, babamın kollarına doğru itiyordu. Artık kaçacak yer yoktu. Zaman yoktu. Saklama gücüm yoktu. Tek başıma savaşma gücüm yoktu. Babama

