Bir yetim Aze... Eğer başka bir gün doğumu, başka bir sabah olsaydı,şu pencerenin önünde kart sesiyle öttüğünü zanneden horozu keser yemeğini yapardım. Hoş etini yemek için ilaveten demir dişlere sahip olmak gerekir ya neyse. Tövbe bunun etini pişirmeye bir yığın odun ile yemeye demir diş lazım olur.. Gün doğmuş karşı dağın arasından gülümseyen güneş taa oradan yattığımız odanın içinde yüzüme yüzüme vurmaya başlamıştı. Sabahın altısıydı vakit. Odada saat olmamasına rağmen ne geç ne erken olduğuna adım gibi emindim. Benim görevim bu saatte kalkmaktı kendimi bildim bileli. Güneşte kendini biliyordu. Yazın ayrı kışın ayrı saatlerde de olsa kurban olduğumun dakikası hiç şaşmıyordu mübarek. Eh bizim horoz Çinçin inde hakkını yemeyelim. Senelerdir tek değişen kalınlaşan sesiydi. Yine de

