Birdenbire... Bir ses çınladı kafamın içinde. Tuhaf bir yankıydı bu. Tanıdık... Tedirgin edici kadar tanıdık. Sanki yıllardır zihnimin bir köşesinde pusuda bekleyen biri aniden konuşmaya başlamıştı. Gözlerimi hızla etrafımda gezdirdim. Salondaki yüzlere baktım, taradım... Ablam, babam, Ayaz abi... Hepsi buradaydı. Ama o ses, onlardan hiçbirine ait değildi. O... burada değildi. Peki ya zihnimde yankılanan bu ses de neydi? Bu... Benim içimden gelmiyordu. Değildi. O kadar tanıdıktı ki, içime işleyen karanlık bir şarkı gibiydi. Kalbim istemsizce daha hızlı atmaya başladı. “Boşa etrafa gözlerini gezdirme. Nehrin kıyısında, bir kayanın üstünde oturuyorum. Karanlık gökyüzünü izliyorum. Zihnini gördüm, dağınık. Aklında dönüp duran sorular... Hepsi gereksiz. İçimi bir ürperti sardı. Sesin to

