Sabahın daha henüz aydınlandığı saatlerinde, gözlerime tek bir damla uyku dahi değmeden yatağımdan kalktım. Odama dolan solgun gün ışığı, pencerenin aralığından usulca içeri süzülüyor, griye çalan gökyüzüyle birlikte beni bir bilinmezliğe doğru çağırıyordu. Uyku, geceden arta kalan bir hayaldi sanki, zihnim onun yerine başka bir varlığın hayalini taşıyordu onu. "Bugün de görebilecek miydim onu? Yoksa... Sarı Dev yine geri mi dönmüştü" Bu düşünceler, zihnimde keskin bir kıymık gibi dönüp dururken, bedenim neredeyse otomatikleşmiş hareketlerle günün sıradan ritüellerini gerçekleştirdi. Yüzümü yıkadım, saçlarımı topladım, üzerime sade bir şeyler geçirdim. Ama içimde sade olan hiçbir şey yoktu. İçim karmaşık bir hisler labirenti gibiydi. Aşağı kata, mutfağa indiğimde, baba evinin o tan

