Zor diyorsun,zor olacak ki imtihan olsun.” Mevlana.
Feraye baş ağrısı ile huzursuz bir şekil uyandı yeni güne. Uyanır uyanmaz dün ki yaşananlar geldi aklına. Ne zordu onun için herşeyi doğru yapmaya çalışırken hep yanlış yapan oymuş gibi suçlanması... Kalkıp lavaboya gitti elini yüzünü yıkadı ve üzerini giyinip evden çıktı. Sorunlu dolmuş yolculuğundan sonra hastahaneye geldi. Hiç istemiyordu işe gelmek çünkü dünkü mesajdan sonra biliyordu ki Fatih denen pislik yine sorun çıkaracaktı. Artık yorulmuştu. Onun için ardı arkası gelmeyen sıkıntılarla uğraşmak zordu.
İşte sevmediğin ot burnunun dibinde biter sözünün hakkını veren olay gerçekleşmişti. Fatih zibidisi karşısına çıkmıştı; hastahanenin giriş kapısına varmadan. Ya sabır çekti Feraye hızla kapıya ulaşmaya çalıştı içeride kolay kolay birşey yapamazdı. Malasef başarılı olamadı çünkü Fatih tam karşısında duruyordu:" Dur bakalım! Nereye kaçıyorsun! Onla bunla sürterken çok cesurdun!" dedi. Feraye gözlerini bereltip sinirle bağırdı:" Sen ne diyorsun be gerizekalı! Sen kimsin ? Sen ne hakla bana iftira atarsın? Seni bu kez polise şikayet edeceğim! Yetti senin yaptığın arsızlık! " Fatih yapamayacağını, şikayet edemeyeceğini bildiğinden pişkin pişkin güldü. Hemen ardında şeytani bir bakış atıp Feraye'yi sinirle bileğinden yakaladı ve Onu kenara çekmeye çalıştı. Bileği acıyan Feraye buna cesaret edebilmesinin şaşkınlığını yaşarken karşı koyamadı. Bir süre sonra kendini duvar kenarında buldu. Şaşkınlığını üzerinden atan Feraye:" Kolumu bırak! Ahlaksız herif! Bırak dedim sana!" diye cırladı. Solak olan Feraye kendisini zorla çekiştiren adamın sağ bileğini çekiştirmesinin de verdiği avantajla Fatih'e sol eliyle okkalı bir tokat attı. Bunu beklemeyen Fatih'in öfkeden gözü döndü:" Sen iyiylikten anlamazsın zaten. Senin gibilere zor kullanmak lazım. Bakalım kısa bir süre sonra altımda inlerken de bu kadar cesur olabilecek misin ? " deyip koparırcasına çekmeye başladı bileğini Feraye'nin. Canı çok yanan Feraye'nin sesi yükseldi:" Bırak! Bırak dedim sana!" Tam da o an biri tarafından tutulup çekildi Feraye.
Daha ne olduğunu anlamadan Fatih yüzüne bir yumruk yedi. Çekilmenin etkisi ile sendeleyip düşmek üzere olan Feraye bir kişinin kendisini tutması ile dengesini sağladı. Kafasını kaldırdığında karşısında Funda'yı görüp rahatladı. Morarmaya yüz tutan ve incinen bileğini tuttu diğer eliyle. Acıyla yüzünü ekşitti. Funda telaşla:" İyi misin Feraye? Sana birşey yaptı mı bu pislik?" dedi.
Feraye incinen belki de çıkmış olan bileğini hiçe sayıp:" Yok birşey canım. " dedi ve arkasına döndü. Fatih'i döven kişinin Kerim olduğunu gördü. Etrafta toplanan kalabalığı gördüğünde başının belada olduğunu anladı Feraye telaşla Kerim'e doğru adımladı:" Kerim bırak değmez bu pislik için! Bırak lütfen." dedi yalvarırcasına.
Kerim hastahaneye gelip arabasını parketmiş ve tam hastahaneye yönelmişken sinirden nevrinin döndüğü sahneyi gördü. Fatih pisliği Feraye'nin kolunu tutmuştu. Feraye'nin canının yandığını yüzündeki acı emaresinden anladı ve nefes alamadı sinirden:" Bu kez siktim senin belanı! Sen benim sevdiğim kadına dokunmaya nasıl cesaret edersin şerefsiz!" dedi ve koştu. O an Feraye'yi duvar dibine çektiğini ve Feraye'nin ona okkalı bir tokat attığını görüp sevinse de böyle bir adamın bunun altında kalmayacağını biliyordu. Sevdiceğine daha fazla zarar gelmeden daha da hızlı koşmaya başladı. Fatih'in Feraye'ye savurduğu iğrenç sözleri duyduğunda kendini tutamayıp Feraye'yi çekip onu kurtardı ve var gücüyle Fatih'in yüzüne yumruğunu savurunca Fatih böyle bir saldırıyı tahmin edemediği için yeri boyladı.
Söylediği son sözleri beyninde yankılanan Kerim onun verdiği sinirle art arda geçirdi yumruğunu Fatih'e:" Sen kimsin lan! Sen nasıl bir kadına rızası dışında elini sürersin! Şerefsiz köpek sana o söylediğin her sözü yutturacağım!"
Fatih yumruklardan nasibini aldıktan hemen sonra:" Asıl sen kimsin lan? O benim! Uzak durmazsan onun canı yanar! Sende buna karışamazsın! Seni şikayet edeceğim! dedi. Etraftan gelenler Kerim'i tutmaya çalışıyordu.
Duyduklarindan sonra Feraye ne olursa olsun zaten işten kovarlar artık beni deyip bir cesaret:" Sen kimsin şerefsiz de bana karışırsın! Kerim benim sevgilim. O dururken sana bakacağı mı da nereden çıkardın! Beni bir daha rahatsız edersen seni polise şikayet ederim! Yetti her bulduğun yerde beni çileden çıkardığın! Hadi Kerim bırak değmez. Zaten ağzı burnu kan içinde kaldı! Aklı varsa bir daha bana bulaşmaz!" dedi Kerim'in kolundan tutup çekti. "Kerim benim sevgilim! Kerim benim sevgilim!.." beyninde yankılanan bu sözlere inanamayan Kerim kızın cesareti karşısında hayran kalırken en çokta sevgili olduğunu söylediği kısmı aklına geliyordu. Feraye'nin kolundan çekiştirmesine karşı koyamadı koymakta istemedi. Bu kadar kalabalığa rağmen sevgilim demişti ona. Yüzünde serseri bir gülümseme vardı Feraye'ye döndüğü sırada. Feraye'nin ise yanakları hem sinirden hem de utançtan al al olmuştu. Sinirle söylediklerini yeni idrak eden Feraye söylediklerini geri alamayacağını bildiğinden sustu.
Hastahane polisi Fatih'i yerden kaldırırken etraftakileri dağıtmak için de bağırıyordu. Kalabalık dağılmaya başlarken uğultularda artmaya başladı. Dedikodu kazanı kaynamaya başlamıştı bile. Feraye hakkında konuştuklarını anlamış canı sıkılmış dişlerini sıkıyordu Kerim. Bu durumu nasıl düzeltecekti hiç bilmiyordu ama ağladı ağlayacak gibi duran kadın istese canını verirdi. Hastahane polisi üçünü de polis noktasına getirip odasına aldı. Olayı anlatmalarını istedi.
Feraye olanı biteni taa ilk rahatsız etmeye başladığı günden başlayıp anlattı. Polis şikayetçi misin diye sorduğunda düşündü şikayet etse kadının korunamadığı her dakika onları sevdiğini iddia eden hasta ruhlu erkekler tarafından öldürüldüğü gibi öldürülmeyeceğinin garantisini kim verecekti? Ölse bile onun cezasını çekeceğini sanmıyordu. Ceza indirimi için her türlü yolu bulup cezasını çekmeden salınan pislikler, suçun cezasız kalmasından da aldıkları cesaretle bu kezde başka kadınların canını alıyordu. Hem şikayet etse annesi ve kardeşi Akif'e ne diyecekti. İnanmazlardı ki onu suçlarlar hayatı zindan ederlerdi. Kerim düşünceli kıza baktı içinde bir muhakeme yaptığını anlıyordu ama yüz ifadesinden kötü şeyler düşündüğünü de anladı :" Feraye bir sorun mu var?" dedi. Daldığı düşüncelerden çıktığı gibi polise bakarak:" Peki şikayet edersem adalet sisteminiz beni bu adamdan koruyabilecek mi? Biliyorum çok sürmez salarlar bu adiyi. Ben ne yapacağım?"
Polislerden biri huzursuz bir şekilde kımıldandı. Biliyordu ki kadın haklıydı çok sürmez salarlardı bu şerefsizi de diğerleri gibi. Feraye'yi 1 yıldır tanıyan Kemal Polis babacan bir tavırla :" Sen şikayet et Feraye kızım. Ben seni burada olduğun sürece korurum. Telefon numaram var sende. Ne zaman ararsan ara ben gelir yetişirim. " dedi. Burukça gülümseyen Feraye kendisine destek veren Kemal abisini 1 yıldır tanıyordu ama biliyordu darda bırakmazdı.
Kerim'e baktı. Kerim hayran hayran baktığı kıza:" Söz veriyorum ben seni herşeyden korurum korkma Feraye." dedi aşık aşık gülümserken. Feraye kendisi için mesleğini tehlikeye atan Kerim'e baktı. Ne kadar mert, cesur, kuvvetli ve bir o kadar da yakışıklıydı. Hayran bakışlarını çekip iğrenerek baktığı Fatih'e döndü:" Kendisi şikayetçi değilse bende şikayetçi değilim. Kerim'den şikayetçi olacağını söyledi. Eğer öyle birşey yapacaksa söylesin ben de ondan şikayetçiyim." dedi tehditvari bir tonda.
Kerim kendisini düşünen kadına bakıp bu gün daha ne kadar şaşırabiliceğini düşünüyordu. Gururu okşanmıştı ama:" Feraye yapma şikayet et. Sen bunu düşünme her halde bir şerefsiz dövdüm diye beni idam etmezler." dedi sevdiceğini düşünürken. Fatih:" Bu adam benim burnumu kırdı. Bunu kim ödeyecek! " diye soludu kanamasın diye tampon yapılmış burnunu göstererek. Kerim sinirle:" Ben öderim merak etme. Kolunu bacağını da kırsam ödeşir miyiz mesela?!" diye bağırdı.
Feraye daha fazla sorun çıksın istemiyordu:" Sana bir soru sordum cevap ver!" dedi. Nefes almakta zorlanan Fatih biliyordu ki artık bu olay burada bitmezdi çünkü kadının canına tak etmişti belli ki susmayacaktı. Üstelik o kadar insanın içinde Kerim'in sevgilisi olduğunu söylemişti kadın. Bu saatten sonra ona yaklaşsa bile insanlar onu suçlayacak hem de Kerim onun çevresinden ayrılmazdı ki kıza yaklaşsın. Bıkkın bir şekilde:" Şikayetçi olmayacağım. " dedi yenilmişliğin verdiği soluk alışları ile. Feraye:" Tamam bende şikayetçi değilim Kemal Abi. Ama bilginiz olsun bana ya da Kerim'e yaklaşırsa onu şikayet etmekten çekinmem. Bu saatten sonra kaybedecek birşeyim kalmadı zaten. İşten de atarlar zaten." dedi sonlara doğru kısılan sesi ile.
Kemal abi kükredi:" O niyeymiş o? Kim seni işten atabilirmiş bir de hele?" Kerim bildiği durumdan dolayı:" Öyle birşey olursa başhekimlikle yetinmem o Sevim karısını polise şikayet ederim!" dedi sinirli bir halde. Kemal polis anlamaz bir şekilde Kerim'e döndü:" Sevim'le ne ilgisi var hayırdır?" dedi.
Kerim :" Sevim Feraye'ye mobing uyguluyormuş uzun süredir. İşten kendi isteği ile istifa etsin diye eziyet ediyor, konuşmasın diye tutanak tutmakla tehdit ediyormuş. Feraye bu yüzden bu pisliğe bu kadar uzun süredir sabrediyormuş!" dedi dişleri sıkılı halde.
Feraye'nin polis noktasında olduğunu ve olayı Funda'dan öğrenen Doktor Mehmet Beyin ilk defa bu kadar sinirli girdiği odada duydukları ile daha da bir nevri döndü:" Ne ? Nasıl bunca zaman Feraye'yi tehdit mi ediyor bu iki pislik ?" diye bağırdı Fatih ve Sevim'i kast ederek. Feraye duyduğu sesle şok oldu şimdi bir de Mehmet Beye rezil olmuştu başını öne eğdi. Mehmet Bey utanan kıza döndü:" Kaldır başını utanması gereken böyle haysiyetsiz kişiler, sen değilsin." dedi. Mehmet Beyin söyledikleri ile başını kaldıran Feraye:" Şey... Mehmet Bey ben sizi sorunlarımla boğmak istemediğim için size söyleyemedim." dedi mahcup bir şekilde. Mehmet Bey bir abi edasıyla:" Küçük hanım sizinle bu konuyu bilare konuşacağız zaten." dedi.
Feraye'nin şefi Sevim olayı duymuş bir heves polis merkezine adımladı Feraye'yi kovmak için koz buldum diyerek. Polis odasına girdiğinde bütün gözler ona döndü. Mehmet Beyi görünce Kahretsin dedi içinden. Bunun burada ne işi vardı ki? Zaten bunları şımartan o değil mi dedi içinden:" Kemal bey tutanak tuttunuz mu olayla ilgili bashekimlik bilgi bekliyor. " dedi Feraye'ye sen bittin bakışı atarken.
Bu bakışı yakalayan Mehmet Bey: " Hayırdır Sevim hanım Feraye'ye neden öyle baktınız? Bir sorun mu var?" dedi duyduğu gerçekleri sindirmek isterken. Sevim anlamadı:" Yok başhekimlik olay hakkında bilgi istiyor. " dedi. " Öyle demediniz ama tutanak istediniz! Tutanak ile ne işiniz var acaba sorabilir miyim? dedi sorgular bir tonda. Sevim daha fazla konuşmadı. Mehmet Bey bunu fırsat bilip karşısına geçti:" Bir daha Feraye'ye yaklaşmayacak onu tehdit etmeyeceksiniz. Bu sizi ilk ve son uyarışım! Uyarılarımı dikkate almazsanız asıl sizin için iyi şeyler olmayabilir! Başhekimliğe ne gerekiyorsa ben söyleyeceğim zaten. Siz gidebilirsiniz." dedi. Sevim burnundan soluyarak çıktı odadan.
Kerim olup biteni izlerken biraz olsun içi rahatlamış Feraye'ye destek olanların sayısının artıyor olması onu sevindirmişti. Mehmet Bey Sevim çıkınca bu kez Fatih'e yaklaştı:" Demek sen Feraye'yi taciz ettin bugüne kadar ve bundan hiç pişmanlık duymadın? Öyle mi?" dedi ifadesiz bir suratla. Fatih doktorun ne yapacağını kestiremediği ve canı zaten yanıyor olmasının da verdiği durum karşısında birşey diyemedi. Mehmet Bey cevap vermesi için sormamıştı ona o soruları. Bir yumruk yedi Fatih beklemedi bir anda yüzü sağa döndü. Mehmet Bey:" Hadi Feraye hastalar bekliyor." dedi. Feraye ikiletmeden ayağa kalktı. Kerim'e baktı:" Yemekte görüşürüz." dedi. Kerim gülümsedi tamam dercesine başını salladı. :" Sağ ol Kemal abi." dedi Feraye babacan polise O'da :" Eyvallah her zaman buradayım. Bir sıkıntı olursa bana gel." dedi. Feraye son kez Fatih'e iğrenir gibi bakıp çıktı doktorun arkasına takıldı.
Ağrıyan bileğini umursamamıştı ilk anlar ama dayanılmaz bir ağrı vardı bileğinde. Poliklinik kapısına geldiğinde birikmiş söylenen hastaları ve merakla bakan Funda ve Gülçin'i gördü. Hemen EKG odasına girdi. Funda ve Gülçin peşinden geldiler. Gülçin:" İyi misin sen? Sabah sabah neler olmuş öyle?" dedi merakla. Feraye:" İyi değilim abla. Sanırım bileğim incidi. Çok acıyor. " dedi. Gülçin telaşla bileğini eline aldı kızın. Canı yanınca:" Ahhh!" dedi Feraye. "Film çekilsin bir git hemen röntgene. Ben arıyorum hemen alsınlar seni. Funda sen içeri geç Feraye rapor yazamaz bu halde. Kayıt yapsın bugün. " dedi
Funda: " Tamam abla. Doktor Ayla hanım geç gelir. Elif'e söyleyeyim Feraye gelene kadar o kayıt alsın. " dedi ve gitti.
Feraye radyoloji bölümüne doğru ilerledi hızla. O geçerken ona bakıp konuşanları farketti ama hiç birine bakmadı. Biliyordu ki artık dedikodudan geçilmezdi ama umrunda değildi. Hala kendisine destek olan onun için birseyler yapmak için uğraşan insanlar olduğunu hatırlayıp mutlu oldu. Kendisini değerli hissediyordu ilk defa.
Röntgende çekimi yaptırıp çıktı. Filmi aldı ve Doktor Uğur Beye gösterdi. Uğur Bey hastanedeki herkes gibi olayı duymuş ve Fatih'e çok sinir olmuştu:" Kırık çıkık gözükmüyor ama sanırım incimiş. Morluklar ezilme olduğunu da gösteriyor. Cerrahi bölümüne git orada hem krem sürsünler hem de sarsınlar bileğini. Bu şekilde canın çok yanar. Dikkat et Feraye çok zorlama." dedi naif bir ses tonuyla. Feraye:" Çok teşekkür ederim Uğur Bey." dedi. " Sorun değil. Dikkat et kendine." dedi işine dönerken.
Feraye cerrahi bölümüne geldi pansuman odasına girdi. Melike hemşire vardı içeride. Feraye Uğur Beyin söylediklerini söyledi. Melike göz devirip önce bir krem çıkardı sürmeye başladı hiç nazik olmayan bir şekilde. Feraye canı yanınca:" Biraz yavaş olur musun? Canım yanıyor. " dedi. Melike:" Birşey olmaz sana. Ne kıymetli canın varmış!" dedi tepkili bir tonda. Feraye sinirlendi:" Derdin ne senin? Sana her gelen hastaya böyle mi yapıyorsun?" dedi. Melike:" Herkese değil sadece sana! Kerim'i hangi ara ağına düşürdün? Bakıyorum da hastanede kuyruk sallamadığın kimse kalmamış!" Bir kadının en büyük düşmanı yine kadındır sözünü haklı çıkaran bu suçlama Feraye'yi şaşkına uğratırken canı yanmış:" Bırak kolumu canımı yakıyorsun! Nasıl insanlarsınız ki ne kolay iftira atıyorsunuz! Çok yazık! " O an Feraye'nin canını yaktığını bilerek kolunu tutan Melike duyduğu sesle elini çekti.
" Melike! Sen ne hakla Feraye'nin canını yakarsın? Kimsin sen? Ne sanıyorsun kendini ?! " deyip bir hışımla odaya giren Kerim'den başkası değildi. Melike sinirden ve yaptıklarını birinin görmesinden hele de bunun hoşlandığı ama söyleyemediği adam olan Kerim'in olmasından dolayı kıpkırmızı olmuştu:" Ben... Şey birşey yapma..." demek istedi ama Kerim susturdu onu:" Kes sesini! İstersen bu yaptığını bir hastaya hele de buranın bir çalışanına yaptığını başhekimliğe söyleyeyim? Ne dersin?" dedi tehditvari bir tavırla. Feraye daha fazla sorun istemiyordu bu yüzden:" Kerim... Lütfen daha fazla sorun istemiyorum. Zaten bilerek yakmadı canımı." dedi Melike'nin gözlerine bakarken . Kerim bir çırpıda Feraye'nin yanına geldi. Yeni idrak etti kadının kolunun morardığını. Telaşla:" O şerefsiz ne yaptı sana böyle? Sana dokunan parmaklarını kırmam lazımdı. Kahretsin ! " dedi Melike'ye bakarken tehditvari bir şekilde. " Otur şuraya Feraye." dedi Feraye'yi canı yanacak diye aklı çıkarcasına naiflikte kolundan tutup oturttu. " Sakin ol Kerim. Yok birşey. Sadece incimiş. Uğur Bey krem sür ve sar dedi sadece. " dedi kendisi için telaşa kapılmış genç adamı sakinleştirmek için. " Bekle. Ben yaparım. Melike git Eren Beyin polikliniğe. Birazdan ben gelince geri dönersin yerine. Ayrıca bu burada kapandı sanma!" dedi kıza. Melike sinirli bir şekilde çıktı.
Kremi alıp Feraye'nin bileğine çıplak elle sürmeye başladı Kerim. Bu temasla karnının içinde bir yerlerde kelebekler kanat çırptı. Kalbi göğüs kafesinden çıkacak gibi atmaya başladı. Feraye ile göz göze geldi ne hissettiğini bilmek istercesine. Yanakları kızarmış kadını daha fazla utandırmamak için sargı bezine uzanıp incitmemek için dikkatli bir şekilde sarmaya başladı. Sargının klipsini taktı ve Feraye'nin elini tuttu naifçe:" Bendeki değerini bilemezsin. Senin azıcık canın yansa bana işkence yapılıyormuş gibi canım yanıyor güzelim. Lütfen kendine dikkat et. Bana gel bundan sonra krem sürer sararım ben. Yemekte seni bekleyeceğim. " dedi serseri gülümsemesi ile. Feraye'nin kalbi kuş gibi çırpınıyordu duyduğu sözlerle. Güzelim mi demişti O kendisine? Hayatına girdiği andan beri güven veren destek olan koruyan kollayan adama doğru çekiliyordu. İş kendisini bekliyordu yeni aklına gelmişti. Kalktı:" Herşey için çok teşekkür ederim. İyi ki varsın! " deyip ayak parmakları üzerine durup omzuna geldiği uzun adamın yanağına masum bir öpücük kondurup kaçarcasına çıktı odadan.
Ne idi şimdi bu? Neden böyle birşey yaptım şimdi ben! Salak Feraye! Diye söylene söylene gidiyordu kalbinin sesini bastırmak için.
...
Kerim olduğu yerde kala kaldı hiç beklemediği öpücükle. O kadar mutlu oldu ki " Bugün ölmezsem daha da ölmem!" dedi öpüldüğü yanağına dokundu şapşal aşık gibi. Yemegi iple çekiyordu sevdiği kadını şimdiden özlemişti.
Feraye polikliniğe gelip hemen yerine bakan Elif'e teşekkür edip yerine geçti. Elif: " Geçmiş olsun canım. Dikkat et kendine. Yardıma ihtiyacın olursa çağır." dedi arkadaşına destek olmak için. Tek elle zor olsa da öğlen yemeğine kadar kayıt almaya devam etti.
Öğlen arası olduğunda Mehmet Bey içeri çağırdı. Funda ve Gülçin'de geldi. Kapıyı kilitletti. Mehmet Bey karşında dikilen kıza ve sarılı eline baktı. Feraye bu bakışı farkedince:" Röntgen çektirdim. Uğur Bey incinmiş dedi. Önemli birşey yok yani." dedi. Mehmet Bey: " Önemli birşey var Feraye! Oda bunca şeyle tek başına mücadele edip bize birşey söyleme gereği görmemen! " dedi fakat Gülçin ve Funda'ya baktığında daha da kırgın bir sesle:" Siz de biliyordunuz ve bana söylemediniz öyle mi? Alacağı olsun hepinizin. Demek ki ben hiç güven verememişim size." dedi. Feraye Mehmet Beyi kırmış olmaktan korkarak:" Onların bir suçu yok Mehmet Bey. Onlar kaç kez uyardı beni ama ben istemediğim için kimseye birşey söyleyemediler. Size güvenim tam ama size sorun çıkarmak istemedim ." dedi. " Konuyu uzatmayacağım. Bundan sonra herşeyden haberim olacak. Ben başhekimliğe çıkıyorum. Hem Fatih hem Sevim meselesini halledeceğim. Olay büyümeden kapatmak lazım. " dedi. Feraye o kadar duygulandı ki " Çok teşekkür ederim Mehmet Bey. Allah sizden razı olsun. Çok özür dilerim bundan sonra böyle birşey olmayacak." dedi. Mehmet Bey gülümsedi ve çıktı.
Gülçin :" Ne kadar sevenin varmış gördün mü Feraye?" dedi. "Gördüm abla Gördüm. Allah hepinizden razı olsun." dedi sarıldı Gülçin ve Funda'ya. Gülçin:" Sevgilin seni merak etmiştir kız. Ağaç oldu adam yemekhanede. Koş kız!" dedi gülerek. Feraye:" Offf abla ya. Deme şöyle. Bir de o mesele var. Adamı da zan altında bıraktım Sevgilim diyerek. Fatih pisliği vazgeçsin diye dedim. Ben şimdi ne yapacağım abla bütün hastane öğrendi." dedi oflayarak. Gülçin: " Bence gayet iyi oldu. Sana kalsa yüz yıl bekar gezersin. Fıstık gibi çocuk. Yakışıklı delikanlı adammış Allah var. Benden tam puan aldı. Hadi bekletme. Bunu sonra detaylı şekilde konuşacağız. Üzme artık adamı. " dedi sırıtarak.
Feraye söz vermişti mecbur gidecekti. Ne diyecekti şimdi hem herkesin içinde sevgilim demiş o yetmemiş pansuman odasında öpmüştü adamı. "Offff! Ben ne yapacağım şimdi? Bu işin içinden nasıl çıkacağım?" diye söylene söylene yemekhaneye doğru yürümeye başladı Feraye.