16. Bölüm: Taş Kalpler ve Kırık Umutlar Boran, atının üzerinde İstanbul'a doğru ilerlerken, içinde bir fırtına kopuyordu. Etrafındaki adamlarıyla bile neredeyse hiç konuşmuyor, onun bu buz gibi halinden ürperiyorlardı. Yüzünde hissiz bir maske vardı, gözleri ise uzaklara, sadece bir görevin sonuna odaklanmış gibi bakıyordu. Her düşüşü, her toz bulutu, onu Elif'le yüzleşmeye bir adım daha yaklaştırıyordu ve bu, onun için bir celladın idam sehpasına yürüyüşü kadar amansızdı. Planı nettir: Onu bulacak, bir eşya, bir sorumluluk, bir antlaşma nesnesi olarak geri getirecektir. Kalbinin en derinlerinde fısıldayan o zayıf sesi, onun hasretini ve kırgınlığını, demir bir iradeyle bastırmıştı. Bir anda gitmekten vazgeçti ve eve geri döndü. Elif ise, tam tersi bir yolculuğun, umut ve pişmanlıkla dol

