Kerem’den Devam:
Vücudunda bir sürü yara izi vardı. Koltuk altından şortuna inen iz sinirlerimi taşırmaya yetmişti. Ayağa kalkıp volta atmaya başlamıştım. Babamın tepkisini görmek için bıktığımda alnında ki ve boynunda ki damarların şişmiş ve ellerini yumruk şeklinde sıktığını gördüm. İşte şimdi yanmıştık. Kan dökmeden durmayacak babam artık. Bizim dokunmaya kıyamadığımız kıza nasıl bunlar reva görülmüştü. Üstüne üstlük nasıl fark etmemiştik. Yıllardır aynı evde yaşıyorduk ve hiç sorgulamamış mıydık tedavi sürecini, orada yaşadıklarını. Ben nasıl bir ağabeydim. Kendimden nefret etmeye başlamıştım. Resmen yıllarca Lina’nın etrafındaki ışıktan aydınlıkta sanmıştık onu fakat yıllarca onu kendi karanlığında yalnız bırakmışız haberimiz yokmuş.
Lina’nın Ağzından:
Merdivenlerdeki her basamak bir asra denk gibiydi. Basamaklar bittiğinde ağabeyim ayağa kalkmış ve volta atmaya başlamıştı bile babama bakmayacaktım sözlerim bitene kadar.
“Ağabey oturur musun bi. Böyle konuşmamıştık. Sakin kalamayacaksan çık odadan lütfen.” dedim.
“Ha amına koyayım şu vücudunda ki izler normal, durumumuz normal benim sinirlenmem anormal öyle mi?” demiş ve sinirle kendini babamın karşısında ki koltuğa attı.
“Ha amına koyayım normal. Ben senelerdir bu izlerleyim ve benim normalim. Sakin kalmıyorsan çık git. Benim gibi bir prensese de küfür ettirdin ya bir şey demiyorum sana.” demiş ve bende salonun solunda bulunan ikisini de görebileceğim tekli koltuğa oturup derin bir nefes alıp söze başladım.