Kerem’in Ağzından
Lina’mın neler yaşadığını az çok tahmin ediyordum fakat ne boyutta yaşadığını bilmiyordum. Biz hiç anlatmamıştı. Bizimde hatamız vardı. Biliyorduk farklı bir şeyler olduğunu. İrdelememiz gerekirdi. Her taşın altına bakmamız gerekiyordu. Yapmamıştık. Sakin kalabilir miyim bilmiyorum. Fakat anlatılanları birinci ağızdan duymaz isem bir daha bunları öğrenmemin imkansızlaşacağının da farkındaydım.
Ben o lanet olasıca fotoğrafları gördüğüm için biraz daha durumun farkındaydım fakat babam onu nasıl sakin tutacağımızı hakkında bir fikrim yok. Bana göre Lina bizle güvende değildi onu korumak için şehir dışı hatta yurtdışına göndermeliyiz. Bunu babama kabul ettiremiyordum.
“Baba dediğimi düşünsek mi bir daha? Lina’yı tutamayacağımızı biliyorsun. O kadın da durmayacak ben tek zırnık vermem ona. Biliyorum senin için zor ama ben Arda’yı o kadına vermem. Senden de bunu bekleyemem biliyorum. Merak etme en kısa sürede Ardaya yeni bakıcılar ve bir ev ayarlayacağım. Zaten şu anda da adalarda ki evime gönderdim.” demiştim.
“Kendine gel Kerem! Arda benim oğlum bunu hiçbir şey değiştiremez. Çocuğu da gönderdiğin yerden getirtmek için koruma gönderdim bile. O kadın da durmak zorunda aksi takdirde katlanacağı sonuçları biliyor. Lina’nın da peşinde ki koruma sayısını arttırdım. Okulun etrafındaki koruma sayısını da arttırdım. Sen de Barın’dan rica et okul onun zaten okuldan çıkışına izin verilmesin ve güvendiği birkaç kişiyi de sınıfından görevlendirsin Lina için.” dedi.
Bu adama hayran olmamak elde değil yav. Her şeyi planlamış, yetmemiş işleme koymuş bende burada ahkam kesiyorum güya.
“Diyecek bir şey bırakmamışsın bana peder bey. Haber veririm birazdan Barın’a güvendiği, sağlam birkaç kişiyi görevlendirir.” dedim.
Merdivenden gelen adım sesi ile Lina’nın geldiğini anlamıştım. Neden bu kadar uzun sürdüğünü anlamak için ona döndüğümde sinirlerim artmaya başlamıştı bile. Biz nasıl fark etmedik bunca süre?