Prens sırtını dönüp parmaklıklara giderken tekrar, baştan ayağa gezdirdim gözlerimi üzerinde. Elleri ve yüzü dışında bedeninin hiçbir kısmını göstermediği için merakta kalıyordum. Onun bana serbestçe dokunduğu gibi temas edebilmek, rahatça dalga geçip her bir zerresini incelemek, hislerini okumak istiyordum. Bunun bir hayranlık olduğunu itiraf edebilirdim sanırım. Bir çeşit hayranlık olmalıydı ona karşı hissettiğim bu duygular. -Sizin de kaşınızın hemen üstünde belki de daha önce fark etmediğiniz bir beniniz var. Gülerek bana dönerken az önce topunu kaçıran küçük çocuk eteğime dokundu. -Merhaba! Dedim yeniden. Utanarak yerinde sallanırken çocuğun ardından Kumandan Esmer de geldi. -Şimdi git şuradaki adama yirmi loteni geri ver. Otoriter tavırla verdiği bu emir soğuk değildi

