“Savaş Alaz” O sesi duyduğum an, içimdeki sessizlik yırtıldı. “Ben… öldürmek zorunda kaldım.” Ses, yan odadan geliyordu. Sert değil. Suçlu da değil. Ama... çatlak bir duvar gibi; içine baktığında neyle kapatıldığını anlayabiliyorsun. Adımlarımı yavaşlattım. Silahım hâlâ elimdeydi ama parmaklarım tetikte değildi artık. Ne vurmak istiyordum ne susmak. Sadece... görmek istiyordum. Kapının aralığından içeri süzüldüm. Hızlı adım atsan da bazı anlar ağırlaşır. İçeride ışık azdı ama neyin olup bittiğini görmek için yeterliydi. Karya ayakta duruyordu. Yüzü solgundu, ama bakışlarında hâlâ bir şey yanıyordu. Hızlı nefes alıyordu. Ellerinde kan vardı. Ve bir yerde, gözlerinde çocukluktan kalma utanç gibi bir titreme. Bana baktı. Kaçmadı. Saklanmadı. Tekrar söyledi: “Ben… öldürmek

