SEVDA ESİRİ 16. BÖLÜM

2029 Words
KEYİFLİ OKUMALAR... Önde Esma, arkasında Ömer odalarına girmişlerdi. Ömer ardlarından kapıyı kapatmış ve kilitlemişti. Ne olur, ne olmaz belki annesi gelirdi odaya. İşte ondan mütevellit genç adam önlemini kapıyı kilitleyerek aldı. "Al bakalım güzel karım." diyen Ömer kendisine dönen kıza elindeki cevizli sucuğu uzattı. Esma çok sevdiği cevizli sucuğu görünce dudaklarını yaladı ve hemen Ömer'in elinden aldı. "Teşekkür ederim, Ömer'im. Günlerdir yemedim çok canım çekiyordu." dedi ve derhal paketi açıp cevizli sucuğu ısırmaya başladı. Ömer, "Madem canın istiyordu, ne diye bana söylemedin Esma?" derken sesi sertti. Haklı idi, çünkü kendisi burada durur iken neden ondan istememişti anlam veremedi genç adam. "Hemen kızma erim, valla usumdan çıkıyordu sana demek. Hem sen hep dibimdeydin merkeze gitmedin ki hiç." derken Esma yemeye devam ediyordu. "Peki öyle olsun Esma Hanım. Bundan gayrı canın ne isterse derhal erine geliyorsun. Anlaştık mı?" "Anlaştık Ömer'im." diyen Esma dudaklarında ki şerbeti umursamadan uzandı ve Ömer'in yanağını öptü. Lakin bu katiyen Ömer'e yetmemişti. Hem neden dudak dururken yanağı öpmüştü bu kız?! Ömer daha fazla dayanamayıp Esma'nın ince belinden tuttu ve onu kendi bedenine yapıştırdı. İşte şimdi istediği o buseyi alacaktı. "Onun bana yettiğini mi sanıyorsun?" "Cık. Yetmez." "Aferin, erini de tanıyorsun." diyen Ömer, Esma'nın elindeki paketi alıp orada bulunan makyaj masasına koydu. Genç kız biraz homurdansa da, en nihayetinde dudaklarına kapanan dudaklar ile memnunca mırıldandı. Yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara öptü emdi karısının dudaklarını Ömer. İkisi de hallerinden pek ala memnunlar idi. Esma kollarını kocasının boynuna dolamış ve istekli bir biçimde ona karşılık veriyordu. Ömer ise delirmek üzere idi. Dudaklarında ki dolgun dudaklar, kendisine bastırdığı yumuşak beden ile kasıkları patlayacak raddeye gelmişti hiç şüphesiz. Esma, Ömer'in dudaklarını dişleri arasına aldı ve sert olmayacak bir şekilde ısırdı. Bu çok hoşuna gitmişti kesinlikle. Aynı şeyi bir kaç defa daha yapmış ve en nihayetinde Ömer'in kendisini geri çekmesi ile durmak durumunda kalmıştı. "Devam etmek için deliriyor olsam da durmak zorundayım güzel karım." dedi Ömer nefeslerini düzene sokmaya çalışırken. Esma, "Neden?" diye sordu merak etmişti doğrusu. "Çünkü Esma'm, çok sevgili kayınçom çaya gelecekmiş. Ulan var ya yemin ederim sanki onun düşmanıyım. Bana resmen eziyet etmek hoşuna gidiyor." diye homurdandı Ömer haklı olarak. "Eh Ömer'im bacısını aldın nihayetinde. Pek tabii sana kızgın olacak." "Gözünü seveyim Esma'm adam daha neyin kızgınlığını yansıtıyor ki bana?! Kaç sene bekletti bizi, yetmedi daha gerdeğe girmeden düğün sabahı gelip seni aldı koynumdan. Aramızı açtı böyle yaparak. Şimdi de eşşek gibi çalıştırıyor." diye serzenişte bulundu Ömer. Esma kollarını kocasının boynundan çekti ve omuzlarına getirdi. "Onun nezdinde ihanet etmiştin kardaşlığınıza, o yüzden böyle davranıyor. Amma merak etme ben biliyorum ki, kekom seni fazlasıyla seviyor." diyen Esma sesini muzip bir şekilde çıkararak devam etti konuşmasına. "Hem sen onun eniştesisin Ömer'im." Ömer, Esma'nın dudaklarına bir buse bırakıp geri çekildi. "Hah ona deli oluyor işte Esma'm!" deyip güldü genç adam. "Lafını ettim mi, gözlerinden ateş çıkıyor Allah'ıma." "Sen yine de fazla üstüne gitme kekomun. Ne yapacağı pek belli olmuyor erim." "Doğru dersin karım. Çok üstüne gitmem o vakit." diyen Ömer, Esma'yı kendisine çekti ve tam da kasıklarına bastırdı onu. Karısını deli gibi istiyordu genç adam ve şimdi onu kendisine katmazsa şayet ölecekti sanki. "Esma'm, canım karım. Bu garip adam senin hasretinle kavruluyor. Bir yudum su vermez misin?" diye fısıldadı Ömer. Esma anlasa da işi başka yere götürdü. "Ay veririm tabii Ömer'im. Bekle sen gidip mutfaktan alıp geleyim." deyip kocasının kollarının arasından çıkmaya çabaladı. Lakin çıkamadı elbette. "Ne diyorsun sen Esma'm? Ben senin bedenine susadım, mutfakta ki su benim ateşimi söndürür mü sanırsın?" "Ben susadın sandım Ömer'im." dedi Esma nazlı bir şekilde. "Evet susadım amma sana susadım." deyip yaklaştı karısına Ömer ve vakit kaybetmeden dudaklarına kapandı. Öte yandan da Esma'nın üstündeki elbiseyi çıkarmaya çalışıyordu. Esma da karşı çıkmıyordu pek tabii. Karı koca birbirlerini öpüp tüketirken Saniye Hanımın sesini işittiler. "Esma kızım, neredesin?" Esma hemen Ömer'in düğmede olan elini tuttu ve durdurdu onu. "Dur Ömer'im, anam çağırıyor." dedi endişeli halde. Ömer kızmıştı, çünkü bu anlarını hep bölüyorlardı. Bu adam ne zaman sevdasına kavuşacaktı ki? "Sen hamama karım geç ben anama gelmeyeceğini söylemeye gidiyorum." diyen Ömer, Esma'yı hamama yönlendirdi. "O günkü gibi ol ben geldiğimde." Esma hemen anladı ne demek istediğini ve gülümsedi genç kız. "Sen nasıl istersen erim." deyip çoktan düğmeleri açılmış elbisesini üstünden çıkarıp en göz alıcı çamaşırlarıyla kalmış bir halde yürüyüp hamama girdi ve gözden kayboldu. Ömer ise içinden küfürler ediyordu. "Ulan kaderime sokayım. Afet gibi bir karım var tadına bakamıyorum." dedi ve pantolonun önünü düzeltip kapıyı açtı. Çıkmadan evvel seslendi karısına, "Bekle beni yavrum hemen geliyorum." Esma soyunurken gülümseyerek yanıt verdi kocasına. "Ben hep beklerim seni erim. Çabuk gel amma." Ömer bir şey dememiş ve çıkmıştı odasından. Mutfağa doğru gitti genç adam çünkü anasının sesi oradan geliyordu. "Anam?" dedi yukarıdan bir şey almaya çalışan kadına. "Hah Ömer'im sen mi geldin? Hoş geldin duymadım geldiğini." dedi kadın oğluna gülümseyerek bakarken. Ömer, "Hoş buldum anacığım. Sen ne yapıyorsun burada?" diye sordu annesine bakarak. "Yarın ekmek yapacağız oğlum, o yüzden leğeni alacağız yukarıdan amma boyum yetmedi gayrı. Esma yukarı koymuş boyu uzun tabii." dedi Saniye Hanım. Güldü Ömer ve uzanıp leğeni aldı kolaylıkla ardından da annesine verdi. "Al bakalım anacığım." "Sağ ol oğlum. Esma ne yapıyor seslendim amma duymadı herhalde." "Evet anam, o yüzden geldim ben. Gelininin biraz işi var sonra gelecek. Hem Ali'ler akşama çaya gelecekler." dedi Ömer bir an evvel gitmek için kapıya yönelirken. Lakin annesinin onu bırakmaya niyeti yoktu gayrı. "Tamam oğlum o işini görsün sen hele gel anana un torbasını getir kilerden." dedi Ömer'e bakarak. Ömer kafasını yukarı kaldırıp sabır çekti içinden. Esma kendisini bekliyor iken, o burada ne yapıyordu? Derhal gitmeli idi, hem de derhal. "Acelesi var mı anacığım? Çünkü hamama girecektim." dedi Ömer. Saniye Hanım, "Daha iyi ya oğlum, hem üstün un olunca yıkanıverirsin gayrı." dedi sakin bir sesle. Lakin aynı sakinlik Ömer için geçerli değildi nitekim. Çünkü delirmek üzere idi genç adam. "Şimdi gidiyorum ana sonra o unu sana getireceğim." deyip çıktı mutfaktan Ömer. Saniye Hanım, "Esma işini gördükten sonra gelsin gayrı Ömer'im." dedi Ömer gittikten sonra. Ömer ise yumruklarını sıka sıka odasına girdi ve kapıyı kapatıp kilitledi. Hamamdan su sesi geliyordu ve Ömer derhal soyunmaya başlayarak hamama yöneldi. Kapıyı açıp içeri girince gördüğü görüntüye mest oldu genç adam. Esma pürüzsüz ve düzgün bedeni ile duş altında yıkanıyor iken, Ömer de üstünde kalan son parçayı çıkarıp kabinin kapısını açtı ve karısının yanında durdu. "Geç geldin Ömer'im. Ne oldu?" diye sordu Esma merak içinde. Ömer, Esma'nın ince beline elini attı ve onu kendisine yapıştırdı. Çoktan hazır ola geçen erkekliği de genç kızın kasıklarına baskı yapıyordu. Çok özlediği belli idi. "Anam bırakmadı yavrum. Amma şimdi buradayım ve sana öyle şeyler yapacağım ki... Usunu başından alacağım." Kıkırdadı Esma ve Ömer'in yüzüne yaklaştırdı kendi yüzünü. "Sabırsızlıkla bekliyorum erim. Al usumu başımdan..." dedi genç kız ve dudaklarını kocasının dudaklarına sürttü. "Ulan yemin ederim kalpten gideceğim Esma! Ne yapıyorsun sen bana?" demiş ve sertçe karısının dudaklarına kapanmıştı Ömer. Esma da karşılık vermeye başladı kocasına ancak Ömer o kadar seri ve sert öpüyordu ki, Esma yetişmekte zorlanıyordu. "Yavaş erim. Kaçmıyorum bir yere." dedi Esma dudaklarını geri çekerek. "Hiç belli olmaz yavrum, birazdan ya anam ya da Ali'ler gelir." diyen Ömer, Esma'nın boynuna geçmiş orayı ıslak ıslak öpüyordu. Esma kocasının dedikleri ile duraksadı. "Kekomlar mı gelecek Ömer'im?" diye sordu genç kız ancak Ömer o kadar yaptığı eyleme odaklanmıştı ki, sadece hım demiş ve yaptığına devam etmişti. "Ömer doğru düzgün söyle şunu." diyen Esma kendisini geri çekti ve baktı kocasının yüzüne. "Ali beni bırakırken akşama çay içmeye geleceklerini söyledi karım. Ben de seni görünce usumdan uçup gitti." Ömer bunu demiş ve şimdi de Esma'nın göğüslerine geçmişti. Ufak tomurcuğu ağzına aldığı an Esma'nın bedeni titredi. "Ah Ömer! Bunu neden daha önce söylemedin ki? Hazırlık yapmam lazım." diyen Esma kocasına kızmaya çabalıyordu lakin bu pek mümkün değildi. Öyle ki Ömer göğüslerini şeker emer gibi emiyor ve genç kızı kendisinden geçiriyordu. "Unuttum dedim yavrum. Boşver şimdi onları bana odaklan." diyen Ömer bu sefer elini karısının kasıklarına götürdü ve kendisini bekleyen sıcaklığa parmaklarını sürttü. Bunu yaparken derinden inledi genç adam ve yeniden karısının dudaklarına kapandı. Öpmeye devam ederken Esma'nın uzun bacaklarını kaldırıp iki yandan beline sardı Ömer ve aynı şekilde öpmeye devam etti. Esma da her şeyi unutmuş ve sadece kocasının öpüşlerine karşılık veriyordu. Ancak buradan çıkınca kesinlikle Ömer'e sert bir biçimde kızacaktı. Şimdi sırası değildi amma... Ömer öpüşmeyi sonlandırmadan elini kendi kasıklarına götürdü ve artık patlayacak raddeye gelmiş olan heybetli erkekliğini tuttu. Karısının kadınlığına sürtmeye başlar iken şimdiden dahi zevke geliyordu iki beden de. Esma onun ne yaptığını görmek için dudaklarını ayırdı ve baktı kocasına. Ömer kendisini ona sürtüyor ve henüz içine girmiyordu. Bir süre böyle devam etti genç adam ancak Esma'nın artık dayanma gücü yoktu gayrı. O sebeple elini Ömer'in omuzundan çekip onun erkekliğini tuttu. Ömer ise şaşkınlıkla bakakaldı. Lakin onun ne yapacağını da deli gibi merak ediyordu. Ondan mütevellit bir şey dememiş ve sadece Esma'nın yapacağına odaklanmıştı genç adam. "Yeter gayrı Ömer'im kavuştur artık bizi." diyen Esma tutmuş olduğu heybetli erkekliği kendi kadınlığına yönlendirdi. İlk değildi böyle sevişmeleri, ondandır ki Esma bildiği üzere hareket etmiş ve kocasını tamamen mabedine kabul etmişti. Bu eylemle her iki beden sertçe yutkunduktan sonra Ömer'in başlattığı ritimle hareket etmeye başladılar. Doğrusu Esma çok zevk alıyordu ve bunu söylemekten de gocunmuyordu hiç şüphesiz. "Ah Ömer'im, bu çok güzel." "Dur daha dur yavrum usunu başından alacağım." Ömer bunu dile getirmiş ve gerçekten de dediğini yapmıştı. Bir müddet sonra Esma o kadar kendinden geçmişti ki, çığlık atmaya başlamıştı. Lakin Ömer derhal müdahale ederek bunun önüne geçmişti. Dudaklarını karısının dudaklarına kapatmış ve böylelikle Esma çığlık atamamıştı. En nihayetinde iki beden doyuma ulaşmış ve tutku dolu dakikalar son bulmuştu. Ömer Esma'yı kucağından indirip yıkamaya başladı. Ancak ne var ki, Esma'nın bacakları titriyordu ve genç kız ayakta durmakta güçlük çekiyordu. Ömer bunu fark etmiş ve Esma'yı oturmuştu. Ardından da bir güzel kendi elleri ile yıkamıştı. Hamamdan çıkarıp odaya götürdü Ömer karısını, daha sonra da ona kıyafet getirdi. "Esma'm sen bunları giy, ben gidip bir abdest alayım. Olur mu yavrum?" dedi genç adam. "Tamam Ömer'im merak etme beni. Giyinirim kendim, sen git çabucak abdestini al." "Hemen alıp geliyorum yavrum." Ömer hamama giderken, Esma da hemen giyindi ve aynanın karşısına geçti. Boynu kıpkırmızı idi ve Esma bunun nasıl olduğunu düşününce dudaklarını ısırdı. Ardından da bunu derhal usundan attı ve saçlarını tam kurutamadan eşarbını kafasına taktı. Halen Ömer hamamdan çıkmadan da kendisi odanın kilidini açıp çıkıp gitti. Çünkü Tahir Beyin sesi geliyordu ve bu demek oluyordu ki, hamamda epey vakit geçirmişlerdi. Esma utanç içinde mutfağa girdi ve Saniye Hanımı gördü. Kadın tabakları çıkarıyordu, ses gelince arkasına döndü ve gelinini gördü. "Ana, babam geldi mi?" diye sordu Esma ve yemeklerin altını açtı. "Evet geldi kızım. O kadar da seni çağırdım gelmedin bir türlü." dedi Saniye Hanım serzenişle. Alınmıştı doğrusu. Esma bunun bilincine vararak kadına baktı, sonrada tencereleri karıştırmaya başladı. "Kusura bakmayasın ana vallahi duymadım. Hamamı yıkıyordum ben orada da ses gelmez, ondan duymadım." diye açıkladı kendisini. Lakin Saniye Hanım anlamıştı elbette bir şeyler olduğunu. Bunu dile getirmedi pek tabii. "Olsun kızım mühim değil. Hayde yemeğimizi yiyelim de kekonlar gelecekmiş." "Evet ana." diyen Esma yemekleri ısıtmış ve yemeği salona götürmüştü. İçeri girince Ömer'in de geldiğini gördü. Genç adam Esma içeri girince ayaklandı ve genç kızın elindeki tepsiyi alarak yere koydu. O an ise usuna bir şey gelmişti Ömer'in ve yapmak için yarın hazırlıklara başlayacaktı. "Gel hele Saniye Hanım oğlun tepsiyi alıyor karısı yorulmasın diye." deyip gülmeye başladı Tahir Bey. "Olsun olsun bey, senin yapmadığını oğlun yapsın." "Hayda! Lafı niye bana attın şimdi?" "Sen yapmıyordun çünkü de ondan." diyen Saniye Hanım yemeğini yemeye başladı. "Evde onca kişi varken nasıl yapaydım Saniye Hanım?" diye sordu Tahir Bey. "İsteseydin yapardın." diyen kadına Tahir Bey bir şey dememiş ve kafasını sallamıştı iki yana. "Hayde kızım sen de gel yemeğini bizimle ye artık. Tek başına orada yeme." dedi Tahir Bey Esma'ya bakarak. "Yok baba, size afiyet olsun." dedi Esma adama. Öte yandan da kocasına baktı, şayet Ömer de isterse olurdu. Lakin Ömer ona kaşlarını kaldırıp indirdi. Bu da hayır demekti neticede. "Orada tek başına yeme diye diyorum kızım." "Sağ ol baba, Allah razı olsun. Hem işlerim var mutfakta, kekomlar gelecek. Hazırlık yapacağım." "İyi ya gözün aydın kızım." dedi içtenlikle Tahir Bey. Esma, "Sağ ol baba." demiş ve salondan çıkıp mutfağa girmişti. Ağabeyi, yengesi, annesi ve biricik yeğeni gelecekti. Yemek işini sonraya bırakan genç kız kollarını sıvayıp ağabeyinin en sevdiği tatlıyı yapmaya başladı... BÖLÜM SONU. BÖLÜM BİTTİ, NASIL BULDUNUZ? 🤍
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD