SEVDA ESİRİ 15. BÖLÜM

1332 Words
KEYİFLİ OKUMALAR... Ömer karşısında duran adama çatık kaşları ile bakmaya başladı. Sabahın bu saatinde ne işi vardı burada? Bunu kendisine de sormak üzere dudaklarını araladı genç adam. "Ali? Ne oldu gardaşım?" diye sordu Ömer meraklı bir biçimde. Seyyid Ali öfkeli gözlerle karşısında duran adama baktı ve bakışlarını yüzüne sabitledi. "Oldu Ömer efendi, oldu! Deminden beridir dışarıda senin gelmeni bekliyorum lakin gelmedin bir türlü." derken sesi sertti. Ömer anlamayarak baktı Seyyid Ali'ye. Niye kendisini bekliyordu ki?! "Niçin beni bekliyordun ki?" diye sordu gayri ihtiyari bir şekilde. "Ulan amına koyduğum it herif! Ne demek niye bekledin?! Bir işimiz var ya merkezde, unuttuysan hatırlatayım. Ekmek teknemiz ya orası. Gidip çalışmasak aç kalırız ya!" "Bağırma be gardaşım. Anamlar uyuyor." dedi Ömer yüzünü buruşturup. "Anladım ben senin derdini." deyip yandan güldü. Seyyid Ali biliyordu bu it yine bir şey yumurtlayacaktı. Sabırla bekledi ne diyeceğini. "Neymiş benim derdim?" "Senin derdin benim. Beni özlemişsin belli, ondan bu asabiliğin. Amma unut artık beni gayrı, evli barklı adamım sonuçta." deyip kısık sesle güldü Ömer. "Hay senin gibi evli adama sokayım ben. Evliymiş! Ulan evlenir de usu başına gelir dedik, amma yok Ömer efendi halen aynı bok. Olan bacıma oldu." derken başını iki yana salladı Seyyid Ali. "Bensiz yapamıyorsun kabul et." diyen adamla Seyyid Ali halen aynı kötü bakışlarını atıyordu. "Evet sensiz yapamıyorum, o yüzden derhal git üstünü değiştir gel çabuk işe gidiyoruz." dedi ve katiyen Ömer'in tek kelam etmesine müsaade etmeden yürüyüp arabasına bindi. Ömer ise içinden küfürler ediyordu. Hırsla yürüyüp odasına girdi Ömer ve yatakta kendisini bekleyen kadına baktı. Bu kadın bırakılıp gidilir miydi be?! İnsafsız kan kardaşı buna da mani olmuş ve onu taze karısının koynundan çekip almıştı resmen. Ömer'in sinirleri tepesine çıkmıştı hiç şüphesiz. Esma kocasının haline bakınca bir şeyler olduğunu anladı ve merakla konuştu. "Ömer'im ne oldu? Gelen kimdi?" "Kim olacak Esma'm? Ali geldi." deyince Ömer, Esma yatakta doğruldu. Ağabeyi niye gelmişti şimdi? Yoksa yine Arslan'a bir şey mi olmuştu? Yüreğine peyda olan korkuyla baktı kocasına genç kız. "Kötü bir şey mi oldu?" "Yok güzel karım, sakin ol. Kötü bir şey olmadı. Olan tek şey gelip beni senin sıcak koynundan alıp götürmek istemesi. İşe gidecekmişiz. Ulan ben yeni evliyim be! Daha karıma doyamadım, hoş doymam imkansız amma biraz bekleseydi ne olurdu?" dedi çaresiz bir şekilde Ömer. Kıkırdadı Esma, sonra Ömer'in kötü kötü baktığını görünce kesti gülmesini. "Ne yapalım Ömer'im, ağabeyim haklı. İşler beklemez biliyorsun." "Zavallı Ömer bekler yani öyle mi Esma Hanım?" diye sordu Ömer tek kaşını havaya kaldırarak. Esma kollarını yukarı kaldırıp esnedi. "Öyle malesef erim. Hayde sen işine git, hem ağabeyimi de daha fazla kapıda bekletme iyice sinir olur. Giderkende kapıyı ört tamam mı?" Ömer sinirden hiçbir şey demeden dolaba yürüdü ve üstüne kıyafetlerini giyindi. Giyinirken de hep söyleniyordu. "Böyle işe sokayım ben!" "İşin de amına koyayım!" "Çalışmayı çıkaranın anasını sikeyim!" Esma'nın işittiği şeylerle gözleri kocaman açıldı. Ne diyordu bu adam böyle?! "Ömer ne diyorsun Allah aşkına? Ne biçim küfür ediyorsun sen?" diye azarladı kocasını. Ömer karısına dönüp, "Ne yapayım Esma Hanım, sen böyle sere serpe yatakta yatarken ben senin o huysuz ağabeyinle işe gideceğim. Burada seninle ateşli saatler geçirecek iken gidecek olmak çok zoruma gidiyor." diye konuştu acıklı çıkan sesi ile. "Olsun erim, tüm geceler bizim nasıl olsa. Sen şimdi güzel güzel işine git, sonra da gel." dedi Esma ılımlı çıkan sesi ile. "Ama Esma'm..." diyen Ömer ile Seyyid Ali kornaya basmış ve Ömer sinirle gözlerini yummuştu. Ulan bu adamın kendisiyle ne zoru vardı böyle?! "Bak ya!" "Tamam Ömer'im hayde sen git artık." diyen Esma bu sırada yataktan kalktı ve kocasının yanına geldi. Ellerini onun yakalarına koyup düzeltti. Kocası sinirden dolayı gömleğini düzgün giyememişti, Esma da düzeltti. "Tamam güzel karım. Gidiyorum şimdi, sende biraz daha uyu. Erken daha." "Olur erim. Hayde Allah güç kuvvet versin size." "Sağ ol karım." diyen Ömer, Esma'yı kendisine çekti ve dudaklarına kapandı. Sert ve ıslak bir öpücük kondurduğu dudakları bırakmak istemese de geri çekilip, bu sefer onun alnına dudaklarını bastırdı genç adam. "Seni çok seviyorum güzel karım. Akşama görüşürüz Allah'ın izni ile. Var mı bir isteğin, gelirken alayım." dedi Ömer karısının gözlerine aşkla bakarken. Esma kısa bir süre düşündü, sonra da dudaklarını yalayıp cevap verdi. "Aslında... Cevizli sucuk getirsen çok mutlu olurum." Ömer, Esma'nın belini sıkıca tuttu ve yüzüne doğru eğildi. "Sen iste sana cevizli sucuk fabrikası alayım." Güldü Esma. "Yok erim, o kadar istemem. Sadece birazcık al yeter bana." dedi Ömer'in sakallarını okşarken. "Tamam güzelim. Ben gideyim artık, baksana bir türlü gidemiyorum." dedi Ömer başını iki yana sallarken. En nihayetinde Esma'nın dudaklarına bir buse daha kondurmuş ve odadan çıkmıştı Ömer. Esma da giden adamdan sonra yatağa girip gözlerini yummuştu. Ömer dışarı arabada kendisini bekleyen adamın yanına gidip, kendi de arabaya bindi. Tek kelam etmeden kafasını cama doğru çevirdi ve öylece kaldı genç adam. "Ulan Ömer dinime imanıma seni eşşek gibi çalıştırmazsam bana da Seyyid Ali demesinler. Şuna bak lan! İşe gidiyor diye küsmüş." Seyyid Ali bunu demiş ve Ömer de tek bir kelam etmemişti. Böyle yol boyu radyo dinleyerek iş yerlerine gelmişlerdi. ♤♧♤ "Ömer hayde kalk lan gidiyoruz." dedi Seyyid Ali küçük bir tahta parçası üstünde uzanan Ömer'i dürterken. Genç adam gerçekten de dediğini yapmış ve her işi Ömer'e yaptırmıştı. Ömer de onunla konuşmadan Seyyid Ali'nin her dediğini yapmış ve itiraz etmemişti. Seyyid Ali Ömer'in konuşmaması ve itiraz etmemesi üzerine daha da bilenmiş tüm ağır işleri ona yaptırmıştı. Sonuç olarak Ömer'in perti çıkmıştı, öyle ki kalkacak hali dahi yoktu genç adamın. Gözlerini kırpıştırıp açtı Ömer ve tepesinde dikilen Seyyid Ali'yi gördü. "Ne oluyor?" diye sordu Ömer. "Kalk hayde gidiyoruz." Seyyid Ali bunu demiş ve üstünü değiştirmeye gitmişti. Ömer de ağrıyan sırtını tuta tuta kalktı ve o da üstünü değiştirmeye gitti. Üstünü zorlukla değiştiren Ömer kendisini arabada bekleyen Seyyid Ali'nin yanına vardı ve arabaya bindi. Yine aynı şekilde arabanın camına kafasını dayadı ve gözlerini kapattı genç adam. Araba gitmeye devam ederken, Ömer birden gözlerini açtı ve Seyyid Ali'ye döndü. "Merkezden çıktık mı?" diye sordu telaşla. Seyyid Ali anlam veremese de yanıt verdi kan kardaşına. "Henüz değil. Niye ne oldu?" "Bir bakkalın önünde dursana Ali, alacaklarım var." Ömer'in istediğine karşı çıkmayan Seyyid Ali hemen en yakın bakkalın önünde durdu. Ömer hızlıca arabadan indi ve bakkala girdi. Bir müddet gezinmenin ardından en nihayetinde aradığı şeyi buldu ve sevinçle onu aldı. Yanına bir kaç şey daha alarak parasını ödemek için kasaya getirdi. Aldıklarını arabanın arka koltuğuna koyan Ömer kendi de arabaya bindi ve en sonunda köye gitmek için yola koyulmuşlardı. ♤♧♤ Seyyid Ali, Ömer'in evinin önünde durup uyuyan adama baktı. Yol boyu uyumuş ve halen de uyanmamıştı, belli ki çok yormuştu genç adamı. Sinsice gülümseyip, Ömer'in omuzunu dürttü. "Kalk lan! Eve geldik. Görende sabaha kadar beşik salladın sanacak." Ömer gözlerini yavaşça açıp kendisine bakan adama baktı. "Geldik mi?" "Geldik ya!" "Tamam, ben ineyim." dedi ve kapıyı açıp indi. Sonra da arka kapıyı açtı ve aldıklarını eline aldı Ömer. "Sağ ol gardaşım, hayırlı akşamlar." dedi Seyyid Ali'ye. "Bacıma söyle demli bir çay demlesin, eve gidip bizimkileri alıp çaya geleceğiz." dedi Seyyid Ali. Ömer, "Baş göz üstüne, buyrun gelin gayrı." dedi ve Seyyid Ali'nin baş selamından sonra yürüdü ve kapıya geldi. Bir iki kere vurup açılmasını bekledi genç adam. Çok geçmemişti ki, kapı açıldı ve Ömer'in gün boyu özlemini çektiği karısı güler yüzüyle onu karşıladı. Ah şimdi Ömer kadar mutlusu yoktu herhalde. Öyle ki, yorgunluğunu unutmuş, kendisi de gülümsemişti. "Hoş geldin erim." dedi Esma kısık sesle. Derin bir yutkunmadan sonra Ömer de konuştu. "O kadar hoş buldum ki feleğim şaştı..." derken derin bir nefes aldı genç adam. Güldü yine Esma ve kenara çekilip yol verdi kocasına. Eve giren Ömer karısının yanından geçerken burnuna dolan koku ile mest olmuştu adeta. Öyle ki sanki bedeninde ki tüm yorgunluk geçip gitmişti. Esma'nın kokusu ona ilaç gibi idi hiç kuşkusuz. Elinde ki poşetleri mutfağa bırakan Ömer, "Anamlar nerede?" diye sordu. "Saniye anne banyoda, Tahir baba da henüz eve gelmedi." "İyi madem Esma Hanım, düş bakalım erinin önüne." dedi Ömer baştan aşağı karısını süzer iken. Kıkırdayan Esma, "Düşelim bakalım." derken önden yürümeye ve bile isteye kalçalarını sallaya sallaya yürümeye başladı. Ömer dudaklarını ısırdı ve poşetten aldığı cevizli sucuk ile karısının peşinde düştü... BÖLÜM SONU... BÖLÜM BİTTİ, NASIL BULDUNUZ? 🤍
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD