BAŞLAMADAN EVVEL HERKES BURAYA BİR KELEBEK KONDURABİLİR Mİ? 🦋
Genç kız elini yıkayıp, orada olan havlu ile kuruladı. Ardından da yarım kalan işine geri döndü. Elinde ki domatesleri küçük küçük doğrayıp yanında olan cam kaba koydu, daha sonra da kaynanasının kendi bahçelerinde topladığı salatalık ve marulları doğradı. En nihayetinde salatayı da bitirdikten sonra mutfaktan çıktı ve salona girdi. Ondan evvel ise kulak arkasına bağladığı yazmasını açıp önden birleştirerek bağladı, çünkü salonda Tahir Bey de vardı ve Esma onun yanına böyle gidemezdi.
"Anne her şey hazır, isterseniz sofrayı kurayım. Tahir babam acıktığını söylemişti."
Esma'nın konuşması ile Saniye Hanım güzel gelinine döndü ve gülümsedi. Esma geldi geleli omuzlarında olan tüm yükler kalkmıştı ve Saniye Hanım çok rahatlamıştı doğrusu, böyle geline can kurban!
"Yok annem daha değil. Ömer'im gelsin hele yeriz hep birlikte. Hem bak baban uyukluyor." diyen Saniye Hanım kıkırdadı. Esma da adama bakıp sessizce güldü.
"Tamam anneciğim, o vakit müsaadenle ben biraz odama gideyim. Oğlunun gelmesine daha var."
Saniye Hanım,
"Tamam güzel kızım, sen git dinlen biraz. Sabahtan beridir durmadın bir yerde." dedi hafif sert bir sesle.
Sabah Esma uyanmış ancak yanında Ömer'i görememişti sonra usuna gelen ile sinirleri yükselmişti genç kızın, çünkü kocası olacak adam evvelden isteyeceği kızla birlikte merkeze girmişti. Onu evine bırakmaya girmişti. Hırsla yataktan kalkmış ve aynı sinir ile işlerini halletmişti. Kendisine olur olmaz işler çıkartıp Ömer ve o kızın usuna gelmesini engelliyordu yoksa kafayı yiyecekti genç kız.
Allah'tan işe de yaramıştı ki, Esma akşama değin yapabileceği tüm işleri yapmış ve olanları usuna getirmemişti. Şimdi ise odasına girince yine hatırına dadandı her şey ve Esma çığlık atmak istedi o an. Çünkü siniri içinde kalmıştı, öyle ki Ömer'e tam anlamıyla kızamamış ve hesap soramamıştı. Lakin artık yapacak bir şey de yoktu. Olan olmuş, geçen geçmişti nitekim.
Böyle olmayacağını anlayıp, hamama doğru ilerlemeye başladı Esma ve içeri girip yavaşça soyundu. Sıcak bir banyo onu çok iyi hissettirecekti. Üstünde bulunan tüm kıyafetlerini ve iç çamaşırlarını çıkarıp, duş başlığının altına girdi genç kız, ondan evvel ise suyu sıcağa ayarlamış ve öyle altına girmişti.
Gerilen ve yorulan bedeni sıcak suyun altında gevşerken bir ses işitti genç kız ve sese kulak kesildi. Kesinlikle bu kapı sesi idi. Esma öylece köpüklü bir halde dururken, usuna durulanmak geldi ve suyu açtı. Üstünden su akar iken, Esma kapalı gözlerini açtı ve karşısında kendisine yiyecekmiş gibi bakan, simsiyah gözleri ile kocasını gördü.
Hiç istifini bozmadan işine devam etti ve yeniden köpüklemeye başladı her yerini. Bu sırada Ömer de dikkatli ve katiyen gözlerini ondan ayırmayarak önünde ki eşsiz manzarayı izliyordu. Yutkundu genç adam ve devam etti izlemeye. İzlemeye devam ederken bedeninde ki ateşin yükseldiğini de hissetti lakin bu ateşini ne yazık ki karısının bedeninde söndüremeyecekti. Çünkü halen daha cezası bitmemişti.
Esma'nın ses etmeyişi ile içine bir umut peyda oldu genç adamın. Heyecanlı ve kısık sesi ile,
"Bende gelebilir miyim?" diye sordu beklenti ile.
Esma hiçbir çekinge göstermeden bedenini, (tabii kocasını kışkırtmak için biraz çaba göstermişti) yıkamış ve konuşmasıyla ona bakmıştı.
"Efendim?"
Kuruyan dudaklarını ıslatan Ömer, duşa kabine yaklaştı ve tekrar etti sorusunu.
"Gelebilir miyim?"
Esma,
"Elbette gelebilirsin, ben çıkıyorum zaten." dedi ve kenarda duran bornozu alıp üstüne giydi.
Genç kız giyinmek için odaya girerken, Ömer ise hırsla üstündekileri çıkarmaya başlamış ve aynı sinirle duşa kabine girmişti...
♤♧♤
Sessizce yenilen akşam yemeğinden sonra Esma çay yapmış ve aynı şekilde çay içiyorlardı. Esma ve kayınvalidesi Saniye Hanım televizyonda ki diziye pür dikkat odaklanmışken Ömer ise sinirle çayını içiyordu. Sanki tüm hıncını bardaktan alıyormuşcasına elinde sıkı sıkı tutuyor ve sert bir şekilde yudumluyordu çayını.
"Hay maşallah oğlan dalyan gibi. Tıpkı Ömer'ime de benziyor." diyen Saniye Hanım televizyonda ki adamı Ömer'e benzetmişti. Ancak Esma'ya göre onun kocası da yakışıklı ve karizmatikti. Bunu kadına söyleyemeyeceğine göre sadece susmuş ve gülmüştü.
"Saniye Hanım de hayde kalk uyumaya gidelim. Benim çok uykum geldi." diyen Tahir Bey ayaklanmıştı. Saniye Hanım ise henüz gitmek istemiyordu doğrusu o sebeple kocasına bakıp konuştu.
"Sen git istersen Bey, ben birazdan gelirim."
"Olmaz öyle tek uyumaya gitmem."
"Aaa çocuk musun sen Allah aşkına Tahir Bey?" diye azarladı kocasını kadın.
"Vallahi de sensiz gitmem Saniye Hanım." derken bunu yapmayacağını da belli ediyordu adam.
Saniye Hanım sinirle yerinden kalktı.
"Aman Tahir Bey, bir televizyon keyfimiz vardı ona da ettin ya helal olsun." deyip adama doğru yürüdü.
Tahir Bey,
"Ne olduğunu yarın Esma kızım söyler sana." deyip Esma'ya baktı. " Değil mi kızım?" diye sordu.
Esma,
"Tabii söylerim." dedi ve izlemeye devam etti televizyonu.
"İyi o vakit size hayırlı geceler." diyen karı koca uyumak üzere salondan çıkmıştı. Şimdi ise salonda Esma ile Ömer vardı tek başına, ilk günlerinde olduğu gibi. Lakin bir farkla, Esma kocasının yanında oturmuyor ve onunla samimi değildi. Ve bu Ömer'in kanına çok dokunuyordu. Bir an evvel bu saçmalığa bir son vermesi lazım idi.
"İstersen yarın Ali'lere gidelim. Ne dersin?" diye sordu Ömer konuşmak için.
Esma gözlerini bir anlığına televizyondan çekti ve kocasına baktı.
"Olmaz, gidemeyiz." dedi ve yeniden televizyona döndü.
"Neden?"
"Çünkü, yeni evlenen kız ilk gitmez. Ailesi onu bir hafta sonra görmeye gelir."
"Bunun olması şart mı peki?"
"Evet, adetimiz bu sonuçta."
"Peki güzel karım öyle olsun." deyip ayaklandı Ömer. "Bizde uyumaya gidelim mi? Geç oldu."
"Sen git uyu istersen, erken kalkmıştın." dedi Esma.
"Tek mi gideyim yani?"
"Uykun varsa git uyu Ömer."
Ömer!
Ömer demişti Esma, Ömer'im değil!
"Peki Esma Hanım ben gidiyorum uyumaya." dedikten sonra aynı sinir ile salondan çıkıp kendi odalarına gitti genç adam. Esma ise rahatça ayaklarını uzattı ve dizisini izlemeye devam etti...
♤♧♤
Genç kız üstüne giydiği krem renk, dantelli ve kısa gecelik ile odaya geri döndü. Dizi bitmiş ve en nihayetinde Esma televizyonu kapatıp odasına gelmişti. Geldiğinde ise Ömer'i uyur bir vaziyette görmüştü. Ses etmeden dolaptan geceliğini almış ve hamama girmişti genç kız. Orada işlerini hallettikten sonra da geceliğini giyinmiş ve odaya geri dönmüştü.
Yatağa girip tavana baktı Esma, ardından da yanında uyuyan adama çevirdi bakışlarını. Kaşları çatık ve yüzü huzursuz bir ifadeye bürünmüştü Ömer'in, güzel bir uyku uyumadığı da belli idi zaten. Ses etmedi Esma ve uyumak üzere gözlerini yumdu.
Sabahın ilk ışıkları ile Ömer gözlerini araladı ve üstünde ki ağırlığa baktı. Bu hayatında hep taşımak istediği bir ağırlıktı doğrusu, ömrünün sonuna değin hep üstünde olsa da sesi çıkmazdı Ömer'in. Kolları arasında olan kadını sıkıca sardı ve şakağına bir buse kondurdu genç adam. İşte bu buse ile Esma gözlerini araladı ve baktı altında kalan adama. Çok özlemişti kesin kocasını lakin biraz daha burnunun sürtmesi gerektiğine inanıyordu, çünkü Ömer kendisini affettirmek adına pek bir şey yapmıyordu ve Esma da henüz affetmek istemiyordu. Onun çabalamasını istiyordu hiç şüphesiz.
Kendisini geri çekmek için hareket eden Esma güçlü kollar tarafından sarmalandığını anladı. Belli ki Ömer uyanıktı ve onu sıkıca tutuyordu. Bu cezasını ihlal etmek demekti ve Esma bunun bozulmasını istemiyordu. Kafasını kaldırdı ve Ömer'in çaresiz gözlerle kendisine baktığını gördü. İçi ezildi genç kızın ve gördüğü görüntüye kayıtsız kalamadı.
"Ne oldu?" diye sordu sakin bir ses tonuyla Esma.
Ömer sanki bu suali bekliyormuş gibi hemen konuşmaya başladı.
"Çok kötü şeyler oluyor Esma'm. Görmüyor musun? Kavuşmak için o kadar bekledik, o kadar acı çektik amma şimdi katiyen değmeyen bir şey için birbirimizden uzak duruyoruz. Bu ikimize de ceza değil mi gözünü seveyim?!"
Ömer'in dedikleri kesinlikle doğruydu ve Esma diyecek bir şey bulamadığı için bir müddet boyunca sustu. Ardından usuna gelenlerle konuşmaya başladı.
"Sen benden bir şeyler sakladın Ömer. Bu basit bir şey de değildi."
"Geçip gitmiş, üstünden seneler geçmiş bir husustu. Eğer ki senden saklamak isteseydim o vakit de söylemezdim zaten. Bu benimle mezara kadar giderdi, lakin yine de bil istedim senden bir gizlim olmasın istedim ve söyledim sana. Elbette en başından bunu söylemem gerekiyordu ancak haberleri dahi olmadığı için önemsiz gördüm. Sana söylemememin tek nedeni bu."
"İnanıyorum Ömer, sadece kendime yediremiyorum bunu." diyen Esma'nın sesi de çok kırgın çıkıyordu.
"Bu mevzuyu son kez konuşup kapatacağız Esma. Bundan gayrı da ne olursa olsun katiyen beni kendinden mahrum etmeyeceksin. Zalim ağabeyin zaten bize yeterince çektirdi, bir de sen çektirme kurbanın olayım." diyen Ömer karısının belini okşuyordu usulca.
Esma kıvama gelmek üzere idi zaten, kocasını çok özlemiş ve dokunuşlarına çok alışmıştı. Onun da yoksunluk çektiği belli idi.
"Tamam ceza falan yok artık, amma Ömer katiyen benden bir şey saklamayacaksın. Her ne olursa olsun bana söyleyeceksin. Anlaştık mı?"
"Yeminim olsun ne olursa olsun sana söyleyeceğim. Şimdi çok konuştuk, ben susadım." dedikten sonra yavaşça karısının dudaklarına yaklaştı ve onları usulca öpmeye başladı. Çok özlemişti gerçekten, sanki susuzluğu gitmişti bu öpüşme ile ve Ömer buna bayılmıştı doğrusu. Çünkü Esma'nın dudakları ona hayat vermişti adeta.
Yavaş başlayan öpücük giderek tutkulu olmaya başlamıştı. Esma bacaklarını iki yana açıp kocasının üstüne çıktı ve bu şekilde öpüşmeye devam ettiler. Ömer ise karısının kalçalarıyla ilgileniyordu. Ellerini ikisine atmış ve okşuyordu o tatlı dolgunlukları. Tam ellerine göre idi ve Ömer buna bitiyordu.
"Ah Esma öldürüyorsun beni..." demişti bir es verirken Ömer. Ardından yeniden gömüldü müptelası olduğu dudaklara.
Elleri karısının üstünde ki geceliği yavaşça çıkarır iken hiç olmayacak bir şey oldu ve sabahın köründe kapı vuruldu. Bu kimdi şimdi?! Sabahın köründe kim gelmişti ki?!
Ömer katiyen bırakmak istemese de,
"Ben bir kapıya bakıp geleyim Esma'm. Bakalım kimmiş sabahın köründe." dedi ve Esma yana kaydıktan sonra kalktı.
Üstüne geçirdiği tişört ile odadan çıktı ve dış kapıya vardı Ömer. Kapıyı açtığında ise asla görmeyi beklemediği kişi ile karşılaştı.
BÖLÜM SONU...
BÖLÜM BİTTİ, NASIL BULDUNUZ?