SEVDA ESİRİ 11. BÖLÜM

1567 Words
Başlamadan evvel herkes buraya bir kelebek kondurabilir mi? 🦋 Hummalı bir şekilde çalışıp, oradan oraya koşuşturan genç kızı kocası yüzünde muzip ve huzur dolu bir gülümseme ile izliyordu. Bu anları çok evvelden düşlemişti, lakin şimdi gerçeği yaşamak bambaşka bir histi. Öte yandan da gurur dolu idi Ömer, çünkü sevdiğini almış ve kadını yapmıştı. Artık kimse onu ondan alamazdı, ha Seyyid Ali faktörü vardı amma onu da bir şekilde halledecekti. Öyle ki artık Esma yanında olmasa Ömer nefes dahi alamayacak gibi oluyordu. Bu da yeni olmuştu. Doğrusu teninde soluklandıktan ve bunun tadını aldıktan sonra olmuştu bu. "Çok yolları kaldı mı acaba?" diyen Esma, Ömer'in dalıp kendisine bakakaldığını fark etti. Çok güzel bakıyordu insafsız, şeytan diyordu ki bırak şu işleri git kocanın koynunda soluklan diye... Amma velakin olmazdı işte. En azından şimdilik olmazdı. Çünkü Ömer'in anne ve babası geliyordu bugün. Başbaşa geçirdikleri bir haftanın ardından Ömer onlarla konuşmuş ve onları gelip alacağını beyan etmişti. Lakin eniştesi ve Emine ablası buna müsaade etmemişti. Hem onları getirecek, hem de Esma ile Ömer'i göreceklerdi. Doğrusu Emine genç kızın halini merak ediyordu ve bunun için geliyordu sırf. Çünkü kardeşi bu kızı senelerdir bekliyordu ve şimdi evlendiklerinden ötürü kızı yataktan dışarı çıkarmamıştır diye düşünüyordu. Düşüncesi biraz garipti doğrusu, ancak kendine mani olamıyordu kadın. Gidip Esma'yı kendi gözleri ile görecekti illa. "Usun nerede senin erim?" diye sordu Esma kocasının yanına gelip dururken. Ömer, Esma'nın yanına gelişi ile daldığı düşüncelerden sıyrıldı ve baktı sevdalısı olduğu kadına. "Doğrusu usumun nerede olduğunu söylersem çok utanırsın güzel karım." deyip göz kırptı. Esma kocasının bunu demesi ile utanmıştı bile... Konuyu değiştirmeye karar kılıp konuşmaya başladı genç kız. "Şimdi bırakalım usunun nerede olduğunu erim. Salatayı yapacağım da çok yolları kaldı mı acaba? Yapsam söner, yapmasam yetişmez diye endişeliyim." Ömer usulca yerinden kalktı ve tam karısının yanında durdu. Bu kız onu o kadar mutlu ediyordu ki, Ömer tüm benliği ile bu mutluluğu hissediyor ve Yaradan'a her daim şükür ediyordu. "Endişelenme Esma'm. Gelsinler öyle yaparız hem erin yardım eder sana merak eyleme. Her şeyi çok güzel yaptın zaten. Ellerine sağlık." dedikten sonra karısının ellerini tuttu ve öptü tek tek. Esma bu hareketle eridi adeta. Bu adam ne kadar da düşünceli ve güzel bir adamdı böyle. Esma ona sahip olduğu için çok şanslı idi doğrusu. "Teşekkür ederim Ömer'im." "Ömer yanıp tutuşuyor sana güzel kadınım." dedi ve sokuldu genç kızın dudaklarına Ömer. Yavaş yavaş öpmeye başlarken, Esma da ona karşılık veriyordu. 'Ah insafsızın bacısı bu kadar güzel olmak zorunda mıydın sen?' diye geçirdi içinden genç adam ve yavaş başlayan öpücük birden hız kazanarak tutku dolu bir hal aldı. Pek tabii bu sırada Ömer'in elleri de ait olduğu yeri bulmuş ve karısının ince belini sarmıştı. Bununla da kalmayıp, aşağıya inen elleri genç kızın şekilli kalçasına ulaşmıştı. Esma boğuk bir inleme eşliğinde kendini Ömer'e bastırdı. Lakin burası yeri değildi ve her an Ömer'in anne ve babası gelebilirdi. Ancak her iki gençte şuan bunu pek umursamıyordu. Onlar anın tutkusuna kapılmış iken kapı vurulmaya başlandı. Esma derhal kendini geri çekti ve nefes nefese kocasına baktı. "Ayy geldiler erim!" dedi göğsü inip kalkarken. Ömer bu güzel anın bozulmasıyla biraz sinirlense de belli etmedi ve karısını yatıştırmaya başladı. "Sakin ol sevdam. Geldiler, hoş geldiler." derken Esma'nın açık saçlarını okşadı. "Sen şimdi git yazmanı tak başına, elini yüzünü de yıka öyle gel. Ben gidip kapıyı açacağım." dediğinde kapı bir kere daha vuruldu. "Tamam erim." Esma derhal denileni yapmak üzere oradan ayrılmıştı bile. Ömer biraz toparlandıktan sonra hızlı adımlarla yürüdü ve kapıya geldi. Açınca karşısında babası, annesi, ablası, eniştesi, çocuklar ve Canan'ı gördü. Canan mı?! Ömer buna anlam veremesede ses etmedi ve güleryüzü ile hepsine baktı. "Hoş geldiniz!" dedi ve kenara çekildi. "Hoş gördük." demişlerdi hep bir ağızdan. Tahir Bey ve Saniye Hanım damatları ile içeri girerken Emine, çocukları ve Canan en son girdiler içeri. "Esma nerede ablam?" diye sordu Emine. En çok onu merak ediyordu doğrusu. "Kapı çalınca yazmasını takmak için odaya gitti Emine Sultan. Bakıyorum da artık beni soran yok, hep Esma, hep Esma." diyen Ömer ablasını kolu altına almış ve bunu demişti. Emine, "Öyle olacak tabii Ömer efendi! Bugüne bugün ilk ve tek gelinimiz elbet soracağım." dediği vakit Esma odadan çıktı ve kimi ona hayranlıkla bakar iken, kimi ise ona hasetle bakıyordu. Kimin hasetle baktığı pekala belli idi. Canan sırf kendi gözleri ile görmek ve Ömer'e olan sevdasını bitirmek için gelmişti buraya. Evet o Ömer'e sevdalı idi, lakin artık sevdasını bitirme vakti çoktan gelip geçmişti bile. Düğüne gelmediği için tebrik etmek maksadı ile gelmişti dediğine göre. Amma velakin gerçek öyle değildi elbette. Onları mutlu görürse şayet bu sevdayı yok edebilir diye düşünüyordu genç kız. Ancak bunu zaman gösterecekti illa ki... "Oy maşaAllah, maşaAllah sana güzel gelinim." diyen Emine Ömer'in kolunun altından çıkmış ve direkt olarak Esma'ya sarılmıştı. Çok seviyordu bu kızı hiç şüphesiz ve sevgisini de belli etmekten çekinmiyordu genç kadın. "Hoş geldin ablacığım." "Hoş gördüm güzelim. Çok şükür sağlam gördüm seni." dedi Emine, ancak bunu pek anlamamıştı Esma. Ki zaten üstünde de durmadı, lakin Ömer kesinlikle anlamıştı ve genç adam içinden 'yok artık' demişti. Ablası ne sanıyordu onu böyle?! "Yoldan geldiniz ablam, hamama geçip elini yüzünü yıka istersen." dediği vakit Esma arkada duran genç kızı fark etti. Onu ilk kez görüyordu amma kim olduğunu biliyordu. Ona yönelip konuşmaya başladı. "Canan abla hoş geldin, kusura bakmayasın görmedim seni." derken sesi samimi idi Esma'nın. Canan içi kan ağlar iken, bunu belli etmeyin konuşmaya başladı. "Hoş gördüm teyzem gelini, mühim değil. Olur böyle şeyler." deyip hamama doğru yürüdü. "Bende elimi yüzümü yıkayayım, sonra elbette sizi tebrik edeceğim evvela." dedikten sonra hamama girmişti. Karı koca koridorda yalnız kalmıştı böylelikle. Ömer karısına bakıp, "Gel bakalım yeni gelin, anamla babamın elini öpelim." demiş ve Esma'yı önüne katıp salona yönelmişti. ♤♧♤ Afiyetle yenilen yemekten sonra Esma şimdi de herkese kahve yapıyordu. Yemekler çok çok güzel olmuştu ve Tahir Bey başta olmak üzere bu beğeniyi sık sık dile getirmişlerdi. Emine ve kocası da yola çıkmadan evvel Esma onlara da kahve yapmış ve şimdi de içiyorlardı. Emine ilk kez içi rahat bir biçimde evine dönüyordu. Bilakis genç kadın evlendiğinden beridir hep gözü arkada kalıyordu ve ailesini hep merak edip duruyordu. Amma velakin artık buna gerek kalmamıştı, çünkü Esma vardı artık ve Emine rahatlıkla evine dönecekti. Beklediğinin aksine Esma pek gayet iyi idi. Demek ki kardeşi epey nazik davranıyordu karısına. Genç kadın bunları düşünmeyi bırakıp kahvesinin son yudumunu da içip fincanı tabağına bıraktı. Gururlu bir şekilde yanında oturan Esma'ya dönüp, "Ellerine sağlık benim güzel gelinim. Çok güzel olmuştu kahve." dedi tüm samimiyeti ile. Esma güler yüzlü ile, "Afiyet olsun ablam." dedi içi kıpır kıpır iken. Ömer de göğsü kabarık bir şekilde olanları izliyordu. Karısının yaptığı yemekler ve pişirdiği kahve şüphesiz ki çok mükemmel olmuştu, öyle ki bu da genç adama bir özgüven vermişti. En nihayetinde Emine'nin kocası ayaklandı. "Biz artık gidelim baba, eh yolumuz uzun gayrı anca gideriz." Tahir Bey, "Doğru dersin oğlum, hayde gidin Allah yolunuzu açık eylesin." demiş ve elini öpen damadından sonra kızına sarılmıştı. Herkesle sarılma faslı bittikten sonra Emine, kocası ve çocukları yola çıkmışlardı. Lakin bir eksikle! Canan onlarla gitmemişti, öyle ki bir kaç gün burada kalmak istediğini teyzesine söylemiş ve Saniye hanımda pek tabii buna müsaade etmişti. Sonuçta geri çevirecek hali yoktu ki. En nihayetinde gidenlerden sonra Esma mutfağa girmiş ve bulaşıkları yıkamaya başlamıştı. Epey bulaşık vardı ve genç kız hemen bitirip kaynanası ile oturmak istiyordu. "Kolay gelsin güzel kızım." Esma gelen ses ile arkasına döndü ve Saniye Hanımı gördü. Gülümseyerek, "Sağ olasın annem." dedi ve işine geri döndü. Saniye Hanım kollarını sıyırmaya başlayınca Esma yaptığı işe ara verdi ve ona baktı. Niye kollarını sıyırıyordu ki?! "Hayırdır anne, ne yapacaksın?" "Ne hayrı kızım? Sana yardım edeceğim ki çabuk bitsin, hem sen epey yoruldun." diyen Saniye Hanım elini köpüklenen bulaşıklara attı ve durulamak üzere çeşmeye yaklaştı. Ancak Esma buna mani oldu. "Yok annem ben hallederim lütfen sen bırak, babamgillerin yanına git." deyip Saniye Hanımın elindeki tabağı aldı. "Bundan sonra tüm işleri ben yapacağım. Sen yeterince yaptın zaten, artık dinlenme vakti." Saniye Hanımın gözleri dolar iken içinden Yaradan'a şükürler ediyordu. Nasıl bir sevap işlemişti de Allah ona Esma gibi bir gelin nasip etmişti? "Oy seni verene kurban olurum ben güzel kızım." diyen Saniye Hanım, Esma'nın köpüklü elini umursamıyordu ona sarıldı ve öptü onu yanaklarından. Esma da aynı şekilde karşılık vermişti kaynanasına. "Şimdi birlikte yapalım, daha sonra bakarız." dedi Saniye Hanım ve Esma'nın elinden usulca tabağı aldı. Esma kadının haline gülerken karşı çıkmadı. Sadece bu sefer dedi ve gelin kaynana sohbet ede ede bulaşıkları yıkamaya başlamıştı... ♤♧♤ Biten bulaşıklardan sonra salona gelen ikili geçip koltuklara oturdu. Tahir Bey tekli koltukta otururken, Ömer ikili de ve Canan ise tam Ömer'in yanında bulunan diğer tekli koltukta oturuyordu. Esma onun burada kalmasına anlam veremese de, bir şey dememişti nihayetinde. Sonuçta kaynanasının yeğeni ve misafir idi. Salona giren karısına göz kırpan Ömer bir müddet boyunca görmediği kadını oldukça özlediğini fark etti. Elbette bir kaç kere kalkıp yanına gitme girişiminde bulunmuştu amma velakin Canan ile babası buna mani olmuştu her seferinde. Çünkü babası düğünden konuşurken, Canan da çok alakasız şeyler sorup duruyordu. O yüzdendir ki, Ömer karısının yanına gidememiş ve hali ile de çok özlemişti. Şimdi dudaklarına yapışıp, onları kızarana değin öpmek istiyordu genç adam. Esma'nın her yerinde ellerini gezdirip, bayıldığı bedenini tekrar tekrar keşfetmek istiyordu. Ki buna daha fazla dayanamayıp ayağa kalktı Ömer. Kapıdan çıkmadan evvel Esma'ya baktı ve kafası ile gelmesini işaret etti. Esma'nın yüreği kuş misali atmaya başladı. Çünkü o da kocasını özlemiş ve derhal ona kavuşmak istiyordu. Ömer'den sonra Esma da ayaklandı ve salondan çıktı. Kalbi pır pır atar iken o çoktan odalarının kapısına varmıştı bile... BÖLÜM SONU...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD