SEVDA ESİRİ 12. BÖLÜM (+18)

1671 Words
Başlamadan evvel herkes buraya bir kelebek kondurabilir mi? 🦋 Genç kız odanın kapısını açıp içeri girdiği gibi kocası tarafından tutuldu ve hemen kapının yanında olan duvara yaslandı. Esma henüz olanları idrak edememiş iken dudaklarına kapanan dudaklar ile serseme döndü adeta. Bu adam onun usunu başından alıyordu nitekim. Bir gün kalpten gitmese iyiydi. Ömer hiçbir şey düşünmüyor sadece karısının dolgun dudaklarını öpüyordu. Çok özlemişti, bir kaç saat dahi ona bir asır gibi gelmişti doğrusu. O yüzdendir ki genç adam biraz aceleci idi. "Çok özledim seni..." deyip bu sefer karısının dudaklarını bırakıp boynuna ilerledi Ömer. Esma ise kendini an'a bırakmış ve kocasının saçlarını okşamaktaydı. O da çok özlemişti doğrusu. Ömer, Esma'yı yaslandığı duvardan çekip yatağa doğru götürmeye başladı. Bu sırada da boş durmuyor, genç kızın üstüne giymiş olduğu gömleğin düğmelerini çözüyordu. Kafayı yiyecekti Ömer, Esma'nın güzelliğinden ötürü kafayı yiyecekti genç adam. Esma'yı yatağa uzandırmış ve kendi de derhal üstünde ki yerini almıştı. İşte tam da düğmeleri açmayı bitirmiş ve gömleğin önünü açmış iken gördüğü görüntü ile sertçe yutkundu. Öyle ki Esma'nın diri göğüslerini saran simsiyah ve dantelli sütyen usunu başından almıştı nitekim. İlk defa görüyordu böyle Ömer, her defasında genç kız geceliğin içine sütyen giymediği için genç adam bunu görmemişti. Gördüğünde ise bunu daha evvel neden görmediği için hayıflandı. Şu güzellikler her zaman sütyensizdi, yine de güzellerdi amma velakin şimdi ki görüntüsü adamda us bırakmayacak türdendi. Tekrar yutkunan Ömer gözlerini zar zor mest olduğu görüntüden çekip, altında yatan kadına çevirdi. Esma gözlerini kapatmış ve kendini ona teslim etmiş moduna girmişti çoktan. "Ah kadın beni öldüreceksin. Yeminim olsun ölümüm senin elinden olacak." dediği vakit Esma gözlerini açtı ve baktı kocasına. Kaşları çatılır iken, Ömer devam etti konuşmasına. "Bu kadar güzel olmak zorunda mısın? Bu zavallı Ömer'i hiç mi düşünmüyorsun?! Şu memelerin usumu başımdan aldı. Bir çare oldum artık, nasıl uslu olayım ki..." Esma beğenilmenin verdiği özgüven ile gözlerini kocasının gözlerine dikti ve ona en tutkulu olabilecek şekilde bakmaya başladı. Doğrusu oldu mu bilmiyordu lakin, televizyonda hep böyle yapıyorlardı. "Ömer'im, erim, yiğidim, aslan kocam..." "Ah kadın! Bitiriyorsun beni!" Ömer daha fazla dayanamayıp tekrar kapandı karşısında duran kırmızı dudaklara. Bu sefer biraz sert öpüyordu ancak bu hiç mühim değildi. Esma pek gayet halinden memnun idi. Uzun sayılacak öpücükten sonra en nihayetinde Ömer yanıp tutuştuğu göğüslere geldi. Özenli bir biçimde onları okşayıp, öpmeye başladı. Biraz hoyrat davranıyordu genç adam lakin elinde değildi. Arzusu o kadar yüksekti ki, Ömer kendisini dizginliyordu hatta. Yoksa Esma'yı korkutup, ürkütebilirdi. "Memelerinin tadı o kadar güzel ki..." "Hiç ağzımdan çıkmasın istiyorum..." Ömer böyle böyle edepsiz şekilde konuşur iken, Esma ise sadece kısık sesle inliyordu. Çünkü artık rahat rahat sesini çıkaramazdı malesef. Evet duvarlar kalındı lakin, elbette ki bir çığlığında ses giderdi ve bunun olması demek rezil olmaları demekti. "Ah Ömer'im..." "Ömer kölen olsun senin..." Genç adam oldukça fazla ilgilendiği göğüsleri bırakmış ve en nihayetinde karısının giymiş olduğu eteğin fermuarını açmaya girişmişti. Tek bir seferde açmış ve eteği usulca çıkarmıştı karısının üstünden. Esma da kocasının hareketlerine uyum sağlıyordu hiç şüphesiz. Eteği çıkaran Ömer, "Bundan sonra eteğinin altına bir şey giy." derken karısının üryan bacaklarını okşuyordu. Bunu demişti çünkü Esma'nın bacakları buz gibi idi. "Ama erim çok sıcak, giyince bunalıyorum." diyen Esma zar zor konuşmuştu öyle ki Ömer bu sırada dili ile bacaklarında izler yapıyordu. Genç kızın konuşması bile mucize idi. Ömer, "Ben ne dersem o, bundan gayrı eteğinin altına bir şey giyeceksin. Baksana bacakların buz gibi olmuş." dedi biraz sert bir sesle. Esma bu sertliği seviyordu, biliyordu Ömer ona katiyen kıyamazdı, şimdi böyle demiş olması üşümüş olmasından dolayı idi. O vakit Esma da kocasının sözünü dinler ve altına bir şey giyerdi. "Tamam erim, sen ne dersen o." diyen genç kız kıvranıyordu adeta, çünkü Ömer bu sefer de bacaklarının arasına girmiş ve çamaşırı üstünden kadınlığını öpmeye başlamıştı. "Ah!" "Ah ya!" deyip güldü Ömer, hafif bir biçimde karısının kadınlığını ısırmıştı ve Esma da bu şekilde tepki vermişti. Ömer artık daha fazla dayanamayıp, karısının iç çamaşırını da çekip çıkardı. Doğrulup, kendi üstünde olan gömleğe elini attı tam bu sırada Esma da doğruldu ve kocasının elini çekip, kendi elleri ile düğmeleri açmaya başladı. Ömer de bu sırada memnun bir şekilde gülümsüyordu. Düğme açma eylemi bittikten sonra Ömer kendi pantolonu ve çamaşırını da çıkarıp, yatağa geri yatan karısının üstüne uzandı. Esma ile her birleştiklerinde Ömer sanki yeniden doğuyormuş gibi idi ve bu hissi çok seviyordu genç adam. Bir müddet karısının dudaklarında hüküm sürdükten sonra elini karısının mahrem yerine götürdü ve hazır olup olmadığına baktı. Esma çoktan hazırdı, kocası için hep hazırdı. Dudaklarında gülümseme ile bir elini erkekliğine getiren Ömer, onu yuvasına doğru yönlendirdi. Her gece birlikte olmalarına rağmen Esma çok dardı ve Ömer buna bayılıyordu... Esma nefesini tutmuş bir şekilde kocasını bekler iken asla beklemedikleri bir şey oldu. Kapı vuruldu... Bunu kesinlikle ikisi de beklemiyordu. Bu kimdi şimdi?! Esma Ömer'e bakarken genç adam asla istifini bozmayarak eylemine devam etmiş ve Esma'nın beklemediği bir anda içine girmişti. Genç kız hemen eli ile ağzını kapattı, zira çığlık atabilirdi. Bunun olmaması içinde elini ağzına koymuştu. Ömer ise sanki kapıda kimse yokmuş gibi karısının içinde hareket etmeye başladı. Buna bayılıyordu genç adam ve kendinden geçmişti adeta. "Ömer! Ömer'im kapı çaldı." diyen Esma nefes nefese konuştu, çünkü Ömer asla ritmini bozmadan içine girip çıkıyordu. "Hiçbir şey umurumda değil inan güzel kadınım." diyen genç adam bunu hareketlerine de yansıtıyordu. Gerçekten de umurunda değildi kapıda ki kişi. İşte bu sırada kapı bir kere daha vuruldu ve bir ses geldi. "Esm gelin, teyzem gelsin çay içelim diyor." diyen Canan'ın sesini işittiler. Lakin bu kimsenin umuru değildi. "Ah Ömer! C... Canan abla gelmiş. Ah yavaş ol biraz." diyen Esma ne yapacağını bilemiyordu doğrusu. Üstünde kocası, kapıda Canan ne yapacaktı bilmiyordu. Ömer karısının isteği üzerine hareketlerini yavaşlattı ve konuşmaya başladı. "Boş ver karım Canan'ı neyim. Bak sadece kocana odaklan, bak senin içini nasıl doldurduğuma bak. Ahh bu çok güzel!" deyip devam etti. Esma artık kapıdan ses gelmemesi üzerine odağını kocasına çevirdi ve o da onun hareketlerine uyum sağlamaya başladı. Uzun sayılacak bir müddet sonra Ömer karısının içine tohumlarını akıtmış ve nefes nefese onun üstüne yığılmıştı. Bedeni yorulmuştu amma velakin çokta rahatlamıştı, bu rahatlığı başka hiçbir unsur vermiyordu Ömer'e. Herhalde sevdiği kadın olduğu içindir. "Erim." diye fısıldadı Esma, öte yandan onun saçlarını okşuyordu. Ömer, "Hım." diye mırıldandı. "Kalkmam lazım." "O niye?" diyen Ömer kafasını karısının boynundan çıkarıp ona baktı. "Çünkü sen de duydun annem çağırmış beni. Daha gitmedim çok ayıp oldu." Ömer, "Neyine ayıp oldu yavrum? Asıl onların kapımızı çalmaları ayıp. Yeni evliyiz biz tabii ki de her fırsatta sevişeceğiz. Ben katiyen artık duramam, tenin, sıcaklığın, darlığın o kadar güzel ki... Asla duramıyorum." derken yavaşça yeniden karısının içinde hareket etmeye başladı. Esma sahte bir kızgınlıkla söylendi. "Ömer ayıp oldu dedim." diyordu amma velakin çoktan kendisi de kocasının beline bacaklarını sarmıştı bile... ♤◇♤ Genç karı koca odadan çıktıklarında saat çoktan gece yarısına gelmişti. Uyuyacaklardı ancak Esma çok acıkmıştı ve bir şeyler yemek için mutfağa girmişlerdi. Esma kalan yemekleri ısıtmış ve bir güzel afiyetle yemişlerdi. Çay da koymuş ve şimdi de onu içiyordu genç çift. Gülerek sohbet eder iken mutfak kapısı açıldı ve içeriye üstünde kısa bir gecelikle Canan girdi. Hiçbir çekince göstermeden içeri girip onlara bakarak konuşmaya başladı genç kız. "Afiyet olsun." "Sağ ol, gel beraber olsun." dedi Ömer ve Canan'ın olduğu tarafa bakmayı bıraktı. Kız böyle gezerken utanmıyordu amma genç adam utanıyordu nitekim. "Yok sağ ol Ömer ağabey, biz teyzemle içtik. Esma'yı da çağırdık lakin gelmedi. Herhalde bizimle içmek istemedi, gelmediğine göre." diyen Canan, Esma'yı inceliyordu. Kahretmesin bu kız çok güzeldi, hafif kıvırcık siyah saçları, koyu kahve gözleri, kıvrımlı bedeni ve tatlı dili... Ömer tabii ki tav olurdu, tabii ki gözü ondan başka birini görmezdi. Bir ara onu isteme muhabbeti dönmüştü ve Canan adeta bulutların üstünde idi mutluluktan. Fakat çok geçmeden de Esma'yı istemeye gittiklerini duymuştu ve dünyası başına yıkılmıştı genç kızın. O burada Ömer'i bekler iken, Ömer efendi başka kızı istemeye gidiyordu. Çok gururuna dokunmuştu, aşkı bir yana gururu bir yana idi ve onu istemeyen bir adamı da unutmak zorundaydı. Bunu elbette ki biliyordu genç kız. Burada da kalması zaten başlı başına saçma idi ve yarın ilk iş gitmek olacaktı. "Yok Canan abla, bilerek gelmemezlik yapmadım. Yorulmuştum, uyuya kalmıştım. Ömer de ben uyuyayım diye kaldırmamış beni." Ömer bu sırada bıyık altı gülüyordu. O anlarda ne yaptıklarını düşününce daha da güldü, çünkü durum oldukça komikti. "Peki madem öyle olsun." deyip bir bardak aldı ve su koyup içmeye başladı Canan. Suyunu bitirdikten sonra kendisine bakmayan Ömer'e baktı. "Beni yarın götürebilir misin Ömer ağabey?" diye sordu. "Gidecek misin abla?" diye soran Esma ayaklandı ve Canan'ın yanına geldi. Neden gideceğini merak etmişti doğrusu, hem daha dün gelmişti ne diye hemen gidiyordu ki? "Böylesi daha iyi, misafirliğin kısası makbuldür derler. Bende artık evime gideyim." "Olur tabii bacım götürürüm." "Sağ olasın ağabey, haydi size hayırlı geceler." deyip mutfaktan çıktı Canan. "Hayırlı geceler." demişti Esma da ona. Giden kızdan sonra o da yerine geçip oturdu. Kocasına bakınca kendisine bakıp gülümsediğini gördü genç kız ve o da gülümsedi. "Ne? Ne oldu?" "Hiç... Çok güzelsin." Ömer böyle söyleyince Esma kıkırdadı ve eli ile yüzünü kapattı. "Ben normalde pek utanan bir insan dediğim amma sen beni utandırıyorsun." diye söylendi. "İnsan hiç erinden utanır mı?" "Eri onu utandıracak kelamlar ederse bal gibi de utanır." diyen Esma dudaklarını büzerek bunu söylemişti. Ömer ise yutkundu karısının bu hareketine, ancak derhal usunu başka yöne çevirdi. Yoksa yine Esma'yı odaya götürmek zorunda kalacaktı. Esma sessizleşen kocasına başka bir sual yöneltti. "Canan abla hani bir kaç gün kalacaktı? Niye hemen gidiyor ki acaba?" Ömer'in içi sıkıldı bu sual ile, çünkü Canan'ın ne için hemen gittiğini ve bunun da doğru bir karar olduğunu biliyordu. "Bekar kız, ne diye çok kalsın ki?" diyen Ömer diğer cümlesini ağzında geveledi. "Gitmesi en doğru karar." Lakin Esma duymuştu son cümleyi. Araştırmacı ve sorgulayıcı bakışlarını kocasının yüzüne dikti ve sordu merak ettiği unsuru. "Ne için en doğru karar? Niye böyle dedin Ömer'im?" Ömer derin bir nefes aldı ve verdi. Kati suretle Esma'ya yalan söylemek istemiyordu ve onu üzmekte istemiyordu genç adam. Ancak eninde sonunda öğrenecekti bu mevzuyu ve kendisinden öğrenmesi daha doğru olurdu. Genç adam boğazını temizleyip, konuşmaya başladı. "Senden önce annem ona görücü gitmek istiyordu." "Ne?!" diyen Esma hayal kırıklığı içinde idi... BÖLÜM SONU... Bölüm bitti, nasıl buldunuz?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD