SEVDA ESİRİ 5. BÖLÜM

1575 Words
Başlaman evvel herkes buraya bir kelebek kondurabilir mi? 🦋 Bir zaman boyunca Ömer sadece kendine aynı şekilde lanetler etmeye devam eder iken, Seyyid Ali ise artık tek başına idi. Tek işine gidiyor ve aynı şekilde tek dönüyordu genç adam. Bu hususa ne kadar iyi yönden bakmaya çalışsa da katiyen bunun iyi bir yanı ve Ömer'in de artık onun yanında yeri yoktu. Seyyid Ali evin kapısıdan çıkmadan evvel ayakkabısını giymeye başladı. Henüz giymişti ki, kapı çalındı. Hemen kapının önünde olduğu için açtı kapıyı ve katiyen görmeyi beklemediği kişiyi gördü. Ömer tüm cesaretini toplamış ve Seyyid Ali'nin kapısına gelmişti. Gelmek çok zor olmuştu genç adam için. Lakin gelmesi ve onunla konuşması lazım idi. Seyyid Ali'nin kaşları çatılmaya başlar iken, "Ne işin var lan kapımda?" diye sordu soğuk ve ifadesiz bir sesle. Ömer yutkunup, aldığı kararı kan kardaşına bildirmek üzere konuşmaya başladı. "Senden helallik almaya geldim Ali. Gidiyorum buralardan..." Yenilmişlikle söylenen acı ve keder yüklü kelamlardan sonra derin bir sessizlik meydana geldi. Öyle ki Seyyid Ali işittiklerinin bir yalan olmasını diledi. Bu herif miydi karşısında durup bacısını sevdiğini söyleyen?! Bu herif miydi kendisini kaybetmeyi göze alarak bacısına sevdalanan?! İliklerine değin ulaşan öfkesi ile iki adım attı ve yaklaştı kan kardaşına Seyyid Ali. "Sevdan bu kadar mı lan?!" diye bağırdı. Usu almıyordu bir türlü Ömer'in yaptıklarını. Bir öyle iken, bir böyle idi. Ömer sessiz bir biçimde öfke ile soluyan adama baktı. Fazlası ile özlemişti kan kardaşını. Amma velakin artık bir önemi yoktu bunun. "Söylesene lan amına koyduğum it!" diye gürledi Seyyid Ali. "Bacına sevdalıyım dediğin gibi konuşsana hayde!" Ömer, "Ben sevdamın arkasındayım. Lakin artık bir mühimi yok. Çünkü seni kaybettim bu uğurda. En doğrusu çekip gitmek." dedi hüzünle. Allah vardı yukarıda Ömer Seyyid Ali'yi kaybettiği için kahroluyordu ve hiç mi hiç gitmek istemiyordu. Ancak düşmüş olduğu vaziyet genç adamı buna zorluyordu. "Şimdi gidince eline ne bok geçecek peki?" "Bir şey geçmeyecek elime. Artık dayanamıyorum burada, bu şekilde olmaktan." Seyyid Ali bir yere kadar dayanmıştı, lakin sabrı tükenince öfke ile tuttu genç adamın yakalarını. "Dinime imanıma öldürürüm seni Ömer! Öyle dedikten sonra hiçbir şey olmamış gibi gidemezsin lan!" "Öldür Allah'ın aşkına öldür beni Ali! Kurtar artık bu azaptan beni. Bir yandan canımdan çok sevdiğim kan kardaşım, diğer yandan ise..." deyip sustu Ömer. Edecek kelamı çoktu gayrı, amma velakin çok yorgundu genç adam. Bu sırada ise Esma mutfak camından görmüştü olanları. Akıl sır erdirememişti yaşan hadiseye. Ağabeyi ne için Ömer'in yakasını tutup öfke ile bağırıyordu ki? Ne vardı ki, Esma ağabeyinin sesini işitemiyordu. Ağabeyinin Ömer'in yakasını tuttuğunu görünce, yüreği ağzına geldi genç kızın. Derhal bunu durdurmalı idi. Koşar adım çıktı mutfaktan ve çıkmasıyla da Nadide ile karşılaştı. Nadide'ye bakıp, "Yengem kekom..." deyip yutkundu Esma. Esma'nın endişeli vaziyeti ve ettiği kelamı ile içini büyük bir korku kapladı Nadide'nin. Seyyid Ali'ye ne olmuştu ki?! "Ne oldu Ali'ye Esma?!" diye sordu yüreği ağzında atarken. Esma genç kadını korkuttuğunun bilinci ile daha sakin konuşmaya başladı. "Sakin ol kurbanın olayım yengem. Kekoma olmadı bir zeval. Dışarıda Ö... Ömer kekonun yakasını tutmuş, kavga ediyorlar." dedi ağlamaklı bir şekilde. İşte o zaman derin bir nefes aldı Nadide. Seyyid Ali'ye bir şey olması ihtimali genç kadının kanını dondurmuştu. Seyyid Ali'ye bir şey olsa Nadide katiyen bunu kaldıramazdı. "Ödümü kopardın Esma! Ali'ye bir şey oldu sandım." dedikten sonra Esma'nın bir kelam etmesine müsaade etmeden kapıyı açıp dışarı çıktı. İki kız dışarı çıktıklarında ise gördükleri ile öylece kalakaldılar. Öyle ki Seyyid Ali bu sefer kan kardaşının boğazını tutmuş ve küfürler yağdırıyordu ona. "Merak eyleme öldüreceğim seni zatı! Madem ki sen gidiyorsun, bende bacımı başka biri ile evlendireceğim. O vakit ölmek ne imiş görürsün!" dedi Seyyid Ali acımasızca. Ömer acı ile yumdu gözlerini. Bunu yapamazdı kan kardaşı. Onu bu şekilde öldüremezdi. "Yapma, kurbanın olayım gardaşım deme böyle." diyen Ömer zorlukla yutkundu. Kızlar Seyyid Ali'nin bu dediklerini işitmemişti ne yazık ki. Bilakis işitseler çok üzülürlerdi hiç şüphesiz. Nadide daha fazla dayanamayıp bağırdı. "Ali!" derken iki adamın yanına gitmeye başladı. Seyyid Ali işittiği ses ile döndü ardını ve ona dehşetle bakan iki kızı gördü. "İçeri girin!" diye bağırdı onlara. Lakin Nadide hiçte içeri girmeyecekti. Kararlı adımlarla yürüyüp, tam iki adamın yanında durdu. "Ali bırak Ömer'in yakasını." dedi sert bir sesle genç kadın. Seyyid Ali deli öfkesi ile baktı Papatya'sına. Bu kadın ne için onu dinlemiyordu ki? "İçeri gir dedim sana Nadide!" dedi genç adam. Öfkesi hat safhada idi. Yoksa mümkünatı yoktu genç kadının ismini kullanmazdı. Nadide ise buna pek aldırmamıştı. Yanında duran Esma'ya baktı ve yine çevirdi gökyüzü gözlerini kocasına. "İçeri girmeyeceğim Ali. Derhal Ömer'in yakasını bırak." "Öldüreceğim lan bu iti, ne bırakması?!" diye gürledi Seyyid Ali. "Kan kardeşin değil mi o senin?" diyen Nadide genç adamın damarına basmayı hedef almıştı ve şüphesiz ki başarılı da olmuştu. Öfke ile baktı Seyyid Ali karısına. "Değil lan, değil. Önce bacına sevdalandım diyor it! Şimdi de gideceğim diyor amına koyduğum!" derken öfkeden Esma'yı görmemişti. Esma işittiği kelamlara mana verememişti doğrusu. Kimin bacısına sevdalıydı Ömer? Dahası Ömer birine mi sevdalıydı yani?! Yüreği kor gibi yanmaya başlar iken, genç kız korkusundan doğru düzgün düşünemiyordu. Bilakis biraz düşünse o dediği kişinin kendisi olduğunu anlardı. Lakin Esma Ömer'i öyle imkansız görüyordu ki, katiyen inanmazdı. Nadide, "Sen önce şu diline hakim ol Ali Efendi! Sonrada Ömer'in yakasını bırak." dedi azarlar bir biçimde. Bu adam onu deli ediyordu nitekim. Seyyid Ali işi inada bindirmiş gibi konuşmaya başladı. "Bırakmayacağım kadın, öldüreceğim bu iti. Hiçbir şey buna mani olamaz! Ben artık bazı hususları sindirmişken, bu it öylece çekip gidemez!" Bir kaç saniye düşünen genç kadın diline gelen kelamları geri çeviremedi. "Bebeğimiz de mi mani olamaz?" diye sordu Nadide. Böyle söylemeyi düşlemese dahi olan olmuştu artık. Seyyid Ali ilk başta kulaklarının işittiğine anlam veremedi. Ne bebeği, kimin bebeği? Elleri yavaşça Ömer'in yakalarını bıraktı ve öylece durdu iki yanında. Gerçeği yavaş yavaş anlar iken genç adamın gözleri dolmaya başladı ve karısına doğru adım atmaya yeltendi. Lakin adım atacak dermanı yoktu sanki. "Ne?" diye sordu zar zor. İşittiği şeyin gerçek olmasını deli gibi arzu ediyordu Seyyid Ali. Nadide gözleri dolu dolu baktı kocasına. "Ömer'i öldürüp, bebeğimizi babasız mı bırakmak istiyorsun Ali?!" derken adamın en zayıf yanına parmak basmıştı hiç şüphesiz. Seyyid Ali bu sefer yürümeyi başarıp Papatya'sının yanına geldi. "Bebek... Ben ba... Baba mı olacağım?" diye sordu ve gözünden bir damla yaş düştü koskoca adamın. Nadide yanına gelen adamın döktüğü gözyaşı ile kahroldu adeta. O hiç Seyyid Ali'nin bu halini görmemişti ve sevmemişti gözyaşı akıtmasını. "Evet." dedikten sonra aniden önünde diz çöken adamla öylece kalakaldı genç kadın. Seyyid Ali ise karısının gözlerine öyle güzel, öyle tutuklu bakıyordu ki... Nadide mest olmuştu. Yanlarında öylece duran ve birbirlerine bakan Esma ile Ömer'i dahi unutmuşlardı... Esma üstünde olan bakışların bilinci ile çevirdi kara gözlerini ve o da baktı genç adama. Gözleri sanki tüm hissiyatını anlatıyormuş gibi idi Ömer'in. Esma'nın öğrenmesini hiç mi hiç istemiyordu, en azından bu şekilde öğrenmesini istemiyordu. Amma velakin olan olmuştu artık ve Esma ona olan sevdasını öğrenmişti. Peki ne düşünüyordu genç kız? Kesinlikle kan kardaşının bacısına göz koymuş bir şerefsiz gibi görüyordu onu. Bunu düşünen Ömer'in içi acıdı. Ancak gerçek hiçte öyle değildi. Esma yeni anlamış olduğu gerçeğe katiyen inanmıyordu. Sevdalandığı bacı kendisi miydi yani?! Ömer kendisine mi sevdanlanmıştı?! Bu ne ara olmuştu ki?! Acı ve dolu gözlerle baktı bu sefer genç kız. İçinden ise, 'Neden bu kadar geç kaldın, neden ben bu kadar acı çektim be Ömer?' diye sordu. Ömer öylece sarılan genç çiftin kendileri ile muhattap olmadığını görünce, Esma'ya doğru bir adım attı. Yüreği öyle hızlı çarpıyordu ki, Ömer şimdi duracak diye korkuyordu. Fakat Esma ile bir kelam etmeden durmamalı idi uslanmaz yüreği. Tam genç kızın yanında durdu ve baktı dolmuş kara gözlere. "E... Esma?" dedi dua eder gibi. Sevdiğinin ismi o kadar güzel çıkmıştı ki dilinden, Ömer hep dillendirmek istedi. Esma öylece bakıyordu kendinin gibi kara gözlere. Kuruyan dudaklarını dili ile ıslattıktan sonra Ömer'i darmadağın eden bir sual sordu. "Neden?" Ömer Esma'nın bunu ne maksatla sorduğunu yanlış anlamıştı. O bunu 'neden bana sevdalandın' düşüncesine yormuştu. Lakin gerçek hiçte öyle değildi. Esma 'neden sevdama böyle geç kaldın' diye soruyordu. "Esma ben..." diyecek iken Seyyid Ali ve Nadide'nin ayağa kalktığını gördü. Ondan sebep ise yuttu diyeceklerini genç adam. Esma da ardına dahi bakmadan koşarcasına yürümüş ve eve girmişti. ♤♧♤ Seyyid Ali bebeği olacağından ve artık Ömer'i de affetmiş olduğundan dolayı bu hususu daha fazla uzatmayacaktı. Ömer'e bunu söylemişti ancak başka bir kelamda söylemişti genç adam. Kız kardeşine soracağını ve eğer Esma istiyor ise öyle olacağını beyan etmişti Seyyid Ali. Ömer sevinse de içten içe üzülüyor idi. Çünkü Esma'nın onu istemeyeceğini düşünüyordu. Lakin yine umut etmeden de duramıyordu genç adam. Heyecan içinde evine döner iken, Seyyid Ali ise bacısı ile konuşmak için eve doğru yol almıştı. Seyyid Ali kapıyı çaldı ve açılan kapı ile eve girdi. Salona geçip, "Esma?" diye seslendi salonda görmediği bacısına. Esma ağabeyinin sesi ile çıktı odasından ve salona girdi. "Buyur kekom?" dedi genç kız. Öte yandan da heyecandan titriyordu ağabeyinin ne konuşacağını bilemediği için. Seyyid Ali, "Otur hele bacım, konuşalım biraz seninlen." deyip koltuğu gösterdi. Esma ağabeyinin gösterdiği yere oturdu ve genç adamın konuşmasını bekledi. "Dün bir takım hadiseler oldu sende biliyorsun bacım. Ömer ile kavgalıydık biz. Nedeni ise sendin. Ömer sana sevdalı Esma. Eğer ki sen de istersen anası ve babası ile gelmek istiyor." dedi ve meraklı bir şekilde bacısına bakmaya başladı Seyyid Ali. Esma işittiği kelamların ağırlığı altında eziliyordu adeta. Katiyen böyle bir şey beklemiyordu genç kız. Öyle ki ne diyeceğini dahi bilmiyordu. Uzun bir vakit geçmiş olmalı ki, Seyyid Ali seslendi yine. "Ne diyorsun bacım?" Esma dudaklarını araladı ve konuşmaya başladı. "Kekom ben istemiyorum." dedikten sonra oturduğu yerden kalktı ve odasına doğru koşmaya başladı... BÖLÜM SONU... Bölüm bitti, nasıl buldunuz?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD