BÖLÜM 4(YENİ HAYAT)

1449 Words
Andrew sinirli ve çölde bile insanı donduracak kadar soğuk bir yüz ifadesiyle arabanın içinde yeni geliniyle yolculuk ediyordu. Andrew her ne kadar kızı görmezlikten gelmeye çalışsa da netice de bir erkekti ve ister istemez arada gözü kıza kayıyor ve dayanamayıp arsızca baştan aşağı kızı şehvetle süzüyordu. Gerçekten kız çok güzeldi onu gelinlikle ilk gördüğü an tabiri caizse nutku tutulmuştu. Dolgun göğüsleri gelinliğinin altından kabarmış, saçları kızın açık omuzlarını örtercesine sırtına kadar dökülmüştü. Aslında onu orda delicesine öpmek istemişti ama kızın tüm davetlilerin önünde rezil olmasını istediği için arkasını dönüp gitmişti. Kızın saçlarından ve teninden gelen gül kokusu tüm arabayı doldurmuştu. Tanrım ya dudakları, yolculuğa başladıklarından beri sürekli dudaklarını dişliyordu kız ve bu hareket Andrew'u deli ediyordu. Ah! Lanet olsun bu kıza karşı vücudunun böyle tepkiler vermesini istemiyordu. Tanrım yeni yetme çocuklar gibi şimdiden sertleşmişti ve bu durum onu iyice asabi yapıyordu. Zaten kızın beş para etmez şerefsiz amcasıyla yeteri kadar uğraşmıştı. Kız ailesini kaybettiğinden beri bu adamla yaşıyordu. Zeki küçük cadı anlaşılan güzelliğini kullanarak kendine ancak böyle bir yolla unvan sahibi zengin bir koca bulacağını düşünmüştü. Aslına bakılırsa bu konuda hakkını yiyemezdi kızın. Kız tüm erkekleri baştan çıkarabilecek bir güzellikteydi. Kendisi bile kızın güzelliğine kayıtsız kalamıyordu, kızdan bu kadar nefret etmesine rağmen. Andrew evlilik şartlarını konuşmak için Michael'ı çağırdığında adam kızı resmen pazarlık konusu yapmış ve büyük çapta bir para istemişti. Andrew İngiltere'nin yarısını satın alabilecek güçteydi ama bu adama kesinlikle bir kuruşunu bile vermeyecekti. Andrew'un tehtidgar gülüşü ve adamı evden kovması üzerine adam bu evliliğin olmayacağını söyleyerek evden çıkmıştı ama bilmediği şey Andrew bir şeyi isterse o şey kesinlikle olurdu. Şuan karşısında gelinlikle oturan kız da bunun somut bir örneğiydi. Elisa neredeyse iki saattir oturduğu yerden hiç kımıldamamıştı sıkıntıyla ellerini kucağında birleştirmiş ovuşturuyordu ve farkına varmadan sürekli dudağını dişliyordu. Ağzına gelen kan tadıyla ne yaptığının farkına varınca buna bir son verdi. Ah! Lanet olasıca yol ne zaman bitecekti, nereye gidiyorlardı... Elisa'nın kafasında yüzlerce soru adeta birbiriyle yarışıyordu. Offf, çok sıkışmıştı hiç mola vermeyecekler miydi? Yola çıktıklarından beri birbirlerine tek kelime dahi etmemişlerdi. Elisa adamın olduğu tarafa bakmaya bile cesaret edemiyordu. Bir kere bakmaya niyetlenip baktığında adamın delici bakışlarıyla karşılaşmış ve kalbinin bir süre durmasına neden olmuştu. "Eğer zor bir durumdaysan bunu bana söyleyebilirsin sevgili karıcığım senin gibi bir kızın utanacağı hiçbir durumun olmadığını düşünüyorum"diyerek sırıttı Andrew. Andrew sabahtan beri kızın yerinde duramayıp kendini sıktığını görünce durumu anlamıştı ve arabayı durdurmadan önce kızla biraz uğraşmak istiyordu. Elisa böyle bir hakaret karşısında ne diyeceğini bilemiyordu. Ona resmen utanmaz demişti! Anlışan bu yeni canavarıyla başı gerçekten büyük dertteydi. Adamın bu evliliğe zoraki evet dediğini biliyordu Elisa ve bunun acısını suçlu gördüğü kızdan çıkarmaya niyetli görünüyordu adam. Bir süre bu aşağılanmalara hatta dayağa bile katlanması gerektiğini bilen Elisa adamı fazla sinirlendirmek istemediği için zoraki bir gülümsemeyle "Önemli değil lordum mola vereceğimiz yere kadar dayanabilirim" dedi. Andrew iyice sırıtarak "Maalesef küçüğüm hiç durmadan devam edeceğiz iki günlük yolumuz var ve bunu elimden geldiği kadar kısaltmak istiyorum seninle bu arabada yolculuk etmek dayanılmaz bir şey inan bana"dedi. Evet aslında Andrew'un önündeki sertliğe bakılırsa onun için gerçekten dayanılmaz bir durumdu ama yola hiç durmadan devam etmeye niyetli değildi zaten, sadece küçük cadıyı biraz korkutmak istemişti. "Ah, Lordum o zaman keşke başka arabalarda yolculuk etseydik o zaman dayanmanız gereken bir durum kalmazdı". Andrew gayet eğleniyormuş gibi hafif bir gülümsemeyle kıza baktı ve arabacıya durmasını söyledi. Elisa onun ilk defa böyle güldüğünü gördüğünde içinde bir şeylerin eridiğini hissetti. Tanrım neden bu adama her baktığında içinde böyle şeyler oluyordu. "İşini çabuk hallet seni burda bekliyorum" dedi Andrew anlayışlı bir ses tonuyla. Elisa kulaklarına kadar varan bir kızarıklıkla arabadan indi. Andrew bu kızın utandığında ne kadar kızardığının farkında olup olmadığını merak etti. Böyle bir tuzağı İngiltere'nin en güçlü adamına kurmaya cesaret eden şu küçük yaratık(ah kesinlikle dünya üzerindeki en güzel yaratıktı) şimdi basit bir ihtiyaçtan dolayı kulaklarına kadar kızarıyordu. Bu kız Andrew'un iyice merakını çelmişti. Birkaç dakika sonra arabaya gelen Elisa yerine oturdu ve yolculuk devam etti. "Rahatladın mı küçüğüm". Elisa adamın sürekli onunla uğraşmasından sıkılarak hiç samimi olmayan bir gülümsemeyle "Evet lordum teşekkür ederim" dedi. Andrew'un sırıtışı iyice keyifli bir hal almıştı. "Önemli değil karıcığım daha farklı rahatlatma yöntemleri de biliyorum başbaşa kaldığımız zaman bu yöntemleri sana zevkle göstereceğim". Elisa adamın ayıp şeyler ima ettiğini anlamıştı ve bu sefer utançtan resmen kırmızıya dönmüştü. Elisa cevap vermedi ve bundan sonra yolculuk sessiz bir şekilde devam etti. Elisa adamın artık susmasına sevinerek başını pencereye dayayıp dışarıyı izliyordu. Nedense bu an ona çocukluğunu hatırlatmıştı. Sonra gözleri yavaşça kapandı bu düğün merasimi ve olan biten her şey Elisa'yı çok yormuştu ve artık dayanamayıp kendini uykunun kollarına bırakmıştı. Birkaç saat sonra geceyi geçirmek ve biraz dinlenmek için bir hanın önünde durmuşlardı. Andrew kız uykuya daldığından beri onu izliyordu. O kadar masum duruyordu ki içindeki tüm nefretin kaybolmasından korkuyordu.Eğer içindeki nefret yok olup giderse Andrew bu kızla asla baş edemezdi. Andrew kıza karşı neden böyle hissettiğini anlayamıyordu, aslında asıl anlamadığı şey içinde his namına bir şeylerin oluşmasıydı. O kadar uzun süredir hissiz yaşıyordu ki hissetmenin nasıl bir şey olduğunu bile unutmuştu, şuana dek. Çünkü kızın uyuyan masum yüzüne baktıkça iç güdüsel olarak onu koruma isteğiyle dolup taşıyordu. Ama hayır! Tekrar aynı hataya düşmeyecekti bu kız hiçte göründüğü gibi masum değildi, aslında hiçbir kadın Andrew için masum değildi. Elisa durduklarını anlayınca uykulu gözlerini açtı ve uyku sersemliğiyle gözlerini ovuşturarak "Geldik mi?" diye tatlı bir sesle sordu. Ah! Lanet olsun bu kız bunu bilerek mi yapıyordu. Andrew şuan dünya üzerindeki en tatlı yaratığın karşısında duran kız olduğuna yemin edebilirdi. "Mola için durduk geceyi burada geçireceğiz". "Ama durmadan devam edeceğimizi söylemiştiniz Lordum". "Vazgeçtim Elisa geceyi rahat bir yatakta geçirmek istiyorum yarın akşama doğru evimde oluruz". Andrew bu sözlerden sonra arabadan indi ve hana doğru yürümeye başladı. Elisa adını bu adamın ağzından duymanın verdiği garip bir heyecanla arabadan indi ve hiç tanımadığı kocasının peşinden o da hana girdi. * Andrew yatağında ellerini ensesinde birleştirip uzanmış, yan odasında yatmakta olan güzel karısını düşünüyordu. O lanet cadı hana girdiği andan itibaren tüm erkekler ondan gözünü alamamıştı. Andrew kızdan her ne kadar nefret etse de sonuçta kız artık karısı olmuştu. Kızın ne şekilde karısı olduğu aşikardı ama bu Elisa'nın artık ona ait olduğu gerçeğini değiştirmezdi ve Andrew kendisine ait olan her şeyi, ki bu özellikle genç ve dünya üzerindeki en güzel kadınsa, sahiplenirdi. Andrew o pislik heriflerin gözlerini tek tek oyma isteğiyle dolup taşmıştı. Elisa'nın daha fazla aşağıda durmasını istemeyerek onu odasına göndertmişti ve yemeği de odasında yemesini emretmişti. Aslında kızı kendi topraklarındaki evine götürmesi iyi bir fikirdi. West Midlands bölgesinde yer alan malikanesinde kimse yoktu,kimse gözleriyle yiyip bitiremezdi onu. Ah! Tabi kendisi bunun dışındaydı ve ayrıca Andrew sadece gözleriyle yemekle de kalmamaya niyetliydi, kız madem karısı olmak için bu kadar zahmete girmişti o zaman onu gerçekten karısı yapacaktı ve işi bittiğinde Elisa'yı orda yalnızlığa mahkum edecekti. Ona kurmuş olduğu tuzağın bedelini kıza böyle ödetecekti. Kız bu tuzağı sadece para ve unvan için yapmıştı ve Andrew onu kendisinin bile yılda en fazla birkaç kez ayak bastığı malikanesinde tek başına bırakıp gidecek ve kız en sonunda dayanamayıp boşanmak istediğinde gelip bu işi halledecekti ve hayatından ömür boyu bu kızı çıkarmış olacaktı. * Elisa ağzı açık bir şekilde arabanın penceresinden ileri de görünen devasa eve bakıyordu. Bu yerin artık kendi evi olduğuna inanamıyordu. Ev o kadar büyüktü ki bir şatoya benziyordu. Evin bir sürü kulesi vardı. Elisa bir anda büyük bir korkuya kapıldı. Bu evi nasıl idare edecekti. Michael'ın evi küçüktü ve orda sadece beş kişiydiler ve üstelik Breanna da vardı birbirlerine hep yardım ederlerdi ama burda kesinlikle yüzlerce kişi çalışıyordu ve hepsini tek başına nasıl idare edeceğini bilmiyordu. Breanna olsaydı belki her şey daha kolay olurdu. Elisa Breanna'yı hatırlayınca gözleri dolmaya başladı ve kalbine büyük bir hüzün yerleşti. Onu da kendisiyle getirmek istemişti ama Michael buna izin vermemişti. Breanna'yı kendisine karşı bir koz olarak kullanacığını biliyordu Elisa ama ne olursa olsun ileri de kesinlikle Breanna'yı da yanına alacaktı. Bunun için belki kocası ona yardım ederdi. Tamam şu an Elisa'ya kızgındı bu evliliğe zorla ikna edildiğini düşünüyordu ki bu konuda da haklıydı ama ileride onu affedecekti. Yani sonuçta evlenmişlerdi ve bu nefret ömür boyu süremezdi bir gün mutlaka Andrew onu affedecekti. Elisa gerçekleri anlatıp Andrew'un onu bağışlamasını ve bu evliliğin mutlu bir evlilik olmasını her ne kadar çok istese de Michael'ın tehditlerine boyun eğmek zorundaydı. Michael tün gerçekleri Elisa'ya düğün günün de söylemişti. Lydia'yla nasıl bir tuzak kurduklarını ve onun tüm işlerini berbat ettiğini ve bunun bedelini kendisine ödemesi gerektiğini söylemişti Michael. Elisa'nın kulaklarında hala o pisliğin sesi çınlıyordu " O adi Dük bana istediğim parayı vermedi ama madem Lydia'nın yerine sen onun düşesi oldun istediğim parayı sen bana vereceksin!" Elisa Andrew'un sesiyle kendine geldi. "Geldik". Andrew arabadan çoktan inmişti ve elini kendisine uzatıp inmesini bekliyordu. Elisa hemencik kendini toparlayıp Andrew'un elini tuttu ve bu devasa eve ve yeni hayatına doğru yürümeye başladı.  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD