BÖLÜM 15 /İlk Öpücük

1145 Words
BÖLÜM 15/ İLK ÖPÜCÜK *** Kendimizi neye inandırırsak beynimizi kandırabileceğimizi öngörüyorlar. Çok yorgunken bile kendi kendimize 'mutluyum ve dinç hissediyorum' dersek beynimiz öyle olduğuna inanır ve ona göre bedenimiz tavırlar gösterir. Bunun bir çok örneği de mevcuttur. O hâlde şuan yaptığım şey bir saçmalık değildir umarım. Gözlerimi kapatıp beynime şuan evde olduğuma dair sinyaller göndermeye çalıştım. Evet bunu gerçekten yaptım ama tabii ki kendimi kandırmakla kaldım. Gözlerimi açtığımda sağımda Hakan abi solumda Berkay duruyordu ve birbirlerine ciddi anlamda hiç nazik olmayan bakışlar atıyorlardı. Hakan abinin yüzündeki izler daha beterken acaba ailesine nasıl bir yalan söylediğini düşünüyordum. Onları umursamadan siyah demirlerin olduğu yere baktım ama o psikopatın orada olmadığını gördüm. Korkuyla etrafıma bakınsam da göremedim. Umarım gitmiştir çünkü Berkay fark ederse bu sefer peşini bırakmazdı. Bu konuyla ilgili hiçbir şeyi Berkay'a anlatmak istemiyordum artık çünkü onun da başının belaya girmesini istemiyorum. "Senin ne işin var burada?" Berkay'ın sorusunu es geçip bana baktı. "Konuşalım mı biraz Zeynep?" Soru sormaktan çok emir verir gibi çıkmıştı sesi ve oldukça sinirli duruyordu. Boş boş bakmakla yetindim. "Bak," elime uzandığında Berkay hızla beni arkasına çekmişti "Eline koluna hakim ol." Hakan abi öfkeyle bir ona bir de kafasını uzatıp kendisini izleyen bana baktı. "Zeynep şu veledi çek karşımdan konuşalım." Kaşlarımı çattığımda Berkay tehditkâr biçimde ona bir adım yaklaştı. "Öyle mi? Zeynep benden de küçük ama Hakan abisi." Söyledikleriyle Hakan abi Berkay'ın yakalarını kavrayacaktı ama ben hemen aralarına girip onu ittirdim. Biraz sendelese de bir etki yaratmadı üzerinde. Söyleyemiyordum ama bakışlarımdan ne kadar kızgın olduğumu anlamış gibi düştü suratı. "Eninde sonunda konuşacağız." Son kez gözlerimin içine bakıp geriye doğru bir iki adım attı ve arkasını dönüp bahçeden çıktı. Kolumu tutup beni kendisine çeviren Berkay'ın gözleri öfke kusuyor gibiydi. "Bu adamı öldürmemem için tek bir neden söyle." Sesi yumuşak çıksa da ben sinirli olduğunu gayet net bir şekilde görebiliyordum. Tek bir neden öyle mi? Gözlerine uzun uzun bakıp dudaklarımı oynattım. "Benim hayatımda olanlar seni ilgilendirmiyor. Al sana neden." Kolumu çekip ikinci dersimin olacağı sınıfa gitmek için yanından uzaklaştım. Arkama hiç bakmamıştım bile. Ben onun için komşu kızıydım. O da benim gözümde aynıydı ne de olsa değil mi? Yani üzülmem boşunaydı. Eve geldiğimde kısa bir duş almış ve hazırlanmıştım. Akşam yemeği için Ege'lere gidecektik ve Berat'ın da orada olduğunu öğrenmiştim. İkisini de özlemiş olmamın yanı sıra onların yanında kendimi mutlu hissediyordum. Beraber şakalaşınca hiçbir derdimiz yokmuş gibi delicesine eğlenmeyi özlemiştim onlarla. Bu yüzden vakit kaybetmeden aşağı indim ve öğlen olsa bile erkenden evden çıktık. Onlarla daha uzun vakit geçirmiş olacaktık ve bu güzeldi. Yol boyunca Ege'nin attığı mesajlara ya göz devirmiş ya da gülmüştüm. Çisel'i de getirmem için yalvarıyordu. Telefonumu kapatıp kucağıma bıraktım ve yolu izledim sadece. Eve geri döndüğümüzde yeni başladığım resme devam etmek istiyordum. Nedeni o moruk değildi tabii ki. Sadece başladığım işi yarım bırakmayı sevmiyordum. *** "Nereye gidiyor bu bücür böyle?" Pencereye iyice yanaşıp gözlerimi kısarak izledim cüceyi. Minik adımlarla arabaya ilerleyip annesi ve babasıyla binmiş, uzaklaşmıştı. Yüzündeki ifade mutlu olduğunu gösteriyordu ve istemeden de olsa tebessüm etmiştim. Perdeyi çekip önüme döndüğümde ablamı karşımda beklemiyordum. İki elini beline koymuş sinsi bir sırıtışla bana bakıyordu. Gözlerimi kıstım. "Kim o bücür bakayım?" Ne yalan söyleyeceğimi bilemeyince elimi enseme götürdüm. "Kimse." "Senin karşında Miray Uluhan duruyor. Kendine gel ve derhal dökül." "Of abla!" Göz devirerek yanından geçip salona gittim. İkizler eniştemle oynuyordu. Gülümseyerek ikisini de öptüğümde eniştem bana baktı. "Berkay koçum şunlara iki dakika bak ben bir tuvalete gideyim. Sıkıştım ulan." Gülerek başımı salladığımda salondan çıktı. İkizlerin ortasına oturduğumda hemen dizlerime tırmanıp kuruldular. "Anca oturun zaten." Dişlerini göstererek güldükleri için çok sevimli duruyorlardı. Aklıma Zeynep'in kucağında durdukları anın görüntüsü gelince dudaklarım iki yana kıvrıldı. Çok da yakışmıştı kucağına. "Ah be cüce. Sarhoş ediyorsun haberin yok." Söylenerek ikizlerin saçlarını karıştırdım. Gecem gündüzüm bir olmuştu o tatlı bücür yüzünden. Aklımdan çıkmadığı gibi kalbimden de çıkmıyordu. Varsın çıkmasın. Bakışları yetiyordu içimi eritmek için. Bir de benimle konuşurken yüz mimikleri, dudakları, gözleri o kadar güzel duruyordu ki. İtiraf etmemek için kendimi zor tutuyordum. Yüzünü ısırıp öyle bir sarılasım geliyordu ki bazen içime katmak istiyordum. Bana neler yaptığını bilmiyordu. Gözlerinin maviliği kalbimi ısıtıyordu. Sürekli penceremden karşıya bakarken ilk başlarda kendimi sapık gibi hissetmiştim ama sonradan yavaş yavaş farkına varmıştım gerçeklerin. Başlarda ablamın imaları ve yaptıkları beni çıldırtıyordu. Ama şimdi beni çıldırtan Zeynep'ti. Düşüncelerime sızmış aklımı başımdan almıştı. Yakınına girdiğimde kokusu başımı döndürüyordu. Farkında değildi yaptıklarının ama yine de adamı deli edebiliyordu. İç çekip ikizlere baktım. "Dayınız kafayı yedi." Bugün okulda bana dediklerini sindirememiş olsam da umursamamaya çalıştım. Beni sevmiyor oluşunu da düşünmek istemiyordum. Karşılık olmadan da aşk olurdu nasıl olsa değil mi? O Hakan itini parçalamamak için kendimle büyük savaş vermiştim. Hem Zeynep korkmasın diye hem de yapacak açıklamam olmadığı için. "Berkay!" Ablamın seslenişi üzerine ikizleri de kucaklayıp ayağa kalktım. Salondan çıkmadan önce cimcimelere kısa bir bakış atmıştım. "Sizce bende iyi bir baba olur mu? O kadar baktım lan size sonuçta." Anlamadıkları için suratıma bakmakla yetindiler. Gülümseyerek mutfağa girdiğimde ablam kahve yapmıştı. Beni görünce kenardaki masaya kupaları bırakıp suratıma tükürdü. "Ne kadar yakışıyor kucağına görüyor musun Murat?" Eniştem yanımdan geçtiğinde kahkaha atıyordu. Gözlerimi kapattığımda ikizleri kucağımdan aldılar. Elimle yüzümü silip ablama yüzümü buruşturarak baktım. "Yirmi beş yaşındasın abla sen elli değil!" diye sızlanıp masaya oturdum. "Yüze tükürmek ne ya?" "Nazar değmesin diye o ablacım." Karşıma oturup Figen'i kucağına aldı. Eniştem de oturup Filiz'i aldığında önümdeki kahvemden bir yudum aldım. "Ee anlat bakalım?" Ablamdan gelen soruyla kupayı indirip "Neyi?" dedim. "Bücürü ayol." Anlaşıldı. Boşuna yapmamış bu kahveleri. Sıcak da olsa umursamadan bütün kahveyi içip ayaklandım. "Tüh! Kahve bitti sohbet gitti. Hadi eyvallah." Mutfaktan çıktığımda ablam homurdanıyor eniştem ise onun bu stratejisine gülüyordu. Kafamı iki yana sallayarak odama gittim. Ağzım yanıyordu kahveden. Ah abla ah! *** "Berkay kalk bakkaldan cips al da gel ablam hadi." Oflayarak salona giren ablama baktım. Saat akşam on bir olmuştu çoktan ve ikizler de uyuyunca film izlemek istiyordu bu romantik çift. "Siz izleyeceksiniz siz alsanıza." "Berkay babamı ararım bak." Ayaklandığımda yüzündeki zafer sırıtmasını görmek bile istemiyordum. Ayakkabılarımı giyip evden çıktım. Karşı evin ışıkları yanmıyordu. Ya uyuyorlardı ya da hâlâ gelmemişlerdi. Ellerimi kapüşonumun ceplerine koyup açık bakkal aradım. İki sokak ileride kapanmak üzere olan bir tane bulunca alacaklarımı almış ve yavaş adımlarla eve gidiyordum. En azından temiz hava iyi gelmişti. Evin olduğu sokağa girdiğimde gördüklerimle olduğum yerde durdum. Anıl amcanın arabası evlerinin önündeydi ve kendisi hâlâ direksiyon başındaydı. Biraz uzakta olduğu için beni fark etmemişti. Anıl amca uyuya kalan eşini kucaklayıp kapısı açık eve götürünce bir umut koşarak arabanın yanına gittim. Arka koltuğunda mışıl mışıl uyuyan bücürümü görünce yüzümün nasıl bir ifadeye büründüğünü merak ediyordum açıkçası. Evlerini kontrol edip arka koltuğun kapısını açtım. Başı bu taraftaki kapıdaydı ve elimi uzatıp saçlarını okşamak istiyordum. Yaptığımın yanlış olduğu bilsem de uzanıp dudağının kenarına tüy kadar hafif bir öpücük kondurdum. Kalbimin hızı arttığında dudaklarımda hissettiğim teni yakıyor gibiydi. Onu ilk defa öpüyordum.. Kokusu burnumdan ciğerlerime ulaşınca gözlerimi kapatıp anın büyüsüne kapılmak istemiştim. Ama Zeynep'in gözlerini bir anda açmasıyla neye uğradığımı şaşırıp olduğum yerde kaskatı kesildim. Uyuyor sanıyordum oysaki. *** S.D.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD