11. Bölüm

946 Words
Duşta yıkanırken karım mutlaka kuşkulanacak diye aklımdan geçirdim. Hatta banyodan çıkar çıkmaz bir cayırtı da kopabilirdi ama hiç de umduğum gibi olmadı, Keyfi yerindeydi. Bir kadeh şarap almış, üstündekileri çıkartırken bir yandan şarabını yudumluyor, bir yandan da belli belirsiz bir şarkı mırıldanıyordu. Beni görünce gülerek yanıma geldi, dudağıma bir öpücük kondurup boynumu kokladıktan sonra içini çekerek “Mis gibi kokuyorsun, ben yıkanana kadar sakın uyuma” deyip soyunmaya devam etti. Çırılçıplak soyunduktan sonra da banyoya yollandı. Ben yattığım yerden onu izlerken “Bu gün ne zaman bitecek? Ne zaman uyuyacağım” diye düşünüyordum. Eşofmanımın çıkartıldığını hissettiğimde neredeyse dalmak üzereydim. Sırt üstü yatıyordum. Karım yatağın yanına çömelmiş bir eliyle avuçladığı aletimi emiyordu. Benimki de onca yorgunluğa aldırmadan hemen sertleşivermişti. Çok nadir emerdi ama işinin ehliydi. Bir vantuz gibiydi dudakları. Emerken bir yandan da yumurtalıklarımı usul usul okşardı. Boşalmamak için kendimi zor tutardım. Arada doğrulup okşamaya devam ederken bakıyor, istediği sertliğe ulaşmadığını düşünüp işine devam ediyordu. Nihayet istediği sertliği bulmuş olmalı ki üzerindeki geceliği çıkardı üstüme yerleşti. Yüzümün her yerini, boynumu, göğsümü öperken bir yandan da benimkinin üzerinde gidip geliyordu. İyice ıslanmıştı ama hâlâ benimkini içeri buyur etmemişti, dışarıdan sürtüyordu. Herhalde sevişmenin keyfini çıkartmak istiyordu. Benimkine o kadar sürtmüştü ki neredeyse boşalacaktım. Nihayet yerleştirdi, üzerimde hoplamaya başladı. İki elimi beline doladı, poposunu okşamamı istiyordu. Dolgun güzel kalçalarını avuçladım. Kollarıyla iki yanımdan destek alıp bana doğru eğildi. Memelerini öpmemi istediğini biliyordum. Doğumdan sonra biraz sarkmış olsalar da tam ağzıma layıktı memeleri. Göğsünün arasından başlayarak emdim, öptüm, hafifçe dişledim. Uçları büyümüş, çevreleri pütür pütür olmuştu. En sevdiği, kolayca orgazm olduğu pozisyondu bu. Ben ağzımın üzerinde sallanan memelerini öperken o da temposunu yavaş yavaş artırarak benimkini bir içeri alıyor bir bırakıyor, sonra tekrar daha derine alıyordu. Bu pozisyonun devamında sırt üstü yatıp bacaklarını iyice açar misyoner pozisyonuna geçerdi. Dudaklarını ısırıp, kıçımı tırnaklamasından havaya girdiğini anlardım. Yine öyle oldu. Pozisyonu bozmadan sırtüstü döndü, iki eliyle kalçamdan bastırdı. Dibine kadar sokmamı istiyordu. Ama onunkinin dibini bulmam pek kolay değildi. Kalçasının altına bir yastık yerleştirdim iki bacağını ayak bileklerinden tutup kaldırdım, iyice açtım, bacakları havadayken pompalamaya başladım. Dibini yine de bulamamıştım ama benimkini sonuna kadar sokmayı başarmıştım. Telefonun mesaj sesiyle uyandığımda saat 10’u geçiyordu. Karım çoktan gitmiş olmalıydı. Kendime gelmeye çalışırken telefona göz attım. Fulya’dan “Mahvoldum” başlıklı bir mesaj gelmişti. Başka da bir şey yazmamıştı. Mesajın ekinde bir film vardı. Biz bahçede sevişirken o “komşular görecek” diye endişelenmişti ama komşular görmekle kalmamış filme almış, filmi de yollamışlardı. Filmi bahçeyi iyi gören bir yerden çekmiş olmalıydılar. Kabak gibi ortadaydık. Ama filme çeken pek yetenekli değildi. Kamerayı sık sık sallamış, zoom yapmayı beceremediği için ve yakalanacağım korkusuyla perdenin arkasına gizlenirken de görüntüleri kaçırmıştı. Filme çekilmiş halimizin pek de güzel olmadığını, seyirci toplayamayacağımızı düşündüm. Ev sessizdi. Çocuk anaokuluna gitmişti herhalde, Seher’in de nerede olduğu belli değildi, belki de alış verişe çıkmıştı. Banyo yapıp mutfağa indiğimde Fulya aradı. Gönderdiği mesaja cevap vermeyince merak etmişti. Çok korkmuştu. Biraz önce de bir tehdit mesajı almıştı. Acilen benimle görüşmesi gerekiyordu. “Hemen geliyorum” dedim. Ama gidemedim. Tam kapıdan çıkıyordum ki Seher mutfağa girdi. Elinde torbalar vardı. Tahmin ettiğim gibi çocuğu anaokuluna bıraktıktan sonra markete gitmiş olmalıydı. Yeşil bir tişört, kırmızı bir tayt ve spor ayakkabılar giymişti. Saçlarını arkadan toplamış, hafif bir makyaj yapmıştı. Sanki ben mutfakta değilmişim gibi buzdolabının kapısını açıp torbadan çıkarttığı yiyecekleri yerleştirmeye başlamıştı. Sıra sebze ve meyvelere gelince dizlerinin üzerinde adeta domalmış bir pozisyonda onları meyveliğe yerleştirmeye başlamıştı. Tayt dar gelmiş olmalıydı ki, beli açılmış, kıçının çatalı görünüyordu. Gözlerim tişörtünün altında salınan memelerine kaymıştı. Rahatsız olmuş gibi bir an durdu, dönüp bir bakış attı. Yerinde doğrulmuştu ama kalkmamıştı, hâlâ dizlerinin üzerinde duruyordu. Arkasına çömeldim, iki yandan sarıp tişörtün üstünden memelerini avuçlamaya başladım. Şaşırmış gibi baktı ama itiraz etmedi. Ne yapacağımı anlamaya çalışıyor gibi bir hali vardı. Tahrik olmuş olmalıydı ki ben okşadıkça kıvranmaya başladı. Tişörtünü biraz sıyırdım, sutyenin üzerinden okşarken boynunu öpmeye başladım. Sonra da sutyenini yukarı doğru çekip memelerini ortaya çıkardım. Bir yandan avuçlarken parmaklarımın arasında meme uçlarımı hafif hafif ezmeye başladım. Havaya girdiğini belirten sesler çıkartmaya başlayınca elinden tutup kaldırdım. Ben hâlâ çömelmiş vaziyetteydim. Mutfak tezgâhını tutmasını işaret ettim, taytını aşağı indirdim. Biraz kıçını okşayıp orasına yöneldim. İki parmağımla orasını okşarken başparmağımla da arka deliğini yokluyordum. İtiraz etmediği gibi bir yandan beni izleyip bir eliyle de memesini okşamaya başlamıştı. Başparmağımla hafif hafif arka deliğinde yol alıyordum. Önden iki parmağımı, arkadan başparmağımın tamamını içeri almıştı. Yerimde doğruldum. Pantolonumu indirdim. Ensesini, boynunu öpüp dudaklarına yönelirken iki memesini de mıncıklıyordum. Bu sırada benimki kıçının arasında yol arıyordu. Bir eliyle tezgâhı tutarken diğeriyle ayağına dolanan taytı sıyırdıktan sonra benimkinin ucunu arkasına yerleştirdi. Omuzlarından kavrayıp yavaşça, bir ileri bir geri hareket ettirerek soktum. İki elimle belinden kavrayıp pompalamaya başladım. O da tezgâhın kenarından aldığı güçle karşılık veriyor, benimle birlikte hareket ediyordu. Güzel bir ritim tutturmuştuk. Keyif aldığını belirten sesler çıkartarak bu ritme eşlik ediyordu. Çok geçmeden ben de aynı sesleri çıkartmaya başladım ve benimki gümbür gümbür patladı. Yorgunluktan yere yığılmıştım ki Seher’in benimkine eğildiğini fark ettim. Onun işi yarım kalmıştı, tamamlamak istiyor olmalıydı. Yanıma çömelip bir yandan emip bir yandan da bir eliyle okşamaya başladı. O yalamaya devam ederken ben de önümde sallanan memesini okşuyordum. Benimkinin tamamını alamasa da oldukça ustaca yalıyordu ve alet de bu ilgiye karşılık vermekte gecikmedi ve tekrar dirildi. Sırtımı duvara dayayıp Seher’i kucağıma çektim. Otururken de benimkini içeri yerleştirmişti. Dudaklarıma dalarken bir yandan da üzerimde gidip gelmeye başlamıştı. Havaya girmiş olmalı ki dudaklarımı öpmeyi bırakıp iyice doğruldu. Ayaklarını yere sıkıca basıp omuzlarımdan güç alarak üzerimde zıplamaya başladı. Bu pozisyonu pek fazla sürdüremeyeceğini anlayınca benimkini çekmeden belinden tutarak yavaşça kayıp yere sırtüstü uzandım. Seher yine güzel sesler çıkartmaya başlamış, mırıltıları arttıkça hızı artmış, iyice üzerime eğilmişti. Şimdi kıçının hareketiyle uyumlu olarak memelerini göğsüme sürtünüyordu. İyice hızlandıktan sonra başını boynuma gömüp kendi bıraktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD