14. Bölüm

1140 Words
Ertesi akşam herkes yattıktan sonra Nevra’nın aralık kapısından içeri süzülüvermiştim. Pikenin altında yine heykel pozisyonunda çırılçıplak beni bekliyordu. Üzerimdekileri çıkartıp pikenin altına girivermiştim. Ben de onun gibi sırt üstü yatıp gözlerimi yumdum. Nevra’nın benden daha atak olduğunu görünce planımı yapmış yönetimi ona bırakmaya karar vermiştim. Böylece işler daha kolaylaşır diye umuyordum. Öyle de oldu. Biraz bekleyip benim bir hareket yapmayacağımı anlayınca yattığı yerde yan dönüp dirseği üzerinde doğruldu ve yüzümü, vücudumu okşamaya başladı. Bir süre sonra da okşamalarına kondurduğu küçük öpücükler eklendi. Henüz dokunmamasına rağmen benimki kazık gibi olmuştu. Nevra da durumu fark etmiş olmalı ki eli aşağı kaymış, okşamaya başlamıştı. Sanki tanımak ister gibi elini aletin her tarafında dolaştırıyordu. Bu arada dudakları da dudaklarımı bulmuştu. Çok güzel öpüşüyordu. Öpüşmenin hazzına o kadar kapılmıştım ki üzerime çıktığını fark etmemiştim bile. Tenini tenimde hissetmek çok güzel bir duyguydu. Kendimi tamamen Nevra’ya bırakmıştım. Yüzümü, yanaklarımı, çenemi, boynumu, omuzlarımı öpüp emerken üzerimde bir ileri bir geri hareket ediyordu. Önce çok yavaşken zamanla iyice hızlanmıştı. Üzerimde at biner gibi doğrulmuş, omuzlarımdan güç alarak orasını benimkine sürtüyordu. Boşalmam an meselesiydi ama uyarmaya kalkarsam ters bir şey yapmış olurum diye korkuyordum. Uyarmazsam da kızabilirdi. Ben bunları düşünürken benimki patlamıştı bile… Nevra bir süre daha üzerimde gidip geldi sonra benimkinin yumuşadığını fark etmiş olmalı ki yavaşladı ve durdu. Üzerimden inip yanıma uzandı. Banyoya gitmek için doğruluyordum ki yüzümü iki eliyle tutup dudağıma bir öpücük kondurdu ve “Teşekkür ederim. Çok naziksin” dedi. İşler yolundaydı… Nevra’yla gecelerce aynı şekilde seviştik. Ben heykel gibi yattım, Nevra üzerime oturup benimkine sürttü. Ve gün geçtikçe benimki dudakların arasına daha çok yerleşti, onunki daha çok sulandı ve bir gün benimki içeri kayıverdi. Nevra durumu fark etmemiş gibiydi, ben de fark etmemiş gibi yaptım. Ama boşalmadan nasıl duracaktım bilmiyordum. Duramadım da… Boşaldım. Ama Nevra her gecenin aksine durmadı ve orgazm olana kadar devam etti. Bu arada benimki bir kez daha sertleşmiş ve ikinci kez patlamıştı içeride. Neyse ki Nevra ikinci kez orgazm olmak için devam etmedi. Eğilip bana sarıldı. Benimki içerdeyken öylece sarmaş dolaş uyuya kaldık. Sabah güneşinin odaya vurması ile uyandığımda Nevra bana sırtını dönmüş yatıyordu. Muhteşem kalçaları tam önümdeydi ve benimki de sabah ereksiyonu ile dimdikti. Bacaklarının arasına sokup küçük darbeler atmaya başladım. Bir süre sonra fark etmiş olmalı ki kalçasını kaydırarak daha iyi bir pozisyon aldı. Artık bir kaşık gibi iç içeydik. Benimkini hafif hafif dışarıdan sürterken ensesini, omuzlarını öpüp, emiyor, memesini avuçluyordum. Kalçası hareketlenmeye başlamıştı. Can alıcı noktanın içeri girmek olduğunu bildiğim için o yönde hiç atak yapmıyordum. Benim alet ya kendiliğinden içeri kayacaktı ya da Nevra ona yol verecekti. Öyle de oldu. Bir süre sonra Nevra benimkini parmaklarıyla bastırıp içeri yönlendirdi. Ama yine atak yapmadım. Yönetimi Nevra’ya bıraktım. Bu pozisyonda rahat edememiş olmalı ki beni sırt üstü yatırıp sırtı bana gelecek şekilde ata biner gibi üzerime yerleşti, iki elimle memelerini avuçladım. Ben memelerini okşayıp sıkarken dizlerini üzerinde inip kalkmaya başladı. Rahminin her darbede daha da açıldığını, benim aleti daha da çok içeri aldığını hissediyordum. Gözlerimi yummuş kendimi Nevra’nın hareketlerine bırakmıştım. Bir dakika arayla boşaldık. Önce ben sonra da o… Pikenin altında sarmaş dolaş yatarken aklımdan “ikinci bir posta daha gidebilir miyim?” diye geçiriyordum ki annemin sesi geldi, Nevra’yı kahvaltıya çağırıyordu. Yakalanmamız an meselesiydi, can havliyle kendimi balkona atıp oradan kendi odama geçerken Nevra arkamdan keyifle gülüyordu. O günden sonra her gece sabaha kadar dört – beş posta seviştik. Sabah uyanınca da bir posta daha yaptık. Bir gün kapı çalıp Ayı kocası gelene dek böyle sürdü. Nevra veda bile etmeden gitti. Çok geçmeden de ilk çocuğunu doğurduğu haberi geldi. Oysa gideli daha dokuz ay bile olmamıştı. Çocuk benden mi diye hiç kafaya takmadım. Bu düşüncelerle trafik sıkışıklığın hissetmeden eve gelmiştim. Tam arabamı evin önünde park ediyordum ki Fulya aradı. Çocuklarla konuşmuştu. “Çocuklar da kim?” deyince “Komşunun kızı ve erkek arkadaşı. Ne istediklerini telefonda söyleyemezlermiş. Bu akşam bana gelecekler. Gelişmeleri bildiririm” deyip kapattı. Kocası evde değildi ki onları evine davet etmişti. Fulya’ya bir gece ziyareti yapabilir miyim diye içimden geçiriyordum ki, karım gülerek kapıyı açtı. Üzerinde ev kıyafeti olarak kullandığı bol eşofmanları vardı. Her zaman olduğu gibi sutyen takmadığı için diri memeleri eşofmanın içinde kıpırdanıyordu. Bakışlarımın kaydığını görmüş olmalı ki “Yaramazlık yok!” diyerek gülümsedi. Benim de zaten yaramazlık yapacak halim yoktu. Ama o isterse durduramayacağımı da biliyordum. Eşofmanın içinde çıplak olduğunu tahmin ettiğim kalçasını sallayarak yürüyüşünü izleyerek içeri girdim. Seher ortada yoktu. Karımla sakin bir yemek yiyeceğiz diye düşünürken Fulya’nın mesajları gelmeye başladı. Neyse ki karım Fulya’nın gecenin bir vakti kafasına bir işi takıp mesajlar atmasına alışıktı. Fulya evden canlı yayın yapıyordu. Çocuklar gelmişti. Onlara bira ikram etmişti. Şimdi sohbet ediyorlardı. Şeker çocuklardı. Galiba sorun çıkmayacaktı. İstedikleri de yapılmayacak bir şey değildi. Yapmaya ikna olmuştu. Gelişmeleri bildirecekti. Ne istiyorlar, diye sormadım. Sonra uzun süre mesaj gelmedi. Ben de ne oldu diye merak etmedim. Nasılsa işe gittiğimde ne olup bittiğini Fulya ballandırarak anlatır diye düşündüm. Gece geç vakit Fulya sorunu hallettiğini ve biraz önce çocukları yolcu ettiğini bildiriyordu. Gece karımla bir faaliyette bulunmamamıza rağmen sabah kalkamamıştım. Üstümde bir ağırlık hissedip gözümü açtığımda Seher çırılçıplak üzerimdeydi. “Ahh… ahhh.. ayy” seslerine uyanmıştım herhalde. Boxer külotumun düğmesini açıp çıkarttığı benimkinin üzerine ata biner gibi oturmuştu. Kollarıyla iki yanımdan güç alarak hızla üzerimde gidip geliyordu. Ben de pompalayarak karşılık verince uyandığımı anladı dudaklarıma yumuldu. Okşamam için bir elimi memesinin üzerine koydu. Meme ucu sertleşmişti. Ben dokundukça gıdıklanmış gibi tedirgin oluyor ama elimi çekmeme izin vermiyordu. Hızını tekrar artırmış, üzerimde hoplarken bir yandan da avaz avaz bağırmaya başlamıştı. Önce bağırtısı kesilip neredeyse fısıltı düzeyine düştü sonra hızı yavaşladı. Tekrar dudaklarıma yumulurken durmuştu ama benim boşalmadığımı fark etmiş olmalı ki yavaş yavaş gidip gelmeye devam etti. Yüzükoyun çevirdim, külotumu çıkarıp benimkini yerleştirdim, gidip gelmeye başladım. Kalçasını hareket ettirerek bana karşılık veriyordu. Havaya girmesi için çok geçmesi gerekmedi. Orasının kaslarını kasıp kasıp bırakırken “Ahh… Evet… ahhh.. Biraz daha… İyice sok… Evet…ayy… Hızlı… daha hızlı… Ahhh.” diye bana direktif de vermeye başlamıştı. Daha ben boşalmadan da “Ayy… ahhh.. ayy..” diye haykırarak ikinci kez boşaldı. Sırtüstü çevirdiğimde yüzünde bir gülümseme vardı, mutlu görünüyordu. Tişörtümü çıkartıp benimkini yerleştirdim. İki ileri bir geri sokup çıkartırken bir yandan da yüzünü, boynunu öpüyor, memelerini iki elimle mıncıklıyordum. Kendini tamamen bırakmıştı. Gözleri kapalı, hiç kıpırdamadan öylece altımda yatıyordu. Ben hızlanınca biraz canlandı, iki eliyle kıçımı kavrayıp daha derine der gibi bastırıyor, küçük fiskeler atıyordu. Hızımı daha da artırınca da kalçalarıyla karşılık vermeye başladı. İki elimle iki yandan bastırarak güç aldım, biraz daha derine soktum. Seher de iyice girsin der gibi bacaklarını kendine doğru çekmiş, iki koluyla boynumu sarılmış, yine meşhur haykırışlarına başlamıştı. Böyle haykırmaya devam ederse tüm komşular duyacaktı. “Ahhh.. daha… daha derine… Evet… ayy…” dedikçe hızlanmıştım. Bacaklarını belime dolamıştı. Son hamleyi en derine yapabilmek için kıçından tutup havalandırdım. Hamle dibi bulmuş olmalıydı ki Seher’den güçlü bir haykırış geldi. Patlattım. Tam üzerinden kalkıyordum ki, sarılıp bırakmadı. Bir süre benimki içeride öylece kaldık. Bu arada derin bir uykuya dalmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD