9. Bölüm

1091 Words
Eve dönüyordum. Trafik her zamanki gibi çok yoğundu. Milim milim gidebiliyorduk. Cemre’nin ürkekliğini ve merakını düşünürken kadın vücuduyla ilk tanışmamı hatırladım. İlk cinsel deneyimlerimi… Kuzenimle çocukluğumdan beri iyi arkadaştık. Okul tatillerinde hep bize gelir, beraberce vakit geçirirdik. Tüm bir yaz tatilini bizim evde geçirdiği olurdu. Evin kızı gibi hareket ederdi. Annem de babam da Kısmet’i çok severlerdi. Ergenlikten yeni çıkmak üzereydim. Boyum uzamış, sesim kalınlaşmış, yüzümü sivilceler kaplamaya başlamıştı. O yıl da her zamanki gibi okullar tatil olur olmaz bize gelmişti Kısmet. O da benden pek farksız sayılmazdı. Ne de olsa aramızda bir yaş vardı. Benden sadece 13 ay büyüktü. Benimki kadar olmasa da onun da yüzünde sivilceler vardı ama memeleri iyice belirginleşmiş, vücudu dolgunlaşmıştı. Balıketi güzel bir kız olmuştu. Evimiz küçük olduğu için hep benim odamı paylaşırdık. O benim yatağımda yatardı ben de yere serilen bir şiltede… Bu da gece gündüz bir arada olup, bol bol eğlenmek demekti. Ama bu kez bu durumdan biraz tedirgin gibiydi. Benim yanımda giyinmek soyunmak istemiyor, fark ettirmemeye çalışsa da aynı odada yatmaktan tedirgin olduğu hissediliyordu. Ben de aynı odayı paylaşmaktan pek memnun değildim. Kafamı iyice sekse takmıştım. Devamlı porno dergilere bakıp otuzbir çekmeye çalışıyordum. Yatakta elim sürekli orama gidiyordu. Sabahları dimdik bir aletle uyanıyordum. Ve daha uyandığım anda karşıma yarı çıplak bir kız çıkıyordu. Kısmet çok deli yatardı. Yatar yatmaz üstündeki pikeyi attığı, penye geceliği karnına kadar açıldığı için çıplak bacaklarının süt beyazlığını, pamuklu külotunun altından belli belirsiz kara yün yumağını, poposunun ne kadar büyüdüğünü, geceliğinin altındaki memelerinin çıplaklığını fark ediyor, kendimi hemen banyoya atıp onu hayal ederek günün ilk otuzbirini çekiyordum. Kısmet ne kadar tedirgin olsa da bendeki değişimi merak ediyordu. Sık sık gözünün orama kaydığının, odamdaki gizli yerleri kontrol ettiğinin, dolaplarda porno dergi aradığının farkındaydım. Bir gece benim odanın balkonuna yere kilim atıp oturmuş bira içip sohbet ediyorduk. Birkaç biradan sonra dili çözülmeye başladı. “Hiç sevgilin oldu mu?” diye sordu. Ben de “Nerede o günler” diyeceğime varmış gibi kafamla onayladım. İlgisini çekti, “anlatsana” dedi. Anlatırsın, anlatmazsın bir süre didiştikten sonra konu “Sevgilinle yalnız kalınca ne yaparsın”a kaydı. “Hiç öpüştünüz mü?” diye sordu. Olmayan sevgiliyle nasıl öpüşecektim ki! Ben yine salladım ve “Evet” dedim. Kısmet çok titiz bir kızdı. “İnsan mikrop kapar! Pis bir şey” diye yüzünü buruşturdu. Ben de insana sevgilisinden mikrop bulaşmayacağını söyledim. O “Ben öpüşsem hemen mikrop kaparım” diye itiraz etti. İddialaşmayı çok severdik. Ben mikrop kapmayacağını iddia ettim. O da “Öpüşelim bak gör, yarın sabah hasta kalkacağım, dilim, dudağım şişmiş olacak” diye itiraz etti. Böylece öpüşmeye başladık. İkimiz de çok acemi ama azimliydik. Filmlerde nasıl öpüşüldüğünü gözümün önüne getirip sarılıyordum Kısmet’e. Önceleri çekingen davranıyor, hatta vücudunu benimkine yakınlaştırmamaya çalışarak uzaktan öpüşüyordu ama öpüşmelerin sayısı artınca çekingenliği üzerinden atmaya başlamıştı. Yine de vücuduna dokunmama izin vermemişti o gece. Annem “Hadi artık yatın” diye seslenene kadar neredeyse bir saat öpüşmüştük. Ben kazık gibi olmuş çükle banyoya koşmuştum. Döndüğümde Kısmet pikenin altında bir şeyler karıştırıyordu ama beni görünce hemen toparlanmış ve “Banyoda ne yaptığını biliyorum” diyerek kıkırdamış ve sırtını dönüvermişti. Sabah uyandığımızda Kısmet “Haklıymışım, mikrop kaptım” diye söyleniyordu. Çok fazla öpüşmekten dudağı kapkara olmuş, biraz da şişmişti. Ama o akşam yine balkonda oturup öpüşmemize ses çıkartmadı. Artık öpüşmeleri kendisi başlatıyor, bana istekle sarılıyor, dilini ağzımın içinde gezdiriyor, dudaklarımı emiyor, ısırıyor, nefessiz kalana kadar beni öpüyordu. Niyeti ertesi sabah benim şiş dudakla kalkmamı sağlamaktı sanırım. Öyle de oldu. Üçüncü gece öpüşmelere doyamadığımız için annemin “artık yatın uyarısından” sonra yatakta devam etmiştik. Sımsıkı sarılsak da Kısmet vücudunu ellememe izin vermiyordu. Ama bacaklarının arasında benim aletin katılığını hissetmemesi imkânsızdı. Her an patlayabilir diye korkuyordum ama benimki patlamadan geceyi tamamlamayı becermiştim. Annemin “Haydi kahvaltıya!” diye bağırması ile gözümü açtığımda sarmaş dolaş yataktaydık. Hiçbir şey olmamış gibi giyinip mutfağa kahvaltıya gittik. Kısmet’in bakışlarına muziplik ve keyif yerleşmişti. Gün boyu gizlice cilveleşip, birbirimize kaçamak öpücükler verdikten sonra gece balkonda vakit geçirmeden doğruca kendimizi yatağa atmıştık. Biraz öpüştükten sonra Kısmet “Biliyor musun, ben hiç erkek şeyi görmedim” diye kulağıma fısıldamıştı. “Gösteririm ama ben de karşılığını isterim” dedim. “Demek sen de hiç görmedin. Tahmin etmiştim” diyerek güldü. Utanacağımın farkındaydı. Işığı kapattı, çalışma masamın üstündeki lambayı yakıp loş bir ortam yarattı. Beni sırt üstü yatırdı, “gözlerini kapa” deyip külotumu kıçımdan çekti. Utanıp benimkini iki elimle örttüm ama bileklerimden tutup kollarımı yana çekmesine de itiraz etmedim. Benimkini uzun uzun inceleyip hatta eliyle dokunarak enini boyunu ölçmüştü. “Haydi sıra sende!” demesem incelemeyi kolay kolay bitirmeyecekti. “Sakın gözünü açma” diyerek yanıma uzandı. Pikeyi üzerine çekip gözlerini yumduktan sonra bileğimden tutup külotunun üzerine koydu, “Dokunabilirsin” dedi. “Mızıkçılık etme” dedim. “Korkuyorum” diye fısıldadı. “Korkma saldırmam! Söz veriyorum. Sadece bakacağım” dedim. “Sadece dokunsan” dedi. “Külotun üzerinden olmaz” dedim. Biraz sessiz durduktan sonra yine bileğimi tutup bu kez elimi külotunun içine sokmuştu. Ama daha parmağımı dokunduğum anda elektrik almış gibi irkilmiş, “böyle olmayacak,” diyerek bir hamlede pikeyi üzerinden atıp, külotunu çıkartıvermişti. Sonrası hızlı çekim bir film gibiydi. Ben ilk defa canlı olarak bu muhteşem organı görmenin heyecanı ile incelerken başımın arkasından bastırıvermişti. Önce burnuma kokusu gelmişti, sonra da vazgeçer korkusu ile öpmeye başlamıştım. Öpücüklerim uzamaya başladığında da “Yala…” diye fısıldadığını duymuştum. “Oh… oh… ohhh…” diyerek orgazm olması için birkaç dakika yalamam yetmişti. Neyse ki haykırışlarını annemler duymamıştı. O pozisyonda yakalansak yanardık. Yanına uzanıp gözlerimi kapadığımda “Teşekkür ederim” diyerek yanağıma bir öpücük kondurmuş, sonra da benimkini okşamaya başlamıştı. Kısmet’in güzel ve narin parmakları ile birkaç kez dokunması yetmiş hemen boşalıvermiştim. O geceden sonra seanslarımıza öpüşerek başlıyor birbirimizinkini okşayarak tamamlıyorduk. Ama bir daha orasını öpüp yalamak için çok yalvarmam gerekecekti. Göğüslerine de dokunmak kesinlikle yasaktı. Kısmet dayanamayıp daha ileri gideceğimizden endişe ediyordu. Buna kanıt olarak da parmağımın içeri kayar gibi olduğu anları gösteriyordu. Yine de çok bira içtiğimiz bir gece benimkini dışarıdan sürtmeme ses çıkartmamıştı. Ama üzerine boşalmama izin yoktu. Memeleri içinse yasaklar kalkmıştı. Çırılçıplak yatağa giriyor, öpüşürken birbirimizin her yerini okşuyorduk. Öpüşmeye devam ederken önce birbirimizin oralarını okşuyorduk, sonra da benimkini kasıklarının arasına kaydırıp dışarıdan fırça çekmeye başlıyordum. O zaman boynunu, omuzlarını ve memelerini öpmeme izin vardı. Hızla orgazm oluyor, sonra da iki eliyle avuçlayıp okşayarak boşalmamı sağlıyordu. Ne yazık ki bu mutluluğum uzun sürmedi. Babası aradı ve Kısmet evine döndü. Ve bir dahaki yıl gelmedi. Yeniden ancak düğününde karşılaşabildik. Sanırım annem odaya kapanıp neler yaptığımızı fark etmiş, duruma müdahale etmişti. Düğünden altı ay sonra gördüğüm Kısmet ise artık ilgi alanım dışında duba gibi şişmiş bir evli kadındı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD