Korku, benim dünyamda panikle birlikte var oluyordu. Gök gürültüsü küçüklüğümden kalmış bir korkuydu ve peşinde öyle büyük bir panik getirirdi ki düzgün düşünmeyi unutur, uykularımı kendime zehir ederdim. Aşırı korkak bir insan değilim, sınırlarımın sonuna gitmeyi, adrenalini en uçta yaşamayı severim ama işte şu lanet gök gürültüsü bütün dengemi bozmayı başarabiliyordu. Bunun dışında hiçbir şeyden korkmadığımı düşünüyordum ta ki sevdiğin biri için duyduğun o korkunç endişeyle yüzleşene kadar. Arabadan hızla iniyor, tavşanı ise koltuğa bırakıyorum can havliyle. Koşar adımlarla kenara oturmuş pijamalı adamın yani dedemin yanına giderken hafif hafif atıştıran yağmur ve uzağa düşen şimşeğin çıkarttığı gürültü bile irkilmeme neden olmuyor. “Dede!” diyorum dizlerim üzerinde önüne otururken. Boş

