"Beni anladığını bilmek... Bu bana o kadar iyi geldi ki, anlatamam," dedi Kerem. Sesi, yıllardır sırtında taşıdığı ağır bir yükü nihayet yere bırakmış gibi titriyordu. Dayanamadım; elimi Kerem’in koluna koyup hafifçe sıvazladım. Bakışlarımdaki şefkati görsün istedim. "Bundan sonra," dedim sesimi net tutmaya çalışarak, "beni bir kardeşin, bir dostun ya da hayatında ne eksikse o kişinin yerine koyabilirsin. Belki Can kadar iyi bir arkadaş olamam ama... denerim." Sözüm biter bitmez Kerem beni aniden kendine çekip sıkıca sarıldı. Beklemediğim bu hamleyle sarsılsam da kollarımı ona doladım. "Sen," diye fısıldadı kulağıma doğru, "bir insanın başına gelebilecek en iyi dostsun Duru." Birkaç saniye sonra geri çekildi. Duygusallığı dağıtmak ister gibi parmaklarını alnına yaslayıp nizami bir as

