2.Bölüm

3016 Words
Gergindim. Adamla bakışırken Feyyaz önüme geçti. "Tanışıyor muyuz?" Arkadan kaşlarımı kaldırıp başımı iki yana sallarken gülümsedi. Elini uzattı. "Ben Zümra Hanım'ın şirketten arkadaşıyım. Tesadüfen burada görünce şaşırdım." Bakışları bana döndü. "Buralarda oturduğunuzu bilmiyorum." "Oturmuyorum." dedim ben de öne çıkarak. Feyyaz'a yanaştım. "Feyyaz'a uğradım." "Anladım. Arkadaşınız sanırım?" "Erkek arkadaşım, evet." Yutkundum. Bu noktada yalan söylemezdim çünkü Feyyaz'a açıklayamazdım. "Bir çayımızı için?" "Teşekkür ederim Zümra Hanım ama eve gideceğim çocuklar bekler." Yalan, babamın yanına gidecekti. Engel olmalıydım. "Ah evet selam söyleyin eşinize, çocukları da öpün benim için." Başını hafif eğerek iyi akşamlar dedi ve tamirhaneden çıktı. Feyyaz garip bakışlarını arkasından sürdürüyordu. "Bu adamla bir sorunun yok değil mi?" Koluna girdim gülümseyerek. "Hayır sevgilim o nereden çıktı?" "Ne bileyim, bir gerginlik vardı sanki." "Yoook canımm sen de. Sadece şaşkınlık." Hızlıca saçlarımı kulağıma kıstırdım geri durarak. "Ee açmayacak mısın hediyemi?" "Evde açarız bebeğim, Ali gelecek zaten ona bırakırım çıkarız." "Tamam o zaman ikram edemediğin o çayı bana ısmarlarsın artık?" Burnumu öptü. "Hay hay başım üstüne." & Eve geleli çok olmamıştı ki hemen bir şeyler hazırlayıp salondaki sehpanın üstüne koymuştum. Feyyaz çok aç olmadığını söyleyince ben de aç değilim zaten diyerek çayın yanına bir şeyler getirmiştim. Geçen gün alışveriş yapmam bayağı işe yaramıştı. Çünkü dolap tam takır kuru bakırdı. Kanepeye oturduğum sırada Feyyaz içeri girdi. Salaş gri eşofman ve lacivert üstüne yapışan v yakalı tişörtüyle hoş görünürken nemli saçlarını havluyla kuruluyordu. Saçların bazı tutamları alnına düşmüştü. Sakalını birazcık kesmişti, yüzü daha derli toplu duruyordu. Başını eğerek yemek masasının başında durduğunda telefonuna baktı uzaktan. "Noldu?" dediğimde bana döndü. "Serdar aramış mı diye bakıyorum." "Niye ki?" "Sabahki mesele güzelim," havluyu sandalyenin üstüne atarak yanıma geldi. Bana doğru oturarak bir bacağını altına aldı, kolunu arkama kolçağın üstüne bıraktı. "Konuşalım demişti de dönmedi." "İşi vardı belki," dediğimde ensesini kaşıyarak cıkladı. Televizyonun ışığı yüzümüze vuruyordu. "Yok kaçıyor o." Kaşlarım çatıldı. "Kaçıyor mu?" "Korkak herif... Kaçıyor evet. Yüzleşmekten korkuyor. Hayır bir anlatsa konuşabilse rahatlayacak ama yok. Kafasında bir dünya var ona inanıyor." "Bir psikolojik rahatsızlığı olabilir mi?" "Küçüklükten beri böyleydi bu, kafası kırıktı." Güldüm. "Feyyaz ya..." "Tabii ya ota boka hem ağlar hem sinirlenirdi. Hangisi gerçek Serdar anlamaya çalışırdık." "Hey allahım ya... Hiç güleceğim yoktu." "Bipolar herif." "Acaba gerçekten bipolar olabilir mi?" "Yok güzelim ya, sen ne ciddiye alıyorsun? Dedim ya çocukluktan beri böyleydi." Sessiz kaldık. "Tek kardeşim o benim... Ne derdi varsa koştum yardım ettim sağ olsun o da benden farksız değil ama yok mu şu huyu... İrrit oluyorum. Hayır bir derdin var gel konuş çözelim ama yok." "Üstüne varma," bacağına elimi koydum. "Zamanı gelince nasılsa anlatır, dertleşir seninle. Bozulma buna." Bir şey demedi. Bunun yerine bana iyice sokuldu. Boynumdan öptü. "Sen yanımdayken farklı biri gibi hissediyorum. İyi gibi. Dinç gibi." Başını arkaya attı saçımla oynarken. Şöyle dalgın dalgın bakması yok mu kalbimi yerinden oynatıyor... "Ne yapıyorsun sen bana?" Gülümsedim kızarık yanaklarımla. "Ne yapıyormuşum?" "Bilmem ben de sana soruyorum işte." Yanağını avuçladım parmağımla sakalını severken. "Seni seviyorum işte." Dudakları kıvrıldı. Hemen öpüp geri çekilirken hızla kumandayı elime aldım. "Ne izleyelim?" "Ne bu kadar mı?" "Ne o kadar mı?" "Öpücük." Yandan bakış attım. "Evet aşkım." "Zümra!" diye yalandan kızarken sırıttım. "Ne?" "Öpsene biraz daha?.. Hm.." Dudaklarıma bakarken geri çekildim. "Var ya sen mümkün değil beni öpmeden duramazsın abazasın sen." "Yok deve!" "Var deve efendim. Hep temas tep temas bu ne ya? Biz bir gün sakin sakin oturup film izleyemeyecek miyiz?" "Sevgilimsin sen benim. Hem yakında karım olacaksın. Bundan doğal ne var?" "İnsanız biz Feyyaz tavşan değil." "Ha ha ne güldüm ne güldüm öldüm gülmekten." Dirsek atarken biraz uzaklaştı benden. Ben televizyon ekranına dönerken hayıflanmasını duyuyordum. "Misafir cocuğu gibi oturuyorum kendi evimde ya. Anne azarı işitmiş gibiyim şu an!" Güldüm belli etmemeye çalışsam da, yandan bakış attığımda küskünce oturduğunu görünce kahkaha patlattım. Gerçekten de misafir çocuğu gibi oturuyordu. "Gül sen gül! Son gülen iyi güler!" "Hıı tabi tabi. Bu laf da hep teselli gibi." Bir süre böyle oturduktan sonra rastgele gelen filmde durdum. Biraz izleyince aşk filmi olduğunu anladım. Feyyaz sıkılacaktı biraz ama yapacak bir şey yok. Sehpaya uzanıp kuruyemiş kasesini elime alırken bir bir ağzıma atmaya başladım kuruyemişleri. Kat kut sesleri çıkarken Feyyaz'ın bakışlarını üstümde hissedebiliyordum. "Tamam tamam gel hadi," deyip onu göğsüme çağırdığımda sevinçle geldi ama bu kez beni çeken o olmuştu. Koltukta boylamasına uzanırken, "Filmi değiştir güzelim ya, vıcık vıcık." Gülümsedim. Hakkikaten öyleydi. "Dur ben sana vurdulu kırdılı açayım bir tane." dedim aksiyon filmlerine böyle derdi hep. Sonunda bir tane açıp kumandayı yerine bırakırken ben de yerimi aldım. "İddiaya girelim mi?" "Ne iddiası?" "Film bitene kadar böyle kalacağız, eğer tahrik olmazsan sen kazanırsın senin istediğin bir şeyi yaparım." "Benim tek isteğim hep yanımda kalman olur bebeğim..." İçimden erirken, "Ya... Of dur tamam." diyerek odunluğumu konuşturdum. "Var mısın yok musun?" Parmağımı da uzattım. "Varım. Sana abaza olmadığımı göstereceğim." "Hadi bakalım." Bir müddettir filmi izliyorduk, başım göğsüne yaslı dururken diğer taraftan gözümü ekrandan ayırmıyordum. Koltukta yanlamasına yatıyorduk. Ben neredeyse Feyyaz'ın üstündeydim. O da tek kolunu başının altına koymuş, diğer kolunu da sırtıma atmıştı. Elini saçlarımın arasında gezdirmekten de vazgeçmiyordu. Vurdulu kırdılı diye açtığımız film aşk hikayesine dönünce gülümsedim. Feyyaz bir şey demedi. Başroldeki kız ile adam arabanın içinde birden öpüşmeye başlayınca kız direksiyon tarafına adamın üzerine binmişti. "Ulan..." Başımı kaldırıp yüzüne televizyonun ışığı yansıyan sevgilime baktım. "Pornoya döndü film!" Güldüm. Çenemi koyarak ona baktım alttan alttan. "Demiştim ama ben değil mi? Aşk olmayan film mi olur?" Aksiyon filmi de olsa aşk olmazsa olmaz. "Bebeğim," Bana döndü. "Bu aşk değil bu seks." Sırıtışım büyüdü. Omuz silkerek yeniden göğsüne yaslandığımda bu kez sahne ilerlemişti. Kadın ne ara soyunup çıplak hale gelmişti anlamadan adamın aletini okşamaya başladığında yutkundum. Adam kendini kaybetmişçesine küfredip inlerken kadın üzerine oturarak neredeyse zıplayacak şekilde kalkıp inmeye başladı. Adam kadının kalçalarını sıkarak hareketlerini sertleştirirken kadının göğüslerini okşayarak ucunu ağzının içine almaya başladı. Emmeye başlamıştı ki birden ekran kapandı ve salon karanlığa gömüldü. "Yeter." Feyyaz'ın isyanına gülerken, parmaklarını saç diplerime bastırdı. "Gül sen gül. Gül tabii. Benim için ne kadar zor şu an biliyor musun? Kendimi zor tutuyorum." Başımı kaldırdım. "Biliyorum. Biliyorum sevgilim de... " Yüzünü sevmeye başladım. "İddiaya giren sendin." "İddiaya giren aklımı sikeyim." Kıkırdarken yüzünü izlemeye ve sevmeye devam ediyordum. O an aklıma gelen hinlikle duraksadım ve Feyyaz da anlam verememiş gibi bana bakarken, "Noldu?" diye sordu. Pozisyonumu bozmadan diğer elimi eşofmanın üstünden erkekliğine dokundurduğumda dokunur dokunmaz seğirdiğini hissettim. "Zümra..." Gözlerini yumdu direkt. "Yapma. Yapma güzelim. Bebeğim..." "Dayanırsın diye düşünüyorum," diye kulağına fısıldadığımda ademelması oynadı. Yutkunmuştu. Sadece avucumu bastırıyordum ve buna rağmen kendini sıkıyordu. Daha fazla ileriye gitmek istedim. Elimi çeker çekmez soluk alışlarını duyduğumda içimdeki ateş harlandı. Sadece kumaşın üstünden dokunmam bile onu etkilediyse... Geri çekilip doğruldum. Oturur pozisyonda yavaşça soyunmaya başladığımda gözlerini bana dikti. "Ne yapıyorsun?" "Soyunuyorum." "Delirteceksin sen beni." Önce üstümü soymaya başladım. Sutyenimi de çıkarıp memelerim özgürlüğe kavuştuğunda bakışları oraya kaydı. "Siktir..." Kıyafetlerimi koltuğa koyup memelerime hafif bir dokunuş geçerken Feyyaz'ın doğrulduğunu gördüm. "Z-zümra..." Göğüs ucuma parmağımla dokunurken Feyyaz bakışlarını çekemiyor gibiydi. "Akıllara zararsın sen." Gülümsedim. "Bu daha ne ki..." Ellerimi omuzlarına koyup yükseldiğimde göğüslerim onunla yüz hizasındaydı şimdi. Kendini zapt ediyordu biliyordum. İnada da binmişti. Ama dayanamacaktı da. Altıma da soyarak tamamen çıplak kaldığımda geri ye yatıp alttan alttan ona bakmaya başladım. Bacaklarımı iki yana açarak onu arama alırken halen put gibi dikilmeye devam ediyordu. "Tutma kendini," dedim. Saçlarımı da geriye atarken koltuğun kolçağına boynumu yasladığımda bacaklarımı biraz daha araladım. Bakışları altıma doğru bacaklarımın arasına kaydığında ve bir müddet orayı izlediğinde kızardığını sertleştiğinin farkındaydım. Kızımı izlemesi bile akmamı sağlarken elimi organıma götürerek iki parmağımla yüzeysel olarak okşamaya başladım. "Siktir... Zümra..." Önünde mastürbasyon yaptığımın bilincindeydim. Yavaşça sakince hareket ederken içimdeki yumrunun baskının büyüdüğünü hissediyordum. O da dayanamamış olmalı ki eşofmanını baksırıyla indirip kalkmış erkekliğini tutup sıvazlmaya başladı. "Ha... Ha sikeyim..." Giderek sertleşen büyüyen aletine bakıp parmak hareketlerimi hızlandırırken birden onu geriye yatırdım ve üzerine bindim. "Haaaa... Zümra... ZÜMRA! SİKEYİM!" Biner binmez içimde kayan ve dolduran aletiyle başımı geriye attım. Gözlerim arkaya kayarken ağzım aralandı. Üzerinde yavaşça gidip gelmeye başladığımda Feyyaz kalçalarımı sıkıp okşmaaya başlamıştı bile. Bu daha çok harlanmama neden olurken daha da harladı beni. Göğüs ucumu emmeye başladığında inleyerek üstünde kıvrandım. Beni geriye yatırıp bu kez dizlerinin üzerinde duran o olurken bacaklarımı okşayarak sertçe çekti ve bu kez sert darbeleriyle içimi doldurmaya başladı. Kendini bana itip itip çekiyor, koltukta bir yukarı bir aşağı sürtünüyordum. "Sokayım... Daha çok sokayım... Oh! Amına.... Ha..." Bacaklarımı bırakıp bu kez iki eliyle memelerimi kavradığında sertçe oynamaya başladı. Okşayıp sıkıyor içimi de doldurmaya devam ediyordu. Bacaklarımı beline sararak onu daha çok kendime çekerken zirveye ulaşmak üzereydim. Telefon çalmaya başladığında Feyyaz gram umursamadı. Onun telefonuydu. İki üç kez tekrarlanınca, "Sokarım ha!" diye sinirlenip telefona uzandı ama bunu yaparken içimden çıkmamıştı. Ekrana bakmadan direkt aramayı yanıtladı. İçimde halen aletini kaydırmaya devam ederken onun boşluğundan faydalanıp geriye ittim ve oturur pozisyonuna gelerek üzerine bindim. Dizlerimi kırarak ata biner gibi kucağında zıplarken ellerimi omuzlarını tırnakladı. Feyyaz kafasını geriye atarken gözleri arkaya kaymıştı. Tek koluyla belimi kavrarken, telefondaki kişiyi dinliyordu. "Yarın geldiğimde konuşuruz." Zorlukla nefes alıp veriyor, kendini tutuyordu. Kucağında yükselip inerken bakışları göğsümde takılıyor bana ters bakış atıyordu. Şu an bir şey yapamayıp kıvranıyordu ya çok hoşuma gidiyordu napayım. "Tamam Serdar. Hallederiz." Üzerinde kalkıp inmeye başladım. İçimde daha da sertleştiğini hissetmiştim. "Ha... Amı- Tamam lan! Kapat! İş üstündeyim!" Telefonu dan diyerek kapatıp diğer koltuğun üstüne fırlatırken bana kötü kötü baktı. "Demek zayıf anımdan yararlanırsın ha!" Omuz silktim. "Güzeldi seni öyle hiç bir şey yapamadan görmek." "Bak sen..." diyerek beni koltuğa yatırırken bu kez dsha da hızlanan sertleşen hareketleriyle içimde gidip gelmeye başladı. Bir anda durup içimden çıkarken hissettiğim boşlukla hızlandım. Gözlerimi dikip bana bakarken inledim. "Feyyaz..." Sonra birden aletini sertçe soktuğunda başım arkaya kaydı. "AAAAAĞHHHH!" "FEYYAZ! AAHH! FEY... YAZ... AH!" İkimiz de doruğa ulaştığımızda, inleyerek adlarımızı söyledik ve o zirveden aşağıya yuvarlanmaya başladık. Feyyaz üzerimde yatarken üstümüze pike sermişti. Ev serindi ama ikimiz de yanıyorduk hâlâ. Başı göğüslerimin arasındaydı ve saçlarını seviyordum. "İddiayı kaybettin." "Sayende." Kıkırdadım. Sonrası... Yatak odasında geçmişti. & Sabah olduğunda hızlıca kahvaltı yapıp çıkmıştım evden. Feyyaz ile akşamüstü alışveriş merkezinde buluşmak için sözleşmiştim. Kararlıydım. Ne yapıp ne edip onu ailemin cemiyetin içine sokacaktım. Yol üstünde İhsan abi ile karşılaşınca duraksadım. Arabanın dışında bekliyordu. "Zümra Hanım?" Etrafa hızlıca bakarak kontrol ettikten sonra tehditvari şekilde adama kısıkça bağırdım. "Sen ne hakla beni dün takip edersin İhsan Abi?" "Kusura bakma Zümra," Senliye geçtiyse sıkıntı vardı. "Baban istedi." "Onun her dediğini yapma diye kaç defa dedim ben sana? Üstelik benimle ilgili olanları!" "Özellikle seni takip etmemi istiyor." "Gitsin Alihan'la Begüm'le uğraşsın ya benle derdi ne?!" "Yalım Bey'le evlendirmek istiyor seni." Dişlerimi sıktım. Tamirhaneye bakış attı. Uzaktaydı ama oraya baktığının bilincindeydim. "Yol yakınken vazgeçsen iyi olur. Yoksa üzülen sen olursun." Bakışlarımı kıstım. "Şimdi de tehdit mi ediyorsun?" "Olacakları söylüyorum." Arabanın kapısını açtı. "Binin." "Gelmiyorum." Bir süre sessizlikten sonra, "Eğer binerseniz dünü unutacağım. Babana bir şey söylemeyeceğim. Ama sen de en kısa zamanda bu ilişkiyi bitireceksin." Başımı iki yana salladım. "Asla. Gör hatta, Feyyaz ile evleneceğim!" "Peki Zümra Hanım." Kapıyı kapattı. "Siz bilirsiniz." Kaputu dolanarak şoför kapısını açtı son kez bakarak bindiğinde çoktan arabayı çalıştırmış sokağı terk etmişti bile. Arkadan uzaklaşan arabayı seyrederken sinirden kendimi yemek üzereydim! Adama bak. Nefret ediyordum nefret. Suç onda değildi tabi babamdaydı. "Ah baba ah..." sinirle soludum. "Ne zaman vazgeçeceksin..." & Eve geldiğimde herkes şaşkınlıkla beni karşılarken ilk uğradığım yer annemin odası olmuştu. Kapıyı yavaşça aralarken camın kenarında duran yatağında uyuyan anneme baktım. Yüzü solgundu. Başındaki bandanası biraz açılmıştı. Sessizce girip kapıyı kapatırken yavaşça yanına yürüdüm. Hava bulutluydu. Aynı bu odanın içi gibi. "Annem..." Yanına çömelip başımı elinin yanına koyduğumda gözlerim doldu. Annemin eski halini çok özlüyordum ki bu halde olması beni kahrediyordu. Gözyaşlarım dayanamayıp akmaya başladığında başımda bir el hissettim. "Zümra?" Hızlıca çaktırmadan göz altlarımı sildim ve başımı kaldırıp gülümsedim. "Anne?" "Ne zaman geldin?" "Az önce." Bir şey demedi. "Sen nasılsın?" iyi olmadığını biliyordum, ağrıları vardı acı çekiyordu. Yine de endişeli gözlerimi onun üstünden ayıramıyordum. İç çekti sadece. Cevap vermedi. Başını cama çevirdiğinde ondan bir cevap duyabildim. "Ölsem keşke..." "Anne!" Panikle sesimi yükselttim. "Demesene öyle!" Bana döndü buruk gülümseme vardı yüzünde. "Yoruldum Zümra'm... Çok yoruldum. Dayanamıyorum. Vücudum kaldırmıyor." "Hayır iyileşeceksin sen lütfen... Lütfen pes etme." "Ne yaptıysak olmadı, ne denediysek... Olmuyor annem. Takdir-i ilahi. Bir gün hepimiz göçüp gideceğiz dünyadan." Gözlerimin dolmasına engel olamadım. "Deme... Deme bunu. Ben sensiz ne yaparım?" Elimi sıktı. "Bensiz çok güzel bir hayat sürdürürsün. Bana söz verdin. Feyyaz oğlumla mutlu bir yuva kuracaksın. İkiniz de işinizde gücünüzde insanlarsınız. Gönül isterdi torunum olduğu günleri de göreyim..." "Görürsün anne, böyle yarın ölüyormuşsun gibi konuşma. Daha yaşayacaksın sen." Bir şey demedi. Oysa bu sessizliği daha çok canımı yaktı. "Feyyaz ne zaman gelecek Zümra? Çok özledim onu." "O da seni özledi inan." Yutkundum. "Durumları biliyorsun anne. Sen çıkamıyorsun, o da gelemez. Nasıl olacak bilmiyorum." "Hâlâ anlatmadın mı?" Başımı iki yana salladım. "Ne zaman anlatacaksın Zümra'm?" "Bilmiyorum anne. Sanırım... Ben onu kaybetmekten korkuyorum." "Bak bana," gözlerimiz buluştu. "Bugün anlat. Eğer sende birazcık hatrım varsa anlat. Yarın da buraya gelsin son kez bir göreyim." "Anne son deyip durma nolur." "Dediğimi yap sen." "Tamam annem." Eğilip alnını öptüm, elini öptüm. O sırada bakıcı hemşire çok kalmamamı söyleyerek annemin ilaçlarını vereceğini belirtmişti. Anneme sonra geleceğim yanına diyerek odadan çıktım. Kendi odama geçtiğimde ne kadar yabancılaştığımı hissettim. Uzun zamandır Gizem'le beraber yaşamaktan hatta Feyyaz'da kalmaktan kendi evimi unutur olmuştum. Babam da işkilleniyordu tabii. Oflayarak saçlarımı geriye attım. Bunalmıştım. Direkt partiyi falan beklemeden Feyyaz'a gidip anlatacaktım bugün. Evden çıkmam ile mahalleye gitmem bir oldu. Neden işte olmadığımı sorgulayacaktı ama her şeyi anlattıktan sonra bir anlamı kalmayacaktı zaten. Bu kez arabamla direkt mahalleye girerken tamirhanenin olduğu sokağın köşesinde durdum. Arabadan indim. Yolu kontrol ederek karşıya geçtiğimde kapıda durdum. Derin bir soluk aldım. Hadi Zümra. Yapabilirsin. Korkunun ecele faydası yok. "...abi bakmayacaksın sen bunlara. Boş insanlar." "Ulan herif gelmiş utanmadan ediyor bir de o lafları. Şerefsiz. Pezevenk." Kaşlarım çatıldı. Yine ne olmuştu da Feyyaz'ımı kızdırmışlardı? Hırsla tabureyi çekip oturdu. "Bunlar bir cacık olmaz. Tabi tüm dünya onların ya ye babam ye." Nefret miydi kızgınlık mıydı anlayamamıştım? "Nolacak şimdi? Napacaksın abi?" "Elinin körünü yapacağım Ali!" Biraz sessizlikten sonra, "Bir de karısını getirmiş zengin züppe. Varsın dünya bunlara yansın." "He öyle valla abim. Paraları batsın. Zengin milletinden hayır mı gelir? Hepsi insanlık yoksunu." "Hiç..." Feyyaz'ın ona katıldığını duyunca olduğum yerde put kesildim. Gel de anlat şimdi. İçim sıkıntıyla dolarken Ayşenur'u gördüm. "Zümra abla!" "Ayşenur..." dedim ona dönerek. Zorlukla gülümsedim. "Napıyorsun burada?" "Okuldan dönüyorum da," tamirhaneye baktı şöyle. "Ali'ye bakıyorum. Ona vermem gereken bir şey var da." Bir şeyler sezsem de sesimi çıkarmadım. "Gel beraber girelim." "Selam millet." Feyyaz beni görünce şaşkınlıkla ayağa kalktı. "Zümra'm?" Ayşenur Ali'yle beraber köşeye giderken Feyyaz yanıma geldi. "Bu saatte? Şaşırttın beni güzelim?" Yutkundum. "Değişiklik olsun dedim." "İyi yapmışsın da hiç demedin?" Buna nasıl cevap vereceğimi düşünürken kapının önünden geçen Ayten teyze bağırdı. "Kız Zümra araban ne güzelmiş!" Feyyaz bana döndü. "Ne arabası?" Şimdi sıçtığımın resmidir. "Şirket arabasından bahsediyor galiba," Ayten ablaya döndüm. "Sağ ol Ayten abla," dedim nazikle ama bakışlarım hiç öyle değildi. "Göster bakalım merak ettim. Sen bu yüzden mi erken çıktın yoksa?" "Yok Feyyaz ne alakası var? Başım da ağrıyordu biraz halsizdim dedim izin alayım." Sokağa çıktığımda arabayı gösterdim. "Bunu verdiler işte bana da. Ben direkt geldim." Etrafı kolaçan ettim. "Gelmese miydim? Nazar değdirecekler." Feyyaz tuhaf bakışlarını bana dikerken ona döndüm. "Ne? Ne oldu?" "Yok sevgilim bir şey olmadı da..."Arabaya baktı. "Şirket arabası diye Bugatti Chiron vermeleri de ne bileyim." "Uluslararası şirket biliyorsun." "Maaşına zam yapsınlar madem." Güldüm. "Feyyaz..." "Bugatti şirketi olsa anlayacağım can özüm ama garip geldi işte, neyse. Senle şöyle dışarda güzel bir akşam yemeği yiyelim mi?" Gülümsedim. Boynuna sarılıp dudaklarını öptüğümde o da öptü, "Cevabını aldın bence." "Yoo," dedi dudaklarıma bakıp nefesini vururken. "Almadım. Alayım..." bir kez daha öptüğünde gözlerimi yumarak karşılık verdim. Baktım gittikçe derinleşiyor kendimi geri çektim etrafa bakarak. "Mahallenin ortasındayız dur yapma..." Güldü. "Tamam bebeğim," sonra durup arabaya baktı. "Eh akşam da bu bebekle de bir turlar mıyız?" "Sen iste yeter ki." & Akşamüzeri evden çıkarken vestiyerin aynasından son kez kendime çeki düzen verirken merdivenlerden ona aldığım takım elbisesini giymiş sevgilimi gördüm. Saçlarını özenle taramış yine ona almış olduğum parfümden sıkmıştı. Hayranlıkla sevdiğim adamı izlerken üzerini düzelterek bana doğru geldi. "Aşkım..." dedim. "Ne kadar yakışmış sana." "Bedenimi de tam tutturmuşsun he." diyerek muzipçe göz kırptığında güldüm. "Allah allah nasıl tutturdum acaba?.." Muzipliğe devam ederken yanıma sokularak kollarını belimden kalçama doğru sardı ve kalçamı hafifçe sıkarak, "İstersen göstereyim." gülümsemem büyüdüğünde boynuma eğilip uzunca bir öpücük kondurdu. Ensesini kavradım. "Sen de dünyamın en güzel kadını olmuşsun." Geri çekilip gözlerime baktı. Elbisemi süzdüğünde saçlarımı geriye atarak başımı eğdim. "Hmm... Ne kadar güzel olmuşum mesela?" Kalçamı bir kez daha sıkmasıyla hafifçe inlerken beni vestiyere iterek kendiyle arasında kıstırdı. "Çok güzel. Beni delirtecek kudurtacak kadar güzel." Kollarımı boynuna sıkıca sardım. Yaklaşıp dudaklarımdan öptüğünde bir kez daha inildeyerek öpüşünü derinleştirdi. Ağzımın tamamı nerrdeyse ağzındaydı. Bir eli kalçamın üstünde oyalanıp gezinirken diğer eli göğüs dekoltemden girerek sağ mememi kavradı. İnlemelerim artarken Feyyaz boynuma doğru kayarak öpmeye devam etti. Artık iki eli memeleri kavrıyordu. Islanmıştım. İçim onu istiyordu. Pantolonun üstünden hafif kalkık olan aletine dokunduğumda derin soluk alışını hissettim. Aletini kumaş üstünden sıkarak okşamaya devam ettiğimde o da memelerimin ucuyla oynayıp sıkmaya devam ediyordu. "Sikeyim... Patlayacak gibiyim." Saniyeler içinde kaskatı kesilen aleti demir gibiydi. Bundan memnundum. Biraz sonra ikimizin de külotlarımızı değiştirmesi gerekecekti. Feyyaz dayanamayıp fermuarını açıp pantolonunu hafif indirirken aletini baksırın içinden çıkarıp okşadı. Aşağı yukarı bir kez kaydırmasıyla ne kadar hazır olduğunu gördüm. Elinin yerini benim elim devralırken küfrederek ellerini vestiyerin aynasına dayadı. İçim daha da ıslanırken dayanamayıp elbisemin altını toplayıp açtım. Bacaklarımı iki yana açarken aletini küloduma sürttüğümde inledi, ağzı aralandı. "Sikeyim." "Ne bekliyorsun o zaman?.." Bu söylediğim daha da harlandırırken külodumu indirip iki parmağıyla okşadı, ardından aletini klitorisimin üzerinde kaydırarak deliğime soktu. Ağzım aralanırken aldığım zevk inanılmazdı. Yavaş başlayan tempo giderek hızlandığında yerimde sarsılıyordum, vestiyeri de sarsıyordum. Sallanan memelerimin birini kavrayıp birini ağzına dayarken ucunu vakumluyordu. Başıma geriye attım. Ben de dayanamacak gibiydim, her an patlayacaktım. Dakikalar sonra ikimizde boşaldığımızda biraz dağılmıştık. Toparlanıp aynadan bakıştığımızda gülümsedik. "Az önce hiç de seks yapmamışız gibiyiz şu an." Feyyaz arkamdan sarılıp yanağımı öptü. "Seks değil aşk yaptık." "Hm?" "Birbirimizi sevdik." "Seks değil mi yani bu?" dedim imayla. "Ben seksin duygusuz olduğuna inanıyorum." Bakışlarını aynadan çekerek bana döndü. "Seviştik desen daha doğru olur." "Bu konuda hassas olduğunu bilmiyordum." "Çünkü seni hassas seviyorum Zümra seninle sevişirken bile canın yanmasın diye uğraşıyorum. Seni korumaya çalışıyorum. Seni önemsiyorum, üzülmeni istemiyorum. Kısacası Zümra'm ben sana vurgunum. Hayatımda bana bunu yaptıran böyle hissettiren tek kadınsın sen."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD