Aytekin Ataş & Dertliyim Kederliyim
"Gülüm," Feyyaz elimden çekiştirip durdurduğunda ona döndüm. Arabayla turladıktan sonra sahil kenarında bir testoranta gelmiştik. "Burası kazık değil midir sence?"
Yutkundum gülümseyerek. "Olsun. Ben ikramiyemi aldım ve seni buraya getirmek istedim." Gömleğine dokunarak ceketini düzeltir gibi okşadım. "İçimden geldi, itiraz etmek yok tamam mı?"
Feyyaz'ın gözlerinden taşan sevgiyi görüyordum. Aniden boynuma eğilip soluk alarak öptü uzunca. "Senin içine kurban olurum ben."
Gülümsemem genişledi.
Masalardan birine geçtiğimizde, garson hemen menüyü bırakmıştı önümüze. "Hoş geldiniz efendim, ne arzu edersiniz?!"
"Biz bakalım koçum sonra çağırırız seni."
"Tabii efendim."
Feyyaz sandalyesine yaslandı, mekanı inceliyordu. "Kırk yıl çalışsam böyle bir yere gelemezdim." Bana döndü göz kırparak. "Nasıl ikramiyeymiş bu?"
"Üzümünü ye bağını sorma." dedim muzipçe bakışlarımı menüye çevirirken. Peşinden yanağımdan makas alıp parmaklarını öptü. Kıkırdadım.
"Levrek seversin sen, bir de 35'lik açalım."
"Çok değil mi ya?" diye dalga geçtiğinde uzandım vurmaya çalışarak. "Bak bak. Döverim seni."
"Oyy kızma benim gülüm. Allı gülüm." Hemen yumuşarken siparişlerimizi vermiştik, şimdi boğaza bakıyorduk. "Beğendin mi?"
"Sen varsın ya beğenmemek mümkün mü?"
Dirsekleri masaya koydum ona doğru eğilerek. "Bu gece iltifatlar gani. Önce takım sonra araba şimdi de burası. Sanırım gözünüzü boyadım ha bayım?!"
"Hem de ne boyadın. Kör ettin beni. Kör."
Masaya vurdum. "Allah korusun."
Güldü. "Zümra..." Ellerimi tuttu. "Zümra'm... Ben farkındayım. Teşekkür ederim güzelim ama paranı çar çur etme. Altın yap. İleride araba alırız ev alırız be gülüm. Çocuklarımız olacak daha. Onlara harcarız."
"Olacak değil mi," Utanmıştım.
"Olacak tabii ya. Boy boy dizeceğim."
"Feyyaz ya!"
Gülüştük.
Ellerimi bırakmayıp öptü koklayarak. "Olacak. Biz güzel bir aile olacağız. Seni mutlu edeceğim demiyorum. Seni mutlu etmek için elimden geleni yapacağım. Ailemi koruyacağım. En başta seni. Güzelleştirmek için her şeyi yapacağım." Gözlerim nemlenmişti. "Feyyaz..."
"Seni üzmeyeceğim de demiyorum. Olur. Şu anda bile kavga ederiz ama barışırız. Sorunlar hep olacak. Biz yeter ki şu ellerimizi bırakmayalım. Bu eller var ya kızım bu eller, bir olduktan sonra bizi kimse yıkamaz. Vız gelir tız giderler."
İçimde garip bir huzursuzluk oluştu. Dudaklarımı ısırdım. "Feyyaz... Aslında benim sana bir-"
"Efendim buyrun." Garson araya girip yemeklerimizi ve içeceklerimizi bırakırken geri çekildim. Yine. Yine cesaretim kırılmıştı.
Of Allah'ım.
Saatlerce konuştuk. Hayatlardan, hayallerden. Hesabı ödemeye gelince Feyyaz'a kızsam da o ödedi ama ben ona geri verecektim ona çaktırmadan.
Sahilde yürüyorduk. Hava hafif esiyordu. Koluna sarıldım sevgilimin. Başını omzuna yasladım. Saçımdan öptü. Uzaklardan bir müzik geliyordu.
"Kederliyim dertliyim."
Başımı kaldırdım. "Biliyor musun?"
"Bilmemek mümkün mü gülüm," kolunu omzuma attı. "Rakı sofraların müziğidir."
Gülümsedim. "Ne rakı sofrası ama..." dediğimde güldü. Eğilip yanağımdan öptü. Müzik uzaklaşana yürümeye devam ettik.
O gece, hayatımın en güzel gecelerinden biri oldu.
&
Dünkü Feyyaz ile beraber geçirdiğim vakit o kadar güzeldi ki sabah sabah sırıtamadan edemiyordum. Tabii ki bu abimin gözünden kaçmamıştı.
Fincanı dudaklarından çekerek bana baktı dik dik. "Hayrola? Sabah sabah bu ne neşe?"
"Sana da günaydın Alihan Sayar." dedim gözlerimi devirerek. Nedeni bilmediğim şekilde yıllardır benimle rekabet halindeydi. Kendi firmasını kurmuş olmasına rağmen benimle uğraşmaktan kaçınmıyordu. Her seferinde lafı sokuyordu alttan alttan. Esme abla o sırada çayla beraber içeri girerken çaprazımda oturan Begüm getirdiği sigara böreklerine uzanarak tabağına almaya başladı. Babam da gelince Esme'ye dönerek yerine masanın başına oturdu.
"Zeynep ilaçlarını aldı mı Esme?"
"Daha uyanmadı Fırat Bey. Uyansın kahvaltısını hazırlayınca vereceğim." Babam başını sallarken Esme abla başka bir isteğiniz var mı diyerek masayı terk ederken abim heyecanla babama baktı. "Yarın akşam hazırlıklara başlıyoruz baba. Ertesi gün için gerekli talimatları verdim."
Babam peyniri çatal bıçağıyla kesip ağzına attı. "İnşallah bu kez hata yapmazsın oğlum."
"Teessüf ederim baba. Bu sefer kusursuz geçecek."
Ben ağzımı açmama kalmadan Begüm lafı soktu. "Geçen sene de aynısını demiştin abi hatırlatırım." Aferin avukatım benim. "Sussana sen."
Babam araya girerken ağzını peçeteyle siliyordu. "Bu sene abartmayacağım. Annemin hastalığından dolayı şaşalı bir kutlama yapmak istemiyorum."
"Tarabya'daki otellerin birinde küçük çaplı bir parti ayarlarsınız." Yarın değil ertesi gün abimin şirketin kutlaması olacaktı ve ben Feyyaz'ımı da davet etmek istiyordum. Ki etmiştim. Artık ne olacaksa olsundu.
"Hallederim baba. Bahsettiğin oteli biliyorum. Havalar sıcakken asıl şöyle güzel bir havuzbaşı yakışır bence."
Gözlerimi devirdim. "Havuzbaşı yapmasan şaşırırdım abi." Ona abi dememden nefret ederdi.
Bana kötü kötü baktı.
Alihan'ın tek derdi asıl şirketin başına geçmekti. Ama babamın bana devredeceğini duyduğundan beri babamın gözüne girmek için her yolu deniyordu. Açgözlü... Umrumda değildi açıkçası, şirket de diğer tüm mal mülk de ona kalabilirdi.
Ben Feyyazımı istiyordum. Bir tek onu.
"Babacım," dedi Begüm konuyu değiştirirken. "Bu haftasonu Dubai'ye gidebilir miyim?"
"Kim kim gideceksiniz?" Babamın sorgulayıcı ses tonu Begüm'ün gerilmesine neden olmuştu.
"Bizim kızlarla işte."
"Ne kadar kalacaksınız? Nerede kalacaksınız bana bilgilendir. Sizi karşılasınlar, yalnız olmayın." Bu izin verdim demek oluyordu. "Aslan babam benim!" diye sevinerek yerinden kalkıp babamın boynuna atlarken gülümseyerek izliyordum onları. Babam bizi çok severdi. Onun sevgisinden mahrum kalmadığımız için mutluydum tabii bazı anlar oluyordu ki tartışmak kaçınılmazdı.
Yine de Fırat Sayar iyi ki benim babamdı.
Babam kalkınca abim de peşinden kalktı. Şirkete geçiyorlardı. Begüm de, "Ben de Elif'e haber vereceğim!" deyip odasına kaçarken aslında facetime'lı bavul hazırlayacağını biliyordum. Gülerek başımı iki yana sallarken çay bardağımı dudaklarıma götürdüm. Geri çektiğinde bardağa bakakalmıştom. Eskiden sadece fincanda kupada içen ben çayı hasından içiyordum. Feyyaz sağ olsun.
Onu özlediğimi fark edip aramayı düşünüyordum ki Esme ablanın elinde tepsi ile merdiven başına yürümesiyle hemen masadan kalktım. "Esme abla!" Durdu bana dönerek. "Sen dur ben götürürüm anneme." Tepsiyi elime aldım. "Kimse kalmadı zaten."
"İyi madem. İlaçları da burada. Verirsin."
Gülümsedim. "Sen merak etme."
Odasına geldiğimde tepsiyi tek elime alıp kapıyı tıklattım, ardından araladığımda annemin yüzü bana dönüktü. Uyuyordu. Sessizce içeriye girip kapıyı kapatırken yatağa doğru yaklaştım ve yanındaki komodinin üzerine koyarken hala ışığı yanan abajuru düğmesinden kapatıp yatağın ucuna oturdum. Huzurluydu yüzü. Eline yavaşça dokunup naifçe okşarken aralandı birden. "Annecim uyandırdım mı seni?"
"Yok annem uyanmıştım zaten..." Hafifçe doğrulmaya çalıştığında hemen arkasından destek verdim. "İçim geçmiş."
"İyi oldu uyandığın kahvaltı saatin gelmişti." diyerek bu kez tepsiyi komodinden alıp kucağına yerleştirirken keyifsizce baktı. "Hiç iştahım yok Zümra."
"Ama yapma böyle ilaç saatin de yaklaşıyor. Yemen lazım."
"Almıyor midem." İteledi. "Zorlama annem."
"İlaçlarını nasıl alacaksın? Nolur benim hatrım için." Annem yalvarışlarıma dayanamazdı. El mecbur deyip ekmekten lokma koparırken yüzüm aydınlandı. O sırada telefonumun çalmasıyla giydiğim kotun arka cebinden çıkarıp parmaklarımın arasında çevirdim ekranı. Saçımı kulağıma sıkıştırırken anneme baktım meraklı gözlerle beni seyrediyordu. "Feyyaz."
Gülümseyerek yanıtladım çağrıyı. "Aşkım?"
"Gülüm? Günaydın."
"Günaydın."
"Ne yapıyorsun?"
"Hiç..." derken annemin kaş göz işaretiyle duraksadım. "Aslında annemin yanındayım."
"Sakarya'ya mı gittin?" Sesi oldukça şaşkındı. "Ne zaman? Neden bana haber vermedin?"
"Ani oldu zaten bugün döneceğim."
"Yine de haber verseydin keşke Zümra..."
"Bir gün için yorulmanı istemedim aşkım." Annemle bakıştım. "Bak ne diyeceğim sana? Annem kendini gayet iyi hissediyor şu anda. Görüntülü konuşalım mı?"
"Olur tabii olur."
Sevinçle, "Tamam." derken hemen telefonu kulağımdan çekip aramayı görüntülüye çevirdim. Şimdi ekranda annem ve ben vardık. Bazaya yaslanmış vaziyetteydik. Feyyaz ekranda belirince gülümsedim. "Aşkım!"
Yüzündeki kara lekeleri alelacele silmeye çalışıyordu. "Ani olunca birden..." Birkaç hışırtı geldi. "Kusura bakmayın."
"Estağfurullah oğlum. Onlar senin alın terin."
Feyyaz annemin sesini duyunca yüzü aydınlanmıştı. Hemen araya girdim. "Erkencisin bugün."
"Öyle oldu gülüm ya. İşi vardı biraz bu bebeğin." Ekranı arabaya çevirip kaputuna hafifçe vurdu. "Erken kalkan yol alır bilirsin." Ben başımı sallarken annem mutlu mesut damadını izliyordu.
"Allah işini gücünü rast getirsin oğlum."
"Sağ ol Zeynep annem en kısa zamanda ziyaretine geleceğim. Bakma sen bana Zümra'yı bekliyordum, benden erken davrandı."
"Siz hayatınızı yoluna koyun oğlum beni dert ermeyin."
"Olur mu hiç öyle şey? Seni düşünmeyeceğiz de kimi düşüneceğiz?" Feyyaz anneme oldukça düşkündü. Onu sevmesini annemin de sevgilimi bağrına basmasından çok memnundum. Ekranı kendime çevirdim. "Aşkım ben şimdi kapatayım ararım yine seni."
"Tamam bebeğim," duraksadı. "Ha Zümra akşam kaçta geleceksin otogardan alayım seni?" Hafif paniklerken, "Aşkım sen zahmet etme." dedim hızlıca.
"Saçmalama seni almadan bırakmam. Söyle saati."
"Feyyaz, Gizem alacak zaten beni," annemi işaret ettim hemen. "Sonra konuşuruz olur mu?" Anlamış gibi başını sallarken, "Tamam gülüm yine de bana bildir. Aklım kalır."
"Tamam. Öptüm."
Telefonu kapattığımızda annem durgundu. "Bilmiyor değil mi?"
Yüzüm solarken başımı iki yana salladım. "Henüz."
"Ah Zümram ah annem..." deyip beni bağrına basınca hızlıca sarıldım anneme. "Nolur anla beni anne. Onu kaybetmekten deli gibi korkuyorum."
"Neden korkuyorsun? Feyyaz seni yargılayacak bir adam değil Zümra." Başımı kaldırdım. Gözlerine bakamıyordum.
"Ondan değil... Babam." Anneme söylemek istiyordum. "Babam biliyor ve asla evlenmemize izin vermez." Annem sessizleşti bir şey demedi. O da biliyordu ki babama karşı çıkmak demek kıyamet kopması demekti.
"Dur bakalım. Vardır bunda bir hayır. Sabırlı ol kızım."
"İnşallah annecim." Anneme doya doya sarıldım.
Şirkete geldiğimde Gizem'e uğrayıp ardından odama geçmiştim. İşler bugün sakindi. Birkaç dosyayı hallettikten sonra Feyyazıma gidebilirdim. Bunun hayali bile beni gaza getirirken telefon çaldı.
Feyyaz.
Kaşlarım çatıldı.
"Alo aşkım?"
"Zümra!" Sesindeki endişe beni tedirgin ederken kapım birden açıldı. Abimdi gelen. Elinde tuttuğu desteyi havaya kaldırıp salladı.
Anlamadım dercesine bakış atarken masama yaklaştı. Desteleri masama fırlattı. Dağılan destelerin yüzüne bakarken kendimi gördüm. Ama yalnız değildim.
Feyyaz da yanımdaydı.