"Ayşenur evleniyormuş!"
Feyyaz'ın verdiği habere mi şaşırayım abimin bizi öğrenmesine bilememiştim. Ancak bunun bir sorun olduğunu abimin ellerini pantolonum cebine sokup bana ukala ukala bakmasından anlamıştım.
Yutkundum.
İşim hayli zordu.
"Canım ben seni sonra arayayım, şu an işim çıktı da. Hemen döneceğim sana." Feyyaz tamam gülüm sorun yok deyip kapatırken telefonu masaya sertçe bıraktım. Abim güldü.
Şu gülüşü yok mu sinirlerimi bozuyor.
"Sevgilin miydi? Rahat ol ya rahat," Koltuğa oturdu karşıma geçip. "Nasılsa öğrendim gizlemene gerek yok."
"Nasıl öğrendin diye sormayacağım," ellerimi masaya dayayıp eğildim hafifçe. "Ne istiyorsun? Susman karşılığında."
"Aah ah hep diyorum bizim ailenin zekisi Zümra Sayar'dır diye..."
"Abi!"
Duruşunu düzeltip alaycı ifadesini sildi. "Babama yönetim kurulu başkanı olmak istemediğini, adaylıktan çekildiğini söyleyeceksin." Bakışlarım kısıldı. Dik durup kollarımı bağladım. "Ee sonra?"
"Sonrası yok." O da geriye yaslandı benim gibi. "Begüm zaten reşit değil. Sen de çekildiğinde geriye ben kalacağım."
"Koskoca bilişim şirketin var. Neden tekstili de devralmak istiyorsun? Bu omuzlarına bir yük daha demek."
"Sen dediğimi yap gerisine karışma." Son sözü söyleyip odadan çıkayordu ki, "Abi!" seslendiğimde durdu. "Annemi üzecek bir şey yaparsan... yanında değil karşında olurum." Eli kapı kolu üzerindeyken başını omzunun üstünden çevirip baktı. Tehditkar bakışlarım sürüyordu. "Bunu sakın unutma."
&
Şirketten çıkıp direkt tamirhaneye geldiğimde dükkanda Ali'den başka kimse yoktu.
"Yenge hoş geldin," Beni gördüğnde sırtını çevirdi. Ellerini siliyordu. "Feyyaz nerede Ali?"
"Ustam Hasan Baba'da yenge. Serdar ustam galiba ortalığı yıkmış. Fatih abim de peşlerinden gitti."
Anladım dercesine başımı sallarken düşünüyordum. Hasan Baba'nın yeri sahildeydi. Biraz yürümem gerekecekti. Hem Hafize teyzeme de uğramış olurdum yakındı. Ama yürümeye de öyle üşeniyordum ki.
"Ben bir Feyyaz'ı arayayım," dediğimde Ali uysalca başını sallayıp sırtını dönerken ben de dükkandan çıkarak telefonu kulağıma yasladım.
Çalıyor... Çalıyor... Cevap yok.
Ekrana oflayarak bakarken cebime attım telefonu. "Ali," dedim kapıdan bağırarak. "Ustan gelince haber verir misin?"
"Emrin olur yengem."
El mecbur eve gidecektim burada bekleyemezdim. Sokakta yürümeye devam ederken telefonum çaldı. Feyyaz arıyordu.
"Feyyaz neredesin? Öldüm öldüm dirildim."
"Haklısın gülüm," Soluk bıraktı. "Burada işler karıştı."
"Biraz biliyorum Ali söyledi," Kollarımı bağladım. "Naptınız? Serdar iyi mi?"
"Değil, gündü vakti içmeye başladı. Eşşeolu eşek."
"Neredesiniz?"
"Hasan baba'dayız." Sahildeki balıkçı restoranı. Tahmin ettiğim gibi.
"Geleyim mi?"
"Gerek yok gülüm çıkacağım şimdi. Sen neredesin?"
"Eve gidiyordum."
"Evde buluşalım o halde."
"Tamam aşkım."
Eve geldiğimde elimi yüzümü yeni yıkamıştım ki peşinden Feyyaz gelmişti. Anahtar sesini duyuyordum. Banyodan çıkarken merdivenleri indim. Antrede montunu çıkarıyordu. "Aşkım hoş geldin?"
"Hoş buldım." Yanıma vardığında yanağımdan öpüp sarıldık. Salona geçtiğimizde dizimin üzerine oturdum. "Ne oldu şimdi? Ayşenur evleniyormuş dedin şaştım kaldım Feyyaz ya."
Yanıma oturdu. "Sorma can özüm." Bir elini bacağıma attı. "Düğünleri de yarın."
"Bu kadar çabuk mu?" Duruşumu düzelttim. "Feyyaz bir yanlış anlaşılma olmasın? Ayşenur daha düne kadar okulum var deyip duruyordu biriyle görüşecek vakti olduğunu bile sanmam kızın."
"Bilmiyorum Zümra, mantıklı düşünemiyorum şu an kafam kazan gibi." Başını yasladı göğsüme. "Tek isteğim göğsünde uyumak." Saçını okşadım. "Olur sevgilim... Seninle her şeye razıyım."
Gözlerimi susmak bilmeyen kapı ziline açtığımda tabanla bakıştım. En son salondaydık. Feyyaz'ın saçlarını okşuyordum... Ne ara buraya gelmiştim? Uyuyakalmıştım muhtemel...
"Zili siktin zili! Bekle bir de ben sikeceğim seni!" Feyyaz uykusunun uyandırılmanın siniriyle eşofmanını giyerken yatağın içinde doğruldum. Göz yuvalarımı kaşıyordum. "Aşkım sakin ol..." Örtüyü üzerimden atarak esnedim.
Bir kez daha çaldı zil.
"Ulan sikmeye yemin etmiş..." Eliyle işaret edip salladı. "Ben göstermez miyim sana şimdi!"
Feyyaz bir hışım odadan çıkarken arkasından fırladım. "Feyyaz!"
Antreye vardığımda kapı dan diye açıldı. Feyyaz önde ben arkasında şaşkınlıkla bakarken Serdar kızarık gözleriyle içki şisesini kaldırdı. "İçmez miyiz be bro?!"
"Ulan göt herif! Sabah sabah bunun için mi geldin?!" Serdar'ın yakalarına asılmıştı ki ayakta zor duruyordu Serdar.
"İçeriz be!" Serdar kendi kendine diyaloğunu sürdürürken kollarımı bağlayıp Feyyaz'ın arkasından şaşkınlıkla izliyordum kendisini. İçeri girip koridoru aşınca şaşkınca Feyyaz'a döndüm. Bana baktı ardından salonun girişine bakarak dış kapıyı sertçe kapattı. Burnundan soluyarak salondan içeri girdi peşinden ben de.
"Lan kalk siktir git evimden!" Feyyaz kolunu kaldırıp işaret etti kapıyı. "Yorma beni!"
Serdar koltuğa çoktan yayılmış bacaklarını sehpaya yaslamıştı. Sızdı sızacaktı. Baygın gözlerle bakıyordu. "Yariiimm gezdiğin yolaaaa bakarııımm uzun uuzzunnn!"
Feyyaz afalladı bana dönerken gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Omuz silktim.
Oflayarak Serdar'a döndü. "Kardeşim... Ne yari?!"
"Ayşenur evleniyormuş ya..." Şişeyi dudaklarına dikti. "Bana olmayan yarim..."
"Senin Ayşenur değil salak, aşağı mahalledeki Yusuf amcanın kızı Ayşenur evleniyor!" Serdar sanki sarhoş değilmiş birden ayaklandı. "Nasıl lan?!" Şişeyi sehpaya koyup doğrulurken tökezledi. "Yusuf amcanın kızı Ayşenur... Hani şu sidikli Ayşenur.?!"
"He sidikli Ayşenur Serdar!"
"Allah lan!" Feyyaz'ın üzerine atlayınca kahkahayı patlatmıştım. Hepsi bir yanlış anlaşılmaydı demek. Benim anlamadığım Feyyaz bu ne ara öğrenmişti?
"Boşuna ortalığı velveleye verdin zevzek!" Feyyaz onu üstünden atmaya çalışırken Serdar da zorla yanağından öpmeye çalışıyordu. Gülerek onların bana tatlı gelen hallerini izledim.
Umarım hep böyle süregelir dostlukları baki kalırdı...
&
Serdar yanlış anlaşılmayı doğru anlayınca lokma döktürmüştü, lokmacının afişinde Serdar'ın yavuklusuna kavuşması hayrına deyince yine gülmüştüm. "Serdar nasıl yanlış anladı ama ya..." Hala gülüyordum.
"Gevşek herif. Mahalleyi ayağa kaldırdı. Kötek azdır ona."
"Deme öyle ya... Masum."
"He masum Zümra. Serdar çok masum." Altındaki imayı anlasam da gülerek başka bir şey demedim.
Şimdi de... Ayşenur'un düğünündeydik.
Halay bitince dansa geçmişlerdi. Millet deli gibi eğleniyordu.
"Benimle... Dans etmeye var mısın can özüm?"
"Her zaman."
Feyyaz elini uzatınca gülümseyerek elini tuttum, diğer elimle de elbisemin eteklerini tutarak dans pistine yürürken ortasında durarak ensesine sardım kollarımı. Feyyaz ellerini belime yerleştirirerek beni kendine yapıştırdı, hareketim kısıtlansa da ona uyarak yavaş yavaş salınmaya başladık.
Her şey seninle güzel yolda yürümek bile
Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile
Her şey seninle güzel bu toprak bu taş bile
İçimdeki bu korku gözümdeki yaş bile
"Ne çok yakışıyorlar birbirlerine dimi?"
"Kim?" Gözlerimi gelin ve damattan çekerek sevgilime döndüm. "Gelin ve damat."
"Bilmem." dedi omuz silkerek. Yanağımı koklayarak öptü uzunca ama geri durmadı. Yanağıma yaslanarak gözlerini yumdu. "Ben benim olanla ilgileniyorum."
"Feyyaz ya..."
Kıkırdayarak gülümsediğimde başını boynuma soktu, öpücük kondururken içim titredi.
Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa
Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana
Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa
Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana
"Biz asla ayrılmayacağız," başını kaldırıp baktı bana. "Asla bırakmayacağım seni."
"Hmm büyük konuşmayın Feyyaz Bey."
Kaşlarını çattı. "Şakasını bile kaldıramam sus yoksa öperim dudaklarından."
Güldüm. Ensesindeki saçlarını seviyordum. "Ya sen bu kadar mı korkuyorsun?"
"Korkmak ne kızım ölürüm ölürüm," Kolumu öptü. "Şu gözlerine bir bakmayayım nefes alamam valla."
"Valla deme çarpılırsın."
"Senin ayrılmaya niyetin var galiba. Nedir derdin açık açık söyle. Alıştırmaya mı çalışıyorsun beni?"
"Hayır tabii ki," Yüzüne yaklaştım. "Ayrı kalacağımız günler de oldu olacak. Ha birkaç gün ha bir hafta."
"Bir haftadan fazlası olmaz zaten. Atlar yanına gelirim."
"Yaa... Feyyaz." Etrafa hızlı bakış atarak dudaklarımdan hızla öpücük çaldığında hormonlarım tavan yapmıştı adeta. Onu öpemediğim için nefesim kesildi. "Feyyaz..."
"Hm?"
Ensesindeki parmaklarımı yavaşça gezdirdi. "Seni istiyorum."
"Yuh kızım bir anda söylenir mi bu?" O da istiyordu ki tepkisi buydu. Güldüm. "Erken ayrılamaz mıyız?" dedim dudaklarına doğru konuşurken. Gözleri çakmak çakmak oldu. Aslında uygun zamanındı. Düğün neredeyse bitti bitecekti sadece yarım saat erken ayrılmış olacaktık.
"Ulan Zümra... Gülüm yaktın sen beni." Elimden sıkıca tutarak beni pistten çekiştirip masaya gelirken çantamı aldım alır almaz da bahçeyi terk etmemiz bir oldu.
Her şey seninle güzel yolda yürümek bile
Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile
Her şey seninle güzel bu toprak bu taş bile
İçimdeki bu korku gözümdeki yaş bile
Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa
Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana
Beklenmedik bir anda ayrılık gelip çatsa
Seninle paylaştığım tek bir gün yeter bana