Asil kapıyı kapatır kapatmaz bir adım attı ve bileğimden yakaladı. Üstüme çıktı dizleri yatağın iki yanına yerleşti, ağırlığıyla beni çiviledi. Kokusu başımı döndürüyordu resmen... Viski, deri, erkek ve tehlike. Saçları alnına düşmüştü, çelik mavisi gözleri karanlık bir okyanus gibiydi adeta dibe çekiyordu. “Bırak beni…” dedim ama sesim titrek bir fısıltıdan ibaretti. Gözleri kısıldı. “Hayır,” dedi sadece. Tek kelimeyle ama boğazımda düğümlendi. Sol eli bileklerimi başımın üstünde tutuyordu sağ eli yavaşça, çok yavaşça gömleğimin yakasına indi. Parmak uçları kumaşın üzerinde dolaştı parmakları hafifçe boynuma değdi, ürperdim. İlk düğmeyi açtı önce. Sonra ikinci düğme. Her çıt sesi kulaklarımda yankılandı kalp atışlarım kulak zarımı titretiyordu. Gömleğin iki yakası aralandığında

