Yağmur Soykan Asansörden titreyerek çıktım. Anıl’ın o son bakışı ve sözleri beynime kazınmıştı. “Abimin paylaşmayı sevdiğini sanmıyorum... Ama ben paylaşmayı seven biriyim.” Ne demekti bu? İçimde bir ürperti dolaştı. Bu ev, her geçen gün daha tehlikeli bir labirente dönüşüyordu. Esila’nın odasının kapısını hafifçe tıklattım ve içeri girdim. O pencerenin yanında, güneşin altın ışınlarıyla aydınlanmış halde oturuyordu. Bana döndüğünde, gözleri kahvaltı tepsisini görünce hafifçe parladı. Bu küçük mutluluk işareti, tüm gerginliğime değerdi. “Ben geldim canım benim,” dedim sesimi olabildiğince yumuşak ve normal tutmaya çalışarak. Tepsiyi yatağın yanındaki küçük masaya yerleştirdim. “Bak, senin için özel bir kahvaltı hazırladım. Ballı pankekler, tam senin sevdiğin gibi.” Esila, tekerlekli sa

