Odadan çıktıktan sonra, tanıdık oda kapısına baktım. Esila’ya “yanına geleceğim” demiştim. Sözümü tutmalıydım. Koridoru geçip kapısını hafifçe tıklattım. İçeriden bir yanıt gelmeyince, usulca içeri girdim. “Söz verdiğim için geldim,” dedim sesimi olabildiğince yumuşak tutmaya çalışarak. O hâlâ penceredeydi, sırtı bana dönüktü. “Yarın sabah asıl iş başlıyormuş. Fakat... bir şeye ihtiyacın olursa ara beni. Sanırım yeni numaram hepinizin telefonunda var. Asil Bey sizin numaralarınızı kaydettiğine göre, beni de size kaydetmiştir. Öyle değil mi?” Esila yavaşça sandalyesini çevirdi. O boş, ifadesiz ela gözler yüzüme dikildi. Hiçbir şey. Cevap yok, bir tepki yok. Sadece derin, anlaması imkansız bir sessizlik. İç çektim. “İşim zor anlaşılan,” diye mırıldandım ister istemez. Bu sessizlik içinde

