Yazardan,
Mustafa , eline gelen zarfta ailesini elinden almış adamın büyük bir ihale için kendisine tehditlerini okurken sinirden önce güldü. Daha sonra öfke krizine girip bağırarak etraftaki süs eşyalarını paramparça etti. Bu herif kendisini tanımıyor muydu ? o yeraltı dünyasının karanlık kralıydı ve o Nedim denilen herifin ölümü kendi ellerinden olacak diye hiç mi düşünmeden böyle şeyler yapabiliyordu?
Duvara , kapıya ve masaya öfkesinin önüne geçemeden yumruk attı Mustafa ve nefes nefese kaldığında anladı ki bu Nedim kavaklızade denilen ırz düşmanı katili kendi elleri ile öldürmeden rahat etmeyecekti.
Bir süre kendini toparlayıp sakin olmayı denedi. Daha sonra kapı tıklatılınca Elif olabileceğini düşündü. Onun getireceği dosyaları çekecek halde değildi.
Tam "Git!" diye bağıracağı sırada Cahit'in sesini duyup rahatladı ve "Gel" komutu ile içeriye girmesini sağladı.
"Patron neler oluyor? İyi misin?" diye sorduğunda.
Mustafa,"Or...pu çocuğu Nedim büyük ihale için kuş beyni ile beni tehdit ediyor işte." deyip parçalanmış yerdeki zarfı eliyle işaret etti.
Cahit etrafa saçılanlara bakıp ," Seni öfekelendirip hata yapman için tahrik ediyor patron, sakın onun oyununa gelme. Üstelik bu tip tahrik edici tehditler ondan taraf ilk defa olmuyor neden bir türlü sinirlerine hakim olamıyorsun?" dediğin de patronunun elinden akan kana gözünü dikmişti. Mustafa yerine geçip masasına oturdu ve başını elleri arasına aldı. "Anlamıyorsun Cahit! O herifin adı her geçtiğinde ailemin yanarak gözlerimin önünde öldüğü o gün canlanıyor. Yasemin ile yetimhaneye verilişimiz daha sonra Yasemin'in izini kaybedişim...Bu saltanatın başına geçtim ama daha ne o Nedim denilen heriften ailemin intikamını alabildim ne de yaseminin izini bulabildim. Adi herif kız kardeşimi benim çocukluk zamanlarımda bir aileye evlatlık olarak verdirmiş adı sanı değişmiştir dediler. O herifi ellerimle boğarak öldürmek için her şeyi göze alırım." dedi dişleri arasından sona doğru konuşarak. Cahit bu hikayeyi biliyordu. Mustafa sinir krizine her girdiğinde yanına gelir ve bu intikam ateşinden bahsederdi patronu. Cahit, Mustafa'ya hak veriyordu. Çocuk yaşlarında çok kötü olaylara maruz kalmıştı. Bu gün sert , öfkeli ve acımasız oluşu geçmişinde yaşadığı olayların ona yüklediği bir misyondu.
Cahit, "Patron toparlanman lazım artık, içini ferah tut. O heriften er ya da geç intikamını alacaksın ve kız kardeşin Yasemin'de bulacaksın. Ama önce sakin olup bugün ki babalarla yeraltındaki o yeni seçilecek büyük baron için masaya oturman lazım." dedi.
Mustafa , "Aksaçlı , büyük baron için çoktan seçimini yapmıştır. Tahir geçecektir başa." dedi kendinden emin bir şekilde.
"Toplantıya katılmadan bilemeyiz patron. Artık silahların yönetimi kim de olacak gidip öğrenme vakti." dediğinde Mustafa masadaki tesbihini yine parmakları arasına doladı ve ayaklandı.
Aksaçlı gizemli bir adamdı yaşı epeyce vardı ve Halis Baş'ın çok eski dostuydu. Başından beri Mustafa'ya karşı dışarıdan aralarına Halis'in sokmasıyla hep mesafeliydi ve Tahir Göktaş'ı oğlu gibi görüp onun üzerine güç ve yönetimi aktarmak istiyordu. Fakat sağı solu belli olmayan bir adamdı. Bir anda başka bir isim verebilirdi ama masadaki mafya babaları büyük Baronun Tahir olacağını çoktan kabul etmişti.
***
Mustafa, koridora Cahit ile çıktığında şirkete her geldiğinde alışkanlık olmuş gibi gözü sürekli Elif'in karşı odasına takılıyordu. Yine kısa bir an gözleri kaydı ve Yarısı camlı bölmeden Kadınla göz göze geldi. Onun kendisine ürkek bir ceylan gibi bakması canını sıkıyordu ama yapacakta bir şey yoktu pek, Elif'in kendisinden korkması ve uzak durması daha hayrınaydı. Genç kadının gözlerinin kanlı eline indiğini fark edince hemen başını çevirip adımlarını serileştirip uzaklaştı Cahit ile beraber Mustafa.
Mustafa , hareket eden arbaanın arka koltuğunda oturmuştu. Cahit'in verdiği ıslak mendil ile önce ellerini temizledi daha sonra cebinden boncuklarının yarısı öz babasından kalma bir tesbih ve diğer yarısında hayatının dönüm noktası olan Halis Baş'ın tesbihinin boncukları ile sıkça dizilmiş tesbihini parmakları arasında dolayarak sallayıp arabanın camından Keskin bakışları ile geçip giden yolu izledi. Yavaş yavaş ikindi vakti akşama dönmek üzereydi ve Şimdiye çoktan tüm babaların mekana gelmiş olabileceği geçti Mustafa'nın aklından.
Araba lüks bir gece klübünün önünde durduğunda Mustafa heybetli bir şekilde aşağı indi. Kendisini uzakta eski model bir arabanın içinde izleyen Mehmet komiserden habersizdi.
Cahit mekana girecek olan patronunun omuzlarından aşağı sarkan ceketi titizlikle alıp koluna astı.
İçeriye giriş yaptığında çalan remixli gür müzik eşliğinde pisliğin içinde olan gençlerin aldıkları alkol ve madde ile kadınlı erkekli nasıl kendilerinden geçtiğini gördü. Bu görüntüye alışmıştı ama yinede böylesi el uzatılıp kurtarılması gereken gençlerin kendi istekleri ile yaşadıkları bu iğrenç hayat kaşlarını derince çatıp rahatsız olmasını sağladı. Fazla üstelemeden hemen aşina olduğu koridora girdi ve İki adet koruma önüne geçti.
Adamlardan bir "Efendim kuralları biliyorsunuz." dediğinde Mustafa gözlerini devirip elini belindeki kemere doğru attı ve silahını çıkartıp adamlara teslim etti.
Asansör tuşuna basan diğer koruma ile bundan sonrasında Cahit dışarıda kalıp Mustafa ile gelmedi.
Mustafa asansöre binip, Büyük mafya babaları için yapılmış olan asansörde eksi 7 tuşuna bastı işte şimdi yeraltı dünyasına giriyordu. Masadaki diğer mafya babalarına kıyasla Tahir ve Mustafa güçleri ile Büyük baron olma yolunda rakip olarak görünüyordu. Bu yüzden hem Tahir'e hem de Mustafa'ya yeraltı dünyasının karanlık kralı diyorlardı. Fakat bu gece Aksaçlı yapacağı seçim ile gerçekten yeraltı dünyasının gerçek kralını belirleyecekti. Mustafa Aksaçlı ve Tahir arasındaki baba oğul gibi olan samimi ilişkiyi bildiğinden bu gece o masada seçilmeyeceğine emindi. Sadece kurallar gereği orada olması gerekiyordu.
Asansör eksi 7'de durduğunda kapı açıldı ve iki çıplaklığa yakın seksi kadın elleri ile toplantının olacağı odanın kapısına kadar Mustafa'ya sırnaşarak eşlik etti. Mustafa böyle şeylerden hoşlanmasada Aksaçlı'nın showlarından olduğu için ses etmiyordu. Kadınları bir seks objesi olarak görmek ve kendi kudretleri üzerinde kullanmaları diğer babalar için bir eğlence olsada Mustafa'ya ters işlerdi.
Escort kızlar kapı önüne Mustafa ile geldikten sonra kapıyı onun için açtılar. Bundan sonrası Mustafa için içeriye girip kendisi için ayrılan koltuğa oturmaktı.
Ses geçirmez odaya giriş yapan Mustafa masadaki isimlerle selamlaşıp yerine geçtiğinde henüz gelmemiş olan Aksaçlının koltuğuna gözü kaydı. Altı adet mafya babası kendi aralarında sohbete başladığında Arap kökenli olan ve Suriye sınırından mal geçişlerini sağlayan Samir El Fatehi annesinin Türk oluşu ile ana dili gibi Türkçe konuşmayı biliyordu. Eğilip Mustafa'ya doğru, "Bu gece büyük baron belli olacak ne düşünüyorsun Karahanlı?" dediğinde, Mustafa bu masada belkide çok samimi olmasa da anlaşabildiği isim olan Samir'e doğru eğilip, "Kimin büyük baron olacağı sencede başından belli değil mi Samir? Bir şey düşünmenin bir anlamı var mı? Benim için önemli olan yeni baronun işleri ve gücü nasıl yöneteceği... kudretini nasıl kullanacağı." dediğinde Samir başını aşağı yukarıya doğru salladı. Tahir Göktaş, oturduğu koltukta rahat bir tavır sergileyerek bakışlarını diğer babalara karşı tepeden atıyordu. Karanlığın Kralı ona göre de çoktan belliydi. Yıllarca Rahmetli babasının namını kullanarak bu noktaya geldi ve aksaçlı babasından sebep oğlu gibi görüp güçlendirdi Tahir'i. O yeraltı dünyasının efendisi olacağına çoktan kendini alıştırmıştı. İçinde sadece Mustafa Karahanlı'ya karşı bir rekabet ve şüphe vardı ama Aksaçlı'nın Mustafa'ya mesafeli oluşu artık rakibinin olmadığı anlamına geliyordu.
Kapı açıldığı sırada tüm mafya babaları Aksaçlı'ya hem yaş olarak hem de mevki olarak saygısından ayağı kalktı. Elimdeki aslan figürlü baston ile yerine ağır adımlar ile geçip oturan Aksaçlı ile beraber herkeste yerine oturdu. Herkese hoşgeldin diyen aksaçlı tek tek gözlerini babalar üzerinde gezdirdi. Altı adet mafya babası karanlık insan kendisine gizledikleri merakları ile bakıyordu. Hastalığı sebebi ile bir süre öksürdü. Önündeki sudan bir yudum alıp kendini toparladığında, "Artık kurt kocadı beyler. Bu yaşlarda böylesi şeyler normal." dedi.
Ve devam etti. "Her birinizin yüzünde bu gece seçilecek olan büyük liderin , büyük Baronun kim olacağı merakını seziyorum." dedi.
Samir atılıp "Aslında aklımızda iki isim vardı. Ama sizin yakınlığınızın olduğu isim ağır basınca net emin olduk Sayın Aksaçlı. Herhangi bir merakımız kalmadı. En azından benim öyle...ve diğer dostlarımında öyle düşündüğünü varsayıyorum." dedi. Altı mafya babasından Samir'in sözleri sonrası Tahir ve Mustafa dan ses çıkmazken geriye kalan üç mafya babası başını sallayıp onay verdiklerini belli eden şeyler mırıldandı. Aksaçlı torpile karşı bir adamdı. Evet bu adamların Tahir'i kast edeceklerini anlamayacak kadar tecrübesiz ve saf bir ihtiyar değildi. Kaşları çatıldı. Uzun bir süredir gözleri Mustafa ve Tahir üzerinde yaptıklarını analiz ediyordu ve artık son gün kararını vermişti.
Aksaçlı , "Bu gün ağzımdan çıkacak isim artık sizin lideriniz olacak ve ona biat edeceksiniz o büyük Baron olup benim yerime geçecek. Hoşunaza gitsede gitmesede itaat edeceksiniz. Bir süredir dizinde tahmin ettiğiniz üzere büyük baron koltuğuna benimde aklımda iki isim vardı ve artık kimin daha iyi yöneteceğini biliyorum." dedi. Gözleri Tahir ve Mustafa arasında gidip gelirken. Tahir bastırmaya çalışsa da yerinde heyecan ile kıpırdayıp dururken, Mustafa elindeki tespihi evirip çevirip umursamadan dinliyordu Aksaçlıyı.
En son Aksaçlı gözlerini Mustafa'ya dikip, "Bundan böyle yerime geçecek ve yeraltı dünyasının büyük Baronu olacak isim Mustafa Karahanlı' dır." dediğinde bütün babalar ve Mustafa'da dahil olmak üzere başlarını şaşkınlıkla kaldırıp Aksaçlıya baktı.
Aksaçlı ayağı kalkıp, "Adaletin , merhametin ve aklınla yönetmeni diliyorum Sayın Büyük Baron. Koltuk artık senindir." dediğinde Mustafa elindeki tesbihi sallamayı durdurmuş öylece boşalan koltuğa bakıyordu.
Tahir ayağı öfke ile fırlayıp "Ne yaptığını sanıyorsun sen Aksaçlı? bu koltuk benim hakkım! o köksüz ve sonradan dahil olma herifi benimle nasıl rakip görürsün?" dediğinde , aksaçlı derin bir nefes alıp bıraktı.
"Tahir yerine otur ve sakin ol. İkinizi uzun süredir izliyorum. Yaptığınız herşeyi biliyorum. Sen babanın bana yadigarısın ama şunu bil ki bu senin baron olman için yeterli bir sebep değildi. Mustafa daha adildi. Onun yaptığı işlerde düzeni nasıl sağladığını ve adaletli olduğunu gördüm. Sen ise kibirliydin. Bu sana yanlış yaptırırdı." dediğinde Tahir masadaki eşyaları eşiyle devirip, "Bana ihanet ettin Aksaç'lı ben artık bu masada yokum ve şunu iyi bilin ki sizden bu esas bu adaletsizlik için intikamımı acı bir şekilde alacağım." deyip odayı terk etti. Mustafa ayaklanıp Aksaçlının umursamadığı Tahir'in gidişi sonrası eliyle koltuğa kendisini davet etmesine icabet etti ve büyük baron olarak baş koltuğa kurulup oturdu. Masadakiler tek tek tebrik ettikten sonra , Mustafa oturan babalara karşı " Üzerime düşen ne ise hakkıyla yapmak için elimden ne geliyorsa yapacağım. Hayırlara vesile olmasını diliyorum. Büyük Baron benim ama Kalem de sizsiniz kağıt da sizsiniz." dedi.