Yazardan,
Elif sabah erkenden kalkıp, işe gitmeden önce ısıtıcı aletlerle saçlarına özenle şekil veriyordu. Bir yandan da prizin ablasının yatağının yanında olduğu için kendi kendine şarkılar mırıldanıyordu.
Ablası bu işkenceye daha fazla dayanamayarak. "Elif git başımdan yaa! Sabah sabah bir uyku uyutmadın. Ben mecburmuyum kızım her sabah şu yanık kokusu ve senin karga sesine güne gözlerimi açmaya." dedi.
Elif hemen çemkirip, "Abartma ablaya! Sana yaklaşmadım bile ayrıca benim sesim gayet güzel sen kendi sesine bak." aralarında her sabah olduğu gibi yine tartışma çıkmaya başladığı için o sırada masaya kahvaltı hazırlayan Seda hanım kızlarının yine saç baş birbirlerine girmemesi için çabucak sesi duyduğu gibi odalarına daldı ve gördükleri kadını şaşırtmadı tabi ki iki inatçı keçi tartışmayı ilerletip birbirlerinin saçlarına yapışmıştı bile hemen müdahale edip "Allah sizi ıslah etsin koskoca kızlar şu hale bak. Bırakın şu saçlarınızı sabah sabah sesiniz komşulara konser veriyor." deyip ayırmaya çalışıyordu ama nafile, " Eylül! Elif! bırakın dedim size!" kızlar annelerini takmayıp daha güçlü saçlarına asıldılar. En son Elif "Ya abla bıraksana işe geç kalacağım." dediğinde,
Eylül, "Esas sen bırak! ben de işe gidiyorum bende geç kalacağım." dedi.
Seda hanım "Bak vallahi Allah yarattı demem bir sana bir ona döve döve ayırırım sizi. Şu hale bak saçlarınız elinizde kaldı kızım manyak mısınız siz?" dedi ve bu iki çirkef kızla baş edemeyeceğini anlayıp ekmek almaktan gelen kocasına seslendi. "Bunu siz istediniz kızlar. Mehmet hayatım yetiş bunlar birbirini yiyor." diye bağırdığında kızlar kavga etmekten babalarının geldiğini anlamamıştı.
Mehmet kapı eşiğinde neredeyse her sabah yaşadığı rutin kızlar kavgasına gözlerini devirip karısı Seda'ya "Geliyorum." deyip ekmeği sandalyeye astı ve kızların odasına daldı. Etraf savaş alanı gibiydi ama savaşçılarda savaşı bırakmaya niyetli değildi.
Eylül, "Baba Elif uykumun içine etti." dediğinde Elif, "Ben bir şey yapmadım baba her sabah olduğu gibi yine deli tarafından kalkmış." dedi.
Mehmet derin bir nefes alıp gür bir ses ile "Bırakın şu saçlarınızı!" diye bağırdı. İki kızda bu gür sesden irkilip ellerini serbest bıraktı.
"Koskoca kızlara bak neler yapıyorlar ya! çocuk musunuz siz?" diye yine kükreyerek konuştuğunda iki kızda dut yemiş bülbüle döndüp birbirlerine ters bakış attılar.
Elif tam "Ablam başl..." demeye kalmadan Mehmet bağrıp "Kes! hala kavgaya yer arıyor. Akşam üzeri işten sonra arkadaşlarınız ile buluşacaktınız değil mi benim cadı kızlarım?" diye sinsice söyledi. İki kızda başını salladı.
"Yasak. Mesainiz bittiği gibi evde olacaksınız cezanız bir hafta sürecek ta ki aklınız başınıza gelene kadar."
iki kızda "Ama baba!" diye aynı anda mızmızlandı.
Seda , "Ohh! helal kocam, bir sen geliyorsun şunların hakkından." deyip masaya gitti.
Mehmet arkasını dönüp çıkacağı sırada, Eylül , Elif'i koltuğunun altına çekip, "Baba aslında biz kavga etmiyorduk. Sadece şakalaşıyorduk değil mi canım kardeşim?" diye dişleri arasından konuştuğunda, Elif şaşkınca ablasına bakıp "Aa..ahh evet baba ablamla şaşkalaştık. Annem olayları yanlış anlamış." dedi o da ablasına sarılarak.
"Şu hale bak tek ayak üstünde kırk yalan bir de benim masum hatunu yalancı çıkarıyorlar. Ayıp ayıp kızım o kadın sizin anneniz anneniz." dediğinde iki kızda aynı anda kahkahayı patlattı. Mehmet kaşlarını çatıp "Ne var süpürgesiz cadılar?" dediğinde,
Eylül ve Elif birbirne bakıp tekrar güldü."Baba bir dizi vardı ya hani?" dediğinde Elif , Mehmet, "Ne dizisi kızım?"
Eylül , "Ya baba aşk-ı memnu dizisindeki Adnan ziyagil gibi konuştun sona doğru onu diyor Elif ,biz tonlaman bile öyle çıkınca tutamadık kendimizi." deyip iki kardeş birbirine sarılıp kahakaha attığında Mehmet ellerini havaya kaldırıp, "Allah'ım ne günah işledim? Kız oldukları için elimde kalkmıyor bu iki süpürgesiz cadıya, siz erkek çocuğu olacaktınız ya işte o zaman görecektiniz. Hadi oyalanmayın kahvaltıya, işe güce gideceğiz daha." dediğinde iki kızda gülüp babalarını onayladı.
Kahvaltı sonrası, İki kardeş durağa gitti. Elif şirketin önünden geçecek olan halk otobüsüne binip gittikten sonra kollarını göğsünde bağlayan Eylül kendi bineceği aracı beklemeye başladı. O sıra bir çocuk yanındaki kız kardeşine, "Sen burada kal Yasemin , ben gelip seni alacağım." dedi. Eylül zihninde canlana bölük pörçük görüntüler ile hemen elini ağrıyan başına koydu. Yine bir dejavu muydu yaşadığı? Tam o sırada bineceği araç gelmişti ve genç kız binip işe doğru yola koyulmuştu.
Elif , At kuyruğu yaptığı saçı o adım attıkça sallanırken, Üzerine giyindiği giri resmi takımlar ile şirketin girişinde herkese selam verip odasına çıktı.
Yalnız kalınca gülmeye başladı. Kendisini saygıyla selamlayan bu insanlar sabah ablasıyla beş yaşındaki çocuk gibi kavga ettiklerini bir bilseydi itibar falan kalmazdı Elif'te.
***
O sıralarda büyük baron seçilen Mustafa , Cahit ile beraber dışarıda kahvaltısını herkese kapalı bir mekanda yapmaktaydı.
Cahit, " Patron artık en büyük sensin bu da hem kardeşini bulmak için hem de intikamın için iyi oldu. Daha güçlü olduk." dedi.
Mustafa, "Cahit bu açıdan iyi de... büyük baş büyük dert demektir. Bir çok küçük çeteler olsun, masanın haricinde dışarıdaki mafya grupları olsun benim baron oluşumu kabullenmeyecekler olacak onlara ağırlığımızı şimdiden koymalıyız. Sen tek tek gezip benim artık büyük baron olduğumu ve yönetimin artık bende olduğunu kabul etmeyen ya da bilmeyenlere yayarsın bizden habersiz kuş uçmayacak temiz , masum insanların işletmelerini aksaçlı baştayken küçük çeteler basıp haraç istiyordu aksaçlı başta olduğu için müdahale edemiyorduk, kendiside pek umursamıyordu sen artık kulaklarını çekip uyarı verirsin. Doğu sınırında Kemal silah ticaretin de ona da bir ara uğrarsın." dediğinde Cahit , "Sen bugün ne yapacaksın patron planın nedir?"diye sordu.
"Bu gün ilk işim büyük ihale için şirkete gitmek olacak şu Nedim şerefsizine kimin kral olduğunu göstermeliyim. Beni küçük kağıt parçası ile tehdit etmek neymiş bir görsün. Onu öyle bir hale getireceğim ki...önce yavaş yavaş elindeki büyük işleri kaybedecek daha sonra ise küçük işlerle ayakta kalmaya çalışacak ama ben onu gün ekmeğine muhtaç olacak hale getireceğim. Ne çektiysem mislini ona çektireceğim." dedi ve ellerini masanın üzerinde sıkmaya başladı.
Cahit , patronun bu hallerine alışıktı kahvaltısını yapmaya devam edip, "Dışarıdaki işler bende patron ama... madem şirkete geçiyorsun o zaman şu kızada biraz iyi davran." dediğinde Mustafa kaşlarını çattı.
"Hangi kız?" diye sordu anlamayarak.
Cahit ağzını kahvaltısını bitirdikten sonra özenle sildi. "Elif'ten bahsediyorum. Dün bayağı bir korkmuştu senden, hemen beni çağırdı falan, yani...sen bilirsin ama iyi kız diye söyledim ben." dediğinde Mustafa ellerini yumruk yaptı yine ve delici bakışlarını Cahit'e dikti.
"Cahit sen bu kıza iyi davranmamı neden bu kadar taktın?" dediğinde sebepsiz damarlarına nüfuz eden öfkeye anlam veremedi.
"Takmak değil patron sadece şirketin yükü onda ve Allah biliyor iyi de iş çıkarıyor yani demem o ki..." dediğinde Mustafa yarıda kesip,
"Cahit, senin hayatında kimse var mı oğlum?" diye sordu. Cahit , Mustafa'nın neyi ima edeceğini anlayıp, "Yok patron ama Elif için yanlış anlama bunca zamandır yanımızda çalışıyor diye konuştum ben , tabi sana akıl vermek haddim değil." dedi telaşla konuşup.
Kimse anlamasa da, Mustafa söylemese de Cahit, Mustafa'nın, Elif'e olan ilgisinin farkındaydı. Bir gün bir aşka dönüşürmüydü? bilmiyordu. Ama patronunun hisler beslediği kadına göz koyacak kadar şerefsiz değildi ve o kadar da aklını kaybetmemişti.
Mustafa, adamın kötü niyetli olmadığını bildiğinden, "Haddin olmayana burnunu sokma Cahit. Elif'e nasıl davranacağımı ben bilirim." dediğinde Cahit başını eğerek salladı. "Tabi abi" dedi kısık bir ses ile, Mustafa "Sende hayatına bir kadın sok artık Cahit. Olur olmadık yerde olmayacak kadınların iyi niyetle bile olsa adını anma." dedi. Üstü kapalı Elif benim meselem der gibi konuştu, Elif benim der gibi...
"Emrin olur patron.Ben Elif hanıma o gözle... " dediğinde Mustafa "O gözle bakmadığını biliyorum Cahit. Seni tanıyorum. Başka türlüsü olsa bakabilecek gözünde olmazdı o zaman , yanımda da gezdirmezdim. Elif şirketin çalışanı, benim çalışanım. Unutma." dedi ve ayaklandı.
Cahit'te ayaklanıp "Tabi abi." dedi.
Birlikte yürüyüp mekandan çıkarken Cahit yine çenesini tutamadan konuştu. "Patron benim bile niyetim iyiyken böyle göz dağı verdiysen Elif ile ilgili, bu kızın bir gün hayatına biri girse öldürürsün herhalde." dedi.
Mustafa , Elif'e ilgiliydi. Ona karşı hisleri vardı ama ciddi bir boyuttamı bilmiyordu. Cahit konuştukça kızı başka bir herifle düşünmek bile avuçlarının içini kaşındırıp henüz olmayan bir herifi parçalama dürtüsü veriyordu ona, kendisi karanlık bir adamdı. Elif ise onu iş adamı olarak biliyordu. Bir an durup düşündü. Böylesi ölümle burun buruna bir hayatta henüz kardeşini bulmadan intikamını almadan Elif'i bir sevda Bir yuva olacak şekilde kendi dünyasına dahil edebilir miydi bilmiyordu.
Cahit konuşmanın üzerine kendi arabasına geçerken Mustafa adamlarının kapısını açması ile bir an durdu. Ya bir gün Elif'in hayatına biri girerse? o zaman adam ne yapacaktı? Cahit'in de dediği gibi kaldıramayıp öldürürdü bile o herifi.
Arabaya bindikten sonra tespihini çıkarıp her zaman olduğu gibi inceledikten sonra parmakları arasında sallamaya başladı.
***
O sırada Elif büyük gün olduğu için bütün hazırlıkları tamam edip dosyaları çantalara yerleştirdi. şirketin mimarı yılların tecrübeli kadını kırk beş yaşını devirmiş olan Gonca hanım ile eksik bir şey var mı diye konuştukları sırada şirkete Mustafa Karahanlı'nın giriş yaptığını danışmadan gelen telefonla öğrenen Elif'in eli ayağına dolandı.
Gonca hanıma dönüp, "Mustafa bey geliyor. Genelde bir çok ihaleye hep biz ikimiz vekaleten katılırız ama..."
Gonca hanım anlayışla gülümseyip, "Sakin ol canım acemi gibi davranma." dedi.
"Öyle deme abla dün nasıl öfkelendiğini bilmiyorsun sen. Acaba bizimle gelecek mi? ben onun yanında çok kasılıyorum. Herif o kadar ciddi ki mimik oynatmıyor neredeyse." dediğinde endişe ile Elif , Gonca hanım ufak bir kahkaha attı.
"Ben yıllardır bu şirketteyim. Rahmetli Halis Baş'ın döneminde de vardım. İnan bana sen Halis beyi görmediğin ve tanımadığın için şuan Mustafa bey sana korkutucu geliyor olabilir ama gayet hakkaniyetli iyi bir adamdır ve evet arada büyük öfkelenmeleri oluyor ama bu durum bizim şahsımızla ilgili değil. Adamın kendi problemleri var canım bizene sen işini yap gerisini boş ver." dediğinde Elif biraz olsun duydukları ile sakinleşmişti.
Kapı aniden açıldığında iki kadında o tarafa baktı irkilerek, gelen Mustafa'idi. Ve sadece Elif'e bakıyordu.
İki kadında ayağı kalkıp karşısında saygıyla durudu. Aynı anda iki kadın da "Hoş geldiniz efendim." dediklerinde Mustafa başını aşağı yukarı sallayıp "Elif, şu ihale saat kaçtaydı?" diye sordu sert ve bariton bir ses ile,
Yüreği ağzında atan Elif sesini saklandığı yerden çıkarıp, "Efendim bir saat sonraydı. Bizde Gonca hanımla hazırlıklarımızı yaptık çıkacaktık. " dediğinde,
Mustafa, "Bende geleceğim. Birlikte çıkarız." deyip kadınlara konuşma hakkı tanımadan kapıyı çekip odasına geçti.