14.Bölüm

1222 Words
Hilal ve Nazlı odalarında akşam yemeği için hazırlanıyordu. Bugün otelde Türk gecesi düzenleniyordu ve insanlar yemeklerini yerlerken aynı zamanda da bu gösteriyi izleyeceklerdi. İki arkadaş bu gecenin şerefine Türk’ün renkleri olan kırmızı ve beyaza bürünmüştü. Nazlı kırmızı, askılı, yazlık bir elbise giyiyordu. Hilal’in üzerinde ise kısa, beyaz tulumu vardı. Hilal Türk gecesi olduğunu duyduğunda oldukça meraklanmıştı. İlk defa böyle bir gösteri izleyecektir ve bu tarz bir çalışmanın yapılıyor olması onu mutlu etmişti. Otelde birçok yabancı müşteri vardı. Onlara kültürümüzü tanıtmak adına yapılan bu geceden dolayı oteli gerçekten takdir etmişti. Mete açıkçası kalabalık ortamların içine girmek istemiyordu. Hayranlarını elbette seviyordu ancak buraya tatili gelmişti. Kalabalık ortamlar, imza ve fotoğraf isteyen hayranlar demekti. Neyse ki otele geldiğinden beri onu çok rahatsız etmemişlerdi fakat bu, bu gece bunun değişmeyeceği anlamına gelmezdi. Gerçi koskoca otelde onu rahatsız eden tek bir kişi vardı o da… Ayrıca aynı kişinin aklını başından aldığını bilmekte hoş bir tecrübeydi doğrusu (!) Hilal, Mete onu havuz başında aşağılayıp gittikten sonra uzun uzun düşünmüş ve akıl sağlığını kaybettiğine karar vermişti. Yani, bu adamı biraz fazla takıyordu kafasına. Artık onu görse de umursamayacaktı. Nazlı odaya geldiklerinde onun hakkında bir sürü soru sormuş ve saçma sapan şeyler söylemişti ama Hilal sinirlenmemişti. Sonunda normale dönüyordu. Yemek bu geceye özel olarak havuz başına hazırlanmıştı. Havuzun etrafına masalar koyulmuş ve bir köşe açık büfe olarak düzenlenmişti. Açık büfenin arka tarafında mangal yapılıyordu ve müşteriler sıraya girip taze pişmiş etlerini oradan alabiliyordu. Aşağıya indiği anda ciğerlerini dolduran et kokusuyla ne kadar acıktığını anladı Hilal. Tüm gün bir şey yememiş, yiyememişti. Şimdi o kadar açtı ki bir öküzü bile tek başına yiyebileceğini düşündü. Nazlı onlara açık büfeye yakın güzel bir masa seçerken, Hilal sıraya girdi ve yemeğini aldı. Önce mangal sırasına geçti. Tabağını tavuk ve et ile doldurdu. Balıkta vardı ama bu mevsimde balık yemeği tercih etmiyordu. Ardından diğer yemeklerin yanına gitti.  Tavuğun ve etin yanında yemek üzere biraz pilav aldı tabağına. Sıra salata bara geldiğinde yeni bir tabak aldı ve tabağını yeşilliklerle doldurdu. Üzerine biraz domates ekleyerek renk verdi salatasına. Yağını, limonunu, tuzunu ekledi ve lezzetli bir salata tabağı yemeğe hazırdı. İçeceğini ve ekmeğini de aldıktan sonra masalarına döndü ve Nazlı yemeğini almaya giderken oturup onu beklemeye başladı. Yemeğe o gelmeden başlamak istemediği için cep telefonu çıkardı, Hilal ve internete girdi. Duvarında gezinip insanların paylaştığı gönderilerine bakıyordu. Okul arkadaşları da onun gibi tatildeydi. Bodrum, Fethiye, Didim, Çeşme, Antalya… Türkiye’nin dört bir yanında ki tatil merkezlerinden ya da okul biter bitmez döndükleri memleketlerinden resimler paylaşıyorlardı. Bir arkadaşı mezuniyet fotoğraflarını paylaşmıştı. Onlara baktı ve aralarından beğendiklerini telefonuna kaydetti. Ardından duvarında ilişki durumu yapan çok yakın bir arkadaşına hayırlı olsun mesajı gönderdi ve Nazlı gelene kadar onunla havadan sudan konuştu. Tekrar duvarında gezinmeye başladığında gördüğü habere kadar o akşam keyfi yerindeydi genç kızın. Ancak o haber tüm sinirlerini germeye yetmişti. ‘ÜNLÜ OYUNCUNUN OLAYLI GECE HAYATI’ Mete’nin resminin yanı başına atılan bu başlık üzere Hilal ağlamak isteğiyle dolar. Bu adam yüzünden ikinci kez gazetelere düşmüştür. Neyse ki hiç resmi yoktur. Hemen haberin ayrıntılarının verildiği linke tıklar ve yazılanları okumaya başlar. ‘Çeşme de tatil yapan Mete Karahan, dün gece otelde ki müşterilerden biriyle kavga ederken görüldü. Kavga ettiği kişinin bir bayan olduğu ve ikilinin işi içkilerini birbirlerinin üzerlerine dökecek kadar ilerlettiği söylenenler arasında. Geceyi ‘ıslak’ tamamlayan ikilini kavgaları devam ettirmek üzere bulundukları partiden birlikte ayrıldığını söyleyen görgü tanıkları olayla ilgili başka bir şey bilmediklerini belirtti. Mete Karahan neden kavga etti? Kavga ettiği bayan kimdi? Acaba yeni bir aşk mı doğuyor? Karahan hakkında ki yeni haberler ve olay hakkında ki gelişmeler için bizi takip edin” Nasıl yapıyorlardı bunu? Yani nasıl her haberin sonunda ‘yeni bir aşk mı doğuyor?’ yazabiliyorlardı? Onlara göre bir kadın ve erkek arasında aşktan başka bir şey olamaz mıydı? Nefret? Bu çok önemli bir olaydı. Hilal’in ona olan nefretini yazsalardı bir nebze olsun mutlu olabilirdi ancak bu saçma sapan haber onu delirtmekten başka hiçbir işe yaramamıştı. Ya kim olduğu ortaya çıkarsa? Ya ailesi bu rezaleti öğrenirse? Off! Kariyeri başlamadan bitmişti. Şimdi hep, Mete Karahan’a sorun çıkaran baş belası kadın olarak hatırlanacaktı. Bir psikolog olarak asla saygınlığı kalmayacaktı. İnsanlar onu dikkat çekmekle suçlayacaktı. Bunların hepsi Mete’nin suçuydu. Başına bunca dert açtığı yetmiyormuş gibi bir de onu öpmüş ve üzerine onu aşağılamıştı. Ne yüzsüzlüktü bu canım! Özür dilemesi gereken yerde bir de kendini haklı çıkarmıştı. “Hilal?” Nazlı arkadaşının kıpkırmızı olmuş surat ifadesiyle karşılaşınca ne yapacağını bilememişti. Onu masada bırakıp giderken gayet iyiydi. Ne olmuştu şimdi? “Ne oldu sana?” “Elinin körü oldu! Ne olabilir? O şöhret budalası yüzünden yine haberlere düştüm. Çok şükür ismim veya resmim yok. Aman Allah’ım! Ya bulurlarsa kim olduğumu? Ben bizimkilere ne derim? Zaten o programda olanlar yüzünden bir sürü uğraştım insanlarla, bu sefer nasıl kurtulacağım. Off! Bıktım artık o adamdan. Başıma ne geliyorsa onun yüzünden. Ne yaptıysam ben ona?” Evet, belki şemsiyesini alıp güneşte yanmasına sebep olmuştu ve evet, üzerine içki dökmesi için bir garsona para vermişti ama bunların hepsi küçük şakalardı. Böyle büyük bir cezayı hak etmemişti. “Dur sakin ol! Ne oldu baştan anlat” Hilal olanları kelimelere dökmek istemiyordu. Bu yüzden telefonu ona uzattı ve arkasına yaslanıp yüz ifadesini inceledi. Tüm keyfi kaçmıştı işte. Neyse ki iştahı yerindeydi. Kendini yemeğe verecek ve yemek yemekten şişip patlayana kadar yiyecekti. “Sakin ol sen. Bulamazlar kim olduğunu. Mete’de izin vermez zaten. Sonuçta senin kim olduğunu öğrenmeleri onunda işine gelmez. Bir sürü dert sonuçta. İki güne unutulur gider. Güven bana. Uzmanım bu konu da ben. 15 yaşımdan beri Mete Karahan haberlerini takip ediyorum ben. Tez bile yazarım bu konu üzerine.” Sanırım bu konuda Nazlı’nın sözünü dinlemeli ve bir sorun çıkmayacağına inanmalıydı. Sonuçta haklıydı. Bu olanların öğrenilmesi Mete’nin de işine gelmezdi. Zaten onunla bir işi olmadığını açık ve net bir şekilde belirtmişti. İşte bu, Hilal’in iştahını kaçırmıştı. Mete ile yaptıkları konuşmayı hatırlamak, midesinin düğüm düğüm olmasına sebep olmuştu. O da bayılmıyordu ya Mete’ye! Esas o bir daha onu öpmeyi aklının ucundan geçirmemeliydi. Bir daha ki sefere yüzüne tokadı indirecekti. Mete ve Doğa odalarından çıkıp, yemeğe indiklerinde Nazlı ve Hilal çoktan yemeklerini yemeğe başlamışlardı. Hilal onun varlığını hissetmişti sanki. Gözleri görmeden, kalbi duymuştu ayak seslerini. Kokusu ta uzaktan işlemişti içine. Çok kızıyordu kendine Hilal, böyle hissettiği için çok kızıyordu. Gözlerini ondan alamadığı için kızıyordu ve her adımını takip ettiği için… Sıraya girip yemeğini alırken ve yerine oturup tabağındakileri yerken dikkatle izledi onu. Durması gerekiyordu. Gözlerini çekmesi. Yakalanacaktı yine... Eğer Mete onu görürse şımaracaktı. Hilal bunu biliyordu ve süper star bozuntusuna havalara girmesi için bir sebep daha vermek istemiyordu. Neyse ki Mete başını hiç kaldırmadı. Ancak başını kaldırmıyor olması, Hilal’in bakışlarının farkında olmadığı anlamına gelmiyordu. Mete farkındaydı o bakışların. Tenini delip geçiyordu. Gözleri gözlerinin önünden gitmiyordu ve bu kahretsin ki hoşuna gidiyordu. Hem de çok hoşuna gidiyordu. Mete bugün yaptığı konuşmadan sonra olanları unutacağını sanmıştı. Tek derdinin kızın umutlanması olduğunu düşünmüş ama esas umutlanan Mete olmuştu. Hilal’in o konuşmadan sonra hiçbir şey yapmaması onu deli ediyordu. Onun tanıdığı Hilal, o sözlerin altında kalmaz ve intikamını alırdı çünkü. Ancak bu Hilal geri çekilmişti. Belki de umurunda değildi… Umurunda olmamalıydı zaten. Ancak Mete içten içe umurunda olmasını istiyordu. Hilal’in intikam almasını, ona saldırmasını, bağırmasını, çağırmasını… Hep o baş belası kadından ve onun geçimsiz hallerinden hoşlanmadığını söylüyordu ama ilk kez Hilal’in bu hallerine bayıldığını fark ediyordu. Kızınca kırpıştırdığı göz kapaklarını düşünüyordu ya da nasıl da Mete kırmızı o da boğaymış gibi saldırdığını… Bunlar hoşuna gidiyordu. Bunlar Hilal’i güzel yapıyordu. Hilal güzeldi. Bu Mete’nin lanetiydi.  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD