16.BÖLÜM KISKANÇLIK

2185 Words
Aşkım buruk kalbim kırık incinmiş hissediyordum ama yine de mutluydum. Urazın yanında olmaktan mutluydum ona haksızlık etmiştim bundan sonra her ne olursa olsun aramıza bir üçüncü kişiyi asla sokmayacaktım. O benim cidden kocam olsun ya da olmasın netice de aramızda bir ilişki ve bir bebek vardı nasıl istiyorsa öyle olacaktı. Keşke bunu baştan söyleseydi ve rezillik çıkarmasaydı bir daha asla onunla görüşmezdim zaten. Kıskançlığı gururumu okşamıştı kendimi o kadar iyi hissetmiştim ki ister istemez ondan vazgeçmiştim zaten oluru olan bir ilişki de olmazdı. Kısa maceram iki gün sürmüş ve baya şiddetli bitmişti bu beni güldürürken Urazın henüz uyanmadığını fark edip çenemi kapatmıştım. Ona doğru döndüğümde ellerimi yüzünde gezdirdim o uyurken yüzüne dokunmayı çıkmaya yüz tutmuş sakallarının parmaklarımda bıraktığı hissi seviyordum oda belli ki belime ahtapot gibi sarılmayı seviyordu. Dudakları üzerine bir öpücük bıraktığımda geri çekildim ve gülümsedim. Bu onu uyandırmaya yetmemişti ama ben sıkılmıştım. Cebindeki telefona uzanıp aldığımda telefonla uyumasına rağmen nasıl kırmadığını merak etmiş ama sorgulamamıştım. Kırılmayan telefon kırılmıyordu işte elini tutup parmak izini kullanıp telefonu açtığımda oynamaya başlamıştım. Telefonunda bile 101 Okey vardı ve kumar gibi vs şeyler belli ki beceriyordu Aykırılar için yer altı kumarhaneleri sahipleri derlerdi bizim için de yer altı eğlence mekanlarının liderleri olarak geçerdik. Yüzden fazla mekanımız vardı hepsi de bize aitti. Urazın telefonunu karıştırmaya başladığımda resimlerini girmiştim ki beni gerçekten şaşırtacak resimler çıkmıştı ortaya. Benim resimlerimle doluydu galerisi uyurken çekilen belli edilmeden çekilen habersizken çekilen bir sürü fotoğrafım vardı Uraz gerçekten bana aşık mı olmuştu? Bu duygu bende değişik hisler barındırmıştı ama Mert ile tanıştığımız kadar olumlu şeyler değildi ilk defa Urazın pis tarafıyla karşı karşıya kalmıştım ve ne yapacağımı bilememiştim açıkçası bu beni biraz ürkütmüştü. Telefonun mesaj kısmına girdiğimde bir kadın görmüştüm kaşlarımın çatılmasına sebep olacak kadar seksi ve güzel bir kadın. Kocamla mesajlaşacak kadar yakın bir kadın sahi kimdi benim tanımadığım bu kadın? Mesajlarına girdiğimde okumaya başladım. - Ulus Canev Whattsap konuşma sohbeti – Ulus: Günaydın Urazcığım bugün seni şirkette göremedim acaba gelmeyecek misin? Ulus: Bir saat geçti ne kadar gecikeceksin biliyorsun toplantı önemli tatlım gecikeceksen haberimiz olsun ona göre bir şeyler yapalım. Ulus: Sen haber vermedin bende gelemeyeceğini göz önünde bulundurup toplantıyı kendim gördüm canım her şey yolunda merak etme. Ulus: Seni merak ettim sözleşmeyi sonlandırıp avukatlara vermek için gelmen lazım. Ulus: Neredesin? - Konuşma Sonu – Bu kadın kim oluyordu da benim kocamı merak ediyordu üstelik benim kocama canım cicim tatlım yapıyordu ağzını yırtardım ben bu kadının. Tamam şuan Urazın verdiği tepkiden daha canice bir tepsi veriyorum o yüzden biraz sakin kalmam lazım derin nefes al derin nefes al. İçime derin nefes çektiğimde saate baktım. Sabah sekizden beni mesaj atıp durmuştu kadın saat şuan da ondu ve ona kadar mesaj atmıştı o mesajlarını sana yedirtmez miydim ben. Tekrar mesajlara girdiğimde kendi adıma sahte bir samimiyetle ve vıcık vıcık akan bir uyuzlukla mesaj yazmaya başladım. Selam ben Urazın eşi Ruhsar bakıyorum işler aksamış ama kusura bakma şuan da boğazın ortasında yattayız muhtemelen öğleden sonra dönecektir şirkete uğrayacağını sanmam hele ki koynumda uyurken :) Kıkırdadım ve telefonu kapatıp kenara bıraktım. Kocamı izlemeye başladım parmaklarımı yüzünde gezdirmeye başladım ellerimi gıdıklayan his hoşuma giderken bir anda beni altına alıp üzerime çıkmıştı şaşkınlıkla ağzımdan ufak bir çığlık kaçtığında kala kalmıştım gülmeye başlarken ellerini kollarımın altında gezdirip gıdıklamaya başlamıştı. “Uraz yapma!”kıkır kıkır gülerken konuşmaya başlamıştı. “Sen beni mi izliyordun acaba? Ha kocanı kıskandın da Ulusa mesaj mı yağdırdın.”siktir hepsini görmüştü feci yakalanmıştım. “Yaptım ne var hep sen mi kıskanacaksın.”gür bir kahkaha attığında yerden kalkmıştı elini uzatıp beni de kaldırdığında birlikte arka tarafa geçmiştik. Dün ki rezalette mahvolan kıyafetlerimden sonra Urazın kıyafetleriyle ayı gibi görünüyordum. Üzerimdeki kıyafetlerin büyüklüğü bolluğu beni içine düşürürken pijamanın dipleri ayağımın altında eziliyordu. Urazın yanına ilerlediğimde kenardaki koltuğa oturdum Uraz mutfak kısmına gidip birkaç şey çıkardığında kahvaltı hazırlamaya başlamıştı bende elimi karnımda gezdirirken şımarıkça gülümseyip mırıldandım. “Bak bebeğim baba bize kahvaltı hazırlıyor.”hafifçe kıkırdadığımda elimi saçlarımda gezdirdim Uraz kendince saçlarımı örmüştü ama daha çok kat kat düğüm atmış gibiydi. Fazla umursamamıştım çünkü dün ki kıskançlığı da ilgisi de feci derecede gururumu okşamış şımarmamı sağlamıştı. Yemek yaparken Urazın masaya bıraktığı telefonu öttüğünde uzanıp telefonu aldım ve açtım o Ulus denen kadından cevap gelmişti. Ulus: Daha önce hiç işini aksatmazdı birçok koyna girip çıksa bile. Bir dakika ne? Bu nasıl bir cevaptı böyle ben bu kadını öldürürdüm. Hızlıca parmaklarımı ekranda gezdirip titremeye başlarken mesaj yazdım. O bir çok koyun bir ben edememişse demek ki neyse sensin gibi alelade bir sekreterle daha fazla konuşamam. Ulus: Yalnız ben CİO’yum tatlım sen Urazın eşisin muhtemelen baba parası yiyen diğer şımarık kızlardansın. Bu haddi bu kadına kim veriyordu? Yarın buna bir görüneyim belki elimde kalırdı da hiç fena olmazdı. Benim adım Ruhsar Çağlayan Aykırı bebeğim ben baba parası yemem baba parasının ta kendisiyim istersen araştır belki bir daha çatmazsın. Son mesajımdan sonra daha fazla çatmamıştı ama ben şimdi birine çok pis çatacaktım. Telefonu sertçe masaya bıraktığımda Urazın arkasından yanaştım ve sertçe beline patlattım bir tane hafifçe yamulurken şokla bana dönmüştü. “Ne oluyor be?”diye sızlandığında göz devirdim. “Ulus kim?” “Şirketin CİO’su.” “O ne biçim CİO öyle ya ne lavbali bir kadın o bana bak o kadına o haddi verme o kadını vururum!”diye bağırdığımda gülmeye başlamıştı. “Hayırdır dün bana laf ediyordun bugün sana ne oldu?”elim ayağım titrerken tezgahın üzerinde duran salatalığı alıp ısırmıştım ağzımdan çiğnerken salatalığı tehditkarca salladım. “Senide o karıyı da bu salatalık gibi yerim Uraz Aykırı!”beni kendine çektiğinde itmeye çalışmıştım ama sağ olsun üzerime dolanan kıyafetler pek müsaade etmemişti. Beni kendine çekip titreyen ellerimi tuttuğunda üzerlerine birer birer öpücük kondurmuştu. “Tamam sakin ol mesafe istiyorsan istediğin olacak yeter ki bu kadar öfkelenme bak yine titremeye başladın dün sinirlenince de böyle titremiştin.”kafamı sallamakla yetindim ve yutkundum. “Sinir etme o zaman.”diye sızlandım. “Tamam kızma gerçi bu kıyafetler içinde kızdığın zaman daha bir şirin görünüyorsun ama olsun.”omuz silkmiştim çocukça hareketlerim onu güldürdüğünde yanağıma sert bir öpücük kondurmuştu. Sakallarını suratıma bastırdığında hafif bir çığlık atmıştım önce hafif sızlamış ama sonra gıdıklanmıştım elimi yanağımda gezdirirken sakalların battığı yeri ovup karnına hafifçe yumruk attım. “Pislik!”hızlı adımlarla kalktığım yere geri dönmüştüm oturup bacak bacak üzerine attığımda denizi izlemeye başladım. Uraz kahvaltı masasını kurduğunda çayları doldurup yanıma oturmuştu deniz dalgaları biraz midemi nahoş yaparken kahvaltı etmeye başladım. Aç karnı bu kadar sallanmak başımı bile döndürmüştü. Güzelce karnımı doyurduğumda oturduğum yerde rahatça bağdaş kurup çayımı içmeye başladım.  “Eve geçelim de sende yıkan üzerindeki tuzlu sudan arın.”dediğinde kafa salladım gerçekten yapış yapış hissediyordum. “Olur çok iyi olur sen eve gittiğinde şirkete geçmeyeceksin değil mi?”diye şüpheyle sorduğumda alttan alttan gülmüştü. “Yok gitmeyeceğim sen istedin ya gitmem.”aferin dercesine gururlu bir bakış attım. “Neyse yarın bende seninle şirkete geleceğim merak ediyorum doğrusu.” “Şirketi mi Ulusu mu?”dediğinde kafamı eğdim ve anlamamazlığa yattım. Beni kolları arasına çektiğinde sırıttım saçlarımı sıra sıra öptüğünde yüzümü ekşitip güldüm. “Yaa yeter git dümene geç midem döndü zaten sallan dur sallan dur.”dediğimde kalkmıştı üst kata dümene ilerledi yatı çalıştırdığında kıyıya sürmeye başlamıştı vara bildiğimiz en kısa sürede kıyıya vardığımızda yattan önce Uraz inmiş tekrar düşmemem için bana elini uzatmıştı elini tuttuğumda bende yattan aşağı inebilmiştim. Beni kucağına aldığında ayağımda ayakkabılarım yoktu park ettiği arabaya ilerledik. Beni ön koltuğa oturttuğunda emniyet kemerimi bağlayıp sürücü koltuğuna geçmişti. Arabayı çalıştırdığında sürmeye başladı eve ilerleyecekken kolunu tutup onu durdurdum bana döndüğünde hafifçe yutkundum. “Hadi markete gidelim.” “Bu kılıkta.”dediğinde hevesle kafamı sallamıştım. “Ayağında ayakkabı bile yok.”dediğinde omuz silktim. “Siz takım elbiseli mafyacıkların bagajında her zaman bir toplantı yedeği olmaz mı?”diye mırıldandım Reha abimin bagajında hep yedek kıyafetler bulunurdu. “Benim ayakkabılarım kırk üç numara Ruhsar senin otuz altı numara ayaklarına yedi beden büyük gelir ve erkek ayakkabısı.”dediğinde elimi ağzıma götürüp daha çok güldüm. “Olsun canım markete gitmek istiyor.” “O zaman sana doğru düzgün bir terlik bir şey alalım öyle.”kafamı sallamakla yetindim akşamüzeri marketin yakınında bulduğu bir milyoncudan pembe panterli terlik alıp gelmişti. Terliği benim önüme bıraktığında hızlıca ayaklarıma giydim Uraz eğilip pijamanın paçalarını kıvırdığında rahatlıkla inmiştim arabadan. Elini tuttuğumda birlikte büyük markete ilerlemiştik. Marketten içeriye girdiğimizde Uraz büyük bir market arabası almıştı beni de kucaklayıp market arabasının içine oturttuğunda birkaç kişi bizim çocukça hareketlerimize ayıplayarak bakmıştı. Uraz market arabasını sürerken ben önünden geçtiğimiz reyonları inceliyordum kahvaltılık gevreklerin olduğu reyonda onu durdurduğumda canım hangilerinden istiyorsa hepsini alıp arabaya dolduruyordum. Tek tek her reyonda durduğumuzda alışveriş arabasını tepeme kadar doldurmuştuk kucağım bile malzemelerle doluyken Uraza gülerek bakmıştım. Marketteki insanlar bir Uraza bir bana bakıyorlardı tabi Uraz beyimiz beyaz gömlek siyah pantolon hafif dağılmış ama şık şıkırdım dururken ben üzerimde erkek kazağı altımda gri bol pijama hatta baya bol bir pijama ayağımda da pembe panterli terliklerle baya cooldum. Market arabasını meyve reonunda durdurduğunda benim ve bebeğimi beslemek için bir sürü çeşit çeşit meyvelerden almıştı. Hepsini arabaya kattığında kasaya ilerlemiştik kasadan bütün şeyleri geçirdiğimizde gelen fiyat fişi baya kabarıktı bin tl küsür alışverişten sonra poşetlerin çoğunu Uraz almıştı ben ise sadece elimdeki elma poşeti ile arabaya yürüyordum. Her şeyi arabanın bagajına tıktığımızda tekrar arabaya bindik. Emniyet kemerimi taktığımda Uraz arabayı çalıştırmış eve sürmeye başlamıştı birkaç dakikalık bir mesafeden sonra eve geldiğimizde ikimizde arabadan inmiştik Uraz çocuklara paketleri getirmelerini emrettiğinde eve doğru ilerledik.  Evden içeriye girdiğimizde çocuklar paketleri mutfak kapısından içeriye bırakmışlardı. Mutfağı yerleştirmeden önce hızlıca yukarıya çıktım ve üzerimdekileri çıkartıp attım. Banyoya girdiğimde kapıyı kapatmak yerine açık bırakmıştım banyo küvetine girdiğimde suyu açıp ılınmasını sağladım. Duşun altında ılık su ile harmanlandığımda kemiklerim gevşemişti dün ki soğuk sudan sonra baya iyi gelmişti tekrar hastalanmak istemiyordum. Bebeğim dünden beri benimle birlikte neler neler yaşıyordu garibimi de oradan oraya sürüklüyordum Allahtan küçüktü de hiçbir şey anlamıyordu. Duş aldıktan sonra banyodan çıkıp çamaşırlarımı aldım ve üzerime geçirdim klasik bir pijama takımı da aldığımda saçlarımı fön makinesi ile kuruttum. Odamdan çıktığımda aşağıya indim hızlı adımlarla mutfağa girdiğimde Urazı dolapları doldururken bulmuştum yanına geldiğimde yardım etmeye başladım birlikte mutfağı toparladığımızda iki tane kase aldım ve içine çikolata dolgulu nesquik doldurduk. Uraz dolaptan sütü çıkardığında iki kaseye de doldurdu bende tepsi alıp kaseleri içine koyduğumda Urazla birlikte salona gelmiştik. Uraz tepsiyi sehpaya bıraktığında bende sehpanın kenarına oturdum ve Urazın açtığı filmle birlikte yemeğe başladık. Geceye kadar filmi izlemiştik film bittiğinde ise birlikte sarmaş dolaş odamıza çekilmiştik benim aksime Uraz banyoya girdiğinde bende sıcacık yatağımıza girmiştim. Yatağa uzandığımda aklımda yarın ne giyeceğimi düşünüyordum fazla abartılı olmamalı ama bir yanda da Ruhsar Çağlayana yakışır iddialı bir kıyafet olmalıydı. Herkese bir boy göstermem gerekiyordu ve bu boyu da baya iyi gösterecektim herkesin boyunun ölçüsünü de alacaktım dost düşman bilsin görsün ki Uraz Aykırının eşi Ruhsar Aykırıyla kimse yarışamaz. Pekala biraz kıskançlık karışımı egomu besleme çabam da yabana atılmayacak cinsten. Galiba sabah ne giyeceğimi bulmuştum. Kırmızı intikam rengi, siyah tehlikenin rengi, tutku morun rengi derken samimiyetsizliğin rengi olan pembe ile masumluğu yansıtan beyazı kombinleyecektim. Biraz karmaşık bir kombin olacaktı ama olsun en azından benim içim dışım birdi bir şey saklamıyordum. Uraz duştan çıktığında dolabın önüne gelip kıyafetlerini aldığında giyinirken onu dikizliyordum. Yaraları eskisinden daha iyiydi üzerine baksır ve siyah bir şort giydiğinde saçlarını hafifçe havluyla kurulayıp yanıma gelip yatağa uzanmıştı. Birbirimize sarıldığımızda sabahı sabah etmemek için uykumun gelmesini diledim. Uykum geç geldiğinde ise sabah kalkmamın bir hayli zorlaşacağından emindim. Sabah Uraz beni yataktan resmen kopartarak kaldırdığında ayaklarımı sürüyerek banyoya girmiştim. Elimi yüzümü yıkadığımda zar zor kendime gelmiştim. Dolabımın başına geçip dün gece aklımdan geçirdiğim kıyafetleri almıştım. Tos pembe mini eteğimi giydiğimde üst kısmıma göbeğimi açıkta bırakan derin göğüs dekolteli beyaz bir kumaş crop giymiştim. Üzerime donmamak için beyaz ceket giydiğimde makyaj masama oturup saçlarımı taradım ve düzleştirdim. Boynuma parfüm sıktığımda yüzümü renklendirmek için yanaklarıma şeftali tonu makyaj yaptım ve gözlerime de kahve tonlarını kullandım dudaklarımda şeftali tonları bir ruj kullanıp parlatıcı ile güzelleştirdiğimde derin bir nefes aldım. Dolaptan beyaz spor ayakkabılarımı alıp giydiğimde tos pembe el çantamı almıştım baştan aşağı samimiyetsizlik karışımı bir masumluğa büründüğümde aynada kendimi süzdüm. Bir insanın yapısını birkaç kıyafet o kadar ciddi bir şekilde değiştiriyordu ki. Kendi halime ufak bir ıslık öttürüp aşağıya inmiştim. Uraz kurulu kahvaltı sofrasına oturmuş tıkınmaya başlamıştı bile yanına gelip sofraya geçtiğimde beni kısaca süzüp hafifçe öksürdü ve derince ıslık çaldı. “Vay be bu ne güzellik öyle?”dediğinde omuz silktim. “Canım güzel olmak istedi bugün.” “Doğrusu senin gibi vahşi bir kızın böyle cici bir rengi seçeceğine inanmazdım.”dediğinde kıkırdadım. “Benim renkler anlayışım biraz daha değişiktir sevgilim boş ver gitsin.”diye sızlandım. Kahvaltımızı ettiğimizde birlikte toparlamıştım masayı evden çıktığımızda Urazın arabasına bindik. Urazların şirketine geldiğimizde el ele şirketten içeriye girmiştik ben hafifçe saçlarımı savururken kendime güvenen adımlarla ilerliyordum beni görenler şaşkınca bakıyorlardı eee haklılardı da adamın eşiydim ama ilk defa şirketine geliyordum. İçeriye geçtiğimizde birlikte yönetici katına çıktık bize doğru gelen kadını gördüğümüzde karşı karşıya kalmıştık bana göre oldukça iyiydi. Sarı saçları masmavi gözleri ve yüzüne yakışan hafif çilleri ile baya yakıyordu tabi bir Ruhsar değildi. Benim ona göre uzun siyah saçlarım ve kumral bir tenim vardı saçlarım gibi kapkara parıldayan gözlerimle bende baya iyiydim. “Selam tatlım ben Ulus.”dediğinde elini parmak uçlarımla tutup hafifçe nefes aldım. “Bende Ruhsar Aykırı.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD