3. Dilsiz/ Nikahlı karım olacak

1500 Words
Kulağıma gelen uğultulu sesler ile gözlerimi aralamaya çalıştım. Sanki birbirine yapışmış açılmak istemiyor gibiydi gözlerim. "Dediğim gibi uyandıktan sonra bir şeyler yerse iyi olur, verdiğim vitaminleride içmeyi unutmasın. Mutlaka alsın.” "Tamam, ne zaman uyanır?" "Birazdan uyanır tahminimce.” "Çok sağolun, çocuklar geçirsin sizi.” "İyi günler çok geçmiş olsun.” Kulağıma uğuldayan sesler netleşmişti. açamadığım gözlerimi kırpıştırarak birazda olsa araladım. Görüş açımdaki bulanıklık yavaş yavaş geçmiş, karşımda ise Poyraz’ı görmüştüm. "Vay! Uyandın sonunda. Nasıl, dinlenebildin mi?" Boş boş yüzüne bakmak ile yetindim sadece. "Konuşsana lan dilini mi yuttun!?" Bağırdığında korkuyla titredim. Nasıl konuşabilirdim ki? Konuşabilsem bile yüzüne söyleyeceğim şey; ne kadar acımasız olduğu olurdu. Bakışlarımı Poyraz’dan çekip acıyan koluma baktım. serum takmışlardı. En son babam beni bu zalimin eline bırakmıştı.Hatırladıklarım ile sertçe yutkundum. "Alış bunlara daha elimden çok çekeceğin var. O it abin gelmedi, kardeşimide getirmedi!" diye bağırdı ve devam etti; “Hepiniz aynısınız, o soysuz abin korkunca deliklere saklanır. Sen ise dilini yutarsın… Akşama nikahlı karım olacaksın. Gram acırsam sana namerdim!” Hemen uzandığım yerden doğruldum. Kolumdaki serumu hışımla çekip çıkarıdım. Yataktan çıkarak karşısına ağlayan gözlerle geçtim. Anlatmak istedim, bakışlarımla benim bir suçum yok diye haykırır gibi göz yaşlarımı döktüm. Görmedi, duymadı. Gözlerini kin bürüyen adam, bana acımasızca bakıyordu. Diz çöktüm önüne, ağlayarak kapandım ayaklarına. Ama o acımasızca saçlarımdan tutarak sertçe bedenimi geriye savurdu. Saçımda hissetiğim acıyla inledim sadece. "Vera!” Duyduğum sesle gözlerim büyü. “Ne yaptınız lan şerefsizler!" "Çekilin yolumdan, Veraa!!" Hemen yerimden doğrulup kapıya koştum. Dayımın sesiydi bu. Beni anlayan, kollayan, canı gibi seven dayımın sesiydi bu. Gitmişti buralardan. Daha bir yıl önce İstanbul'a gitmiş benide ne kadar götürmek istesede babamın şiddetle karşı çıkması yüzünden götürememişti. Koştuğum kapıyı ağrıyan dizlerime ve dönen başıma rağmen hızla açtım, kendimi dışarı attım. “Vera! Neredesin?” Poyraz’ında arkamdan geldiğini ettiği küfürden anlamıştım. "Kim bu siktiğimin herifi!!" O cani bana yetişmeden kendimi konağın avlusuna atmış, bakışlarımı etrafta gezdiriyordum. Gördüğüm herkesi es geçip dayımı bulmaya çalıştım. "Bırakın lan şerefsizler!" Gelen sesle hemen başımı kaldırıp üst katın merdivenlerine çevirdim. Dayımı ittirerek indirmeye çalışıyorlardı. Burdayım diyemedim sadece koştum, içimi kavuran özlem ile dayıma koştum. Onun bakışlarıda sonunda beni bulunca, olduğu yerde durdu. Gözleri tüm bedenimi taradı. Ardından adımı haykırarak oda bana doğru koşmaya başladı. "Ne yaptılar sana Vera!” dedi içim parçalandı sesine. Kendimi hemen dayımın boynuna atmış sıkıca sarılmıştım. Göz yaşlarım durmadan akıyor, burdan kurtarılma düşüncesi içime su serpiyordu. Emir dayım daha 24 yaşına yeni basmış bir gençti. Okuyup meslek sahibi olmuş, bunun içinde bir yıl önce İstanbul'a gitmişti. Beni bir tek seven, koruyup kollayan oydu. ‘Ablamdan geriye kalan bir emanetsin sen’ derdi hep. Avlunun ortasında öylece ne kadar sarılı kaldık bilmiyordum. Sadece dayım beni buradan götürüp kurtarsın istiyordum. "Aşığıda peşinden gelmiş oruspunun!" Bedenim bir anda buz keserken dayım hemen benden ayrılıp Poyraz’ın annesine sert bir şekilde baktı. "Hadinizi bilin!" Dayımın koluna hafifçe dokunup bana bakmasını sağladım. Bana küçükken öğretiği işaret dilini kullanarak, her şeyi anlatmaya başladım.” "Babam beni berdel verdi,”dedim. “Ne berdeli!" “Abim kız kaçırmış, töre dediler karşılık olarak beni aldılar. Kurtar beni buradan.” Ağlayarak işaret dilim ile anlattıklarıma, sinirli ve çatık kaşlar ile bakıyordu. “Birde dilsiz mi bu kız!!" duyduğum sözle başımı utançla öne eğildi. “Kesin lan sesinizi. Berdel falan olmayacak!!" “Sen kim oluyorsun da buna karar veriyorsun lan! Sikti git konağımdan!" Poyraz, sinirle konuşarak yanımıza varmış, dayımın karşısında durmuştu. "Dayısıyım lan ben! vermiyorum size kızı. Olmayacak berdel. gidip o iti bulup ne yapıyorsanız yapın." "Ne diyorsun sen! Ne sikim konuşuyorsun? Karar verildi, Vera benim nikahlı karımdır,” dedi. Hemen dayıma işaret dilim ile "Hayır" dedim. "Nikahlı karın falan değil!" Poyraz’a sert bir karşılık verip kolumdan tutu. “Yürü gidiyoruz dayıcım, o babanın ecdadını sikeceğim!" "Vera hiçbir yere gelmiyor! O, Baran piçi kız kardeşimi kaçırmadan önce düşünecekti bunları!” "Git hesabını Baran ile çöz! Bu kızın hiçbir suçu yok olanlardan.” "Atın şu adamı dışarı!" demesi ile sıkıca dayımın koluna sarıldım. "Tamam sakin ol dayıcım, birlikte çıkacağız buradan" "Hiçbir yere gelmiyor dedim sana!!" Poyraz, bağırarak belinden çıkardığı silahı dayıma doğrulttu. Korkuyla hemen dayımın önüne geçtim. "Kan dökülsün istemiyorsan defol git buradan! Karım bir adım dahi atmayacak bu konaktan." "Vera’yıda almadan hiçbir yere gitmiyorum!" "İyi sen istedin bunu" dedi ve silahın tetiğine attı parmağını. Telaşla Poyraz’ın koluna asılıp bana bakmasını sağladım. Kafamı iki yana salladım. Gözlerimi bir kere kapatıp açıp tamam dedim. Parmak uçlarımı, silah tutuğu ellerinin üzerine getirip indirmesini istedim. Gözlerime kararsızlıkla bakıp sert bir nefes verdi ve silahını indirdi. Hemen dayıma dönüp işaret dilim ile konuşmaya başladım. “Git buradan. Abimi bul dayı yoksa bırakmaz beni.” "Sikeyim, nerde bulacağım!" dedi, sesi çaresiz ve sinirliydi. “Git lütfen ,babam biliyordur yerini bul onu" “Şu haline bak Vera, ne yapmışlar sana görmüyor musun ? seni burada bırakıp gidemem!" “Dayı biliyorsun buraları. Töreleride biliyorsun, abim gelmeden bırakmaz beni!” "Ne sanıyorsun sen Vera! abin gelince bırkacakmı sanıyorsun seni!" Doğru diyordu, bir kere kaçırmıştı kızı, ya abimle kız ölür kan dökülür, yada uzlaşma olarak berdel olunurdu. "Ben abim yüzünden kurban olmak istemiyorum, abime bir şey olmasınıda istemiyorum." Benim saf kalpli Vera’m, nasıl hâlâ onun için üzülebiliyorsun!” “Yeter artık!" Poyraz’ın bağırması ile tekrar kollarımı açıp dayıma sımsıkı sarıldım. "Bir yolunu bulup seni alacağım" diyerek anlıma küçük bir buse kondurdu. Poyraz’ın karşısına geçtiğinde içimi tekrar bir titreme kapladı. "Onun, saçının bir teline bile zarar gelmesin, bu Mardini size dar ederim!" dedi,son bir kez daha gelip yanağımdan derince öpüp gitmişti. O benim dayım o benim dayanağım, o benim tek dostumdu, baba şefkatini hissettiren tek kişiydi, dayım benim herşeyim annemin bana kalan tek anısıydı. Ona bir şey olursa mahvolurdum ben, biliyorum artık gitmenin bir yolu yoktu buradan. "Yürü! bide utanmadan sarılıyorlar" Poyraz’ın annesi gelmiş kolumdan sert bir şekilde tutarak çekiştirmeye başlamıştı. "Anaaa!!, sen karışma" Poyraz sert sesiyle annesini durmuştu. Gözyaşlarım yine durmadan akarken, avluda bana bakan insanlar ne kadar acınası bir durumda olduğumu fısıldıyordu adeta. "Herkes işinin başına dönsün!" Poyraz’ın bağırması ile herkes telaşla avluyu boşaltmaya başladı. "Kerim!" diye bağırdı, konağın kapısından içeri bir adam telaşla girdi, hemen Poyraz’ın karşısına geçerek, saygıyla durdu. "Buyur Ağam.” "Yarım saat için de imamı eve getir" "Hemen Ağam" Kalbim anın da korku ile çarpmaya başladı. "Poyraz, bu dilsizi karın yapmayacaksın değilmi!" "Sen önce kızına sahip çıkıp kaçmasını engelleseydin! kızının ölmediğine şükret!” "Nerden bilim ben Gülbahar’ın o adamla kaçacağını." "Bilecektin ana bilecektin! Nikan olmazsa o ikisini de öldürmek zorunda kalacağım!" "O senin bacındır!" "Benim adımı lekeleyen bir bacım yoktur artık!" Poyraz’ın sert sözleri ile annesi bir hışımla çekip gitmişti. "Peşimden gel Vera Aşiroğlu!” ismimi sertçe vurgulayarak söyleyen Poyraz, önümden geçerek merdivenleri çıkmaya başladı. Göz yaşları içinde gittiği yöne doğru peşinden ilerledim. Merdivenlerden çıktıktan sonra karşıdaki kapıya ilerleyip içeri girdi. Bacaklarım titreye titreye arkasından bende içeri girince kapıyı sinirle geri kapatmıştı. "Otur şuraya!" Hafif bağırması ile bakışlarım gösterdiği koltuğa kaydı. Ardından içinde olduğumuz odada gezdirdim mavilerimi. Büyük ihtimalle burası onun yatak odasıydı, karşı karşıya konulmuş iki siyah koltuk, büyük bir yatak ve ona uygun bir gardırop vardı. Büyük bir sürgülü penceresi olan odanın büyük birde terası vardı. Banyo olduğunu sandığım kapıda tam cam kenarındaydı. "Otursana!" bağırması ile hemen odayı süzmeyi bırakıp işaret ettiği koltuğa oturdum. Benim oturmam ile Poyraz, yanımdan ayrılıp baş ucu komodinlerinden birine ilerlemişti. Korku ile ona bakmayı sürdürmeyip başımı önüme eğdim, parmaklarımla oynamaya başlayarak odadaki varlığını bir nebze de olsa unutmak istedim. "Demek konuşamıyorsun, o yüzden hiç sesin çıkmıyordu, buda benim işime gelir. Fazla dırdırı sevmem" diyerek bakış açıma bir kağıt ve kalem bıraktı. "Şimdi ben konuşacağım, sende yazarak cevap vereceksin." Bakışlarımı usulca yüzüne çıkarıp ela gözlerine baktım. "O şerefsiz abinin ölmesini istemiyorsan, bu evliliğe razı gelmek zorundasın." dedi, hemen önüme bıraktığı kağıt ve kalemi alarak yazmaya başladım. "Ben seninle evlenmek istemiyorum."yazdığım kağıdı kaldırarak Poyraz’a uzattım. "Ne demek evlenmek istemiyorum lan, bu olanlara sesiz mi kalacağım sanıyorsun!” Kâğıdı elinden çekip aldım ve tekrar yazmaya başladım. "Abimin yaptığı hatanın bedelini ben ödemem, başka yolu olmalı.” Tekrar ona uzattım yazdıklarımı. Yazdığıma histerikçe gülerek cevapladı beni; "Abin ve kardeşimi öldürmekten başka yol yok, töreleri bilmiyormuş gibi konuşma!" Sonlara doğru bağırması ile oturduğum yere daha fazla sindim. "Yok senle konuşulmuyo, ister iste ister isteme. Bu nikan yarım saat sonra olacak!" "Karım olmaya hazırlan Vera Aşiroğlu." Oturduğum yerden kalkıp hemen karşısına geçtim, ela gözlerine yalvararak baktım. "Sikeyim bakma öyle!" Başımı iki yana sallayarak elindeki kağıdı alıp yazmaya başladım. “Ben senin gibi bir canavar ile asla evlenmem, o nikah olmayacak." Yazdıklarımı eline tutuşturarak sertçe yüzüne baktım. Bakışlarını yazdığım kağıda çevirip okuduktan sonra, elinde tek seferde buruşturup bir kenara fırlattı. "Sen daha benim caniliğimi görmemişsin." Dişlerini sıkarak söyledikleri ile üzerime doğru gelmeye başladı. Korkuyla adım adım gerilemeye başladım, ben geri adımlar atarken o durmadan üzerime doğru geliyordu. Sırtım soğuk duvar ile buluşunca Poyraz, hemen elini yan tarafımdan duvara yaslayıp başını yüzüme doğru eğdi. "Evlenmezsin öylemi!" diyerek yumruğunu sertçe duvara geçirdi. "Senin şerefsiz abin, benim kardeşimi kaçırıp evlenme gafletin de bulunuyor ama!" Ne! Evlenmiş miydi? Korkuyla sırtımı dayadığım duvara daha çok sindim. “Bu saaten sonra çok geç Vera Aşiroğlu, istesende istemesende bu gece koynuma gireceksin. Karım olacaksın.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD