12.Fotoğraf

1176 Words
Gördüğü kabusun ardından nemlenen kıyafetini bile değiştirmedi Lena. Küçük çocuk gülüşünü duyduğundaysa kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya tekrar başlamıştı. Not aklına geldi, odadan çıkmalıydı ama nasıl? O sorusunu sorduğu an odada bir 'Click' sesi yankılandı ve kapının kilidi devre dışı kaldı. Yavaşça indirdiği ayakları soğuk zemine değdiğinde ürperdi kadın. Bu odadan çıkması isteniyordu, o da çıkacaktı. Nemlenip alnına yapışan siyah saç tutamlarını eliyle geri iterek kalktı yataktan. Kapıya doğru attığı her adımda kalbi sanki mümkünmüş gibi daha hızlı çarpıyordu. Kapının soğuk koluna uzattı elini yavaşça. Çevirdi ve özgürlüğüne açıldı kapı. Odadan dışarı attığı ilk adımla ışık sensörleri devreye girmiş, karanlık koridoru aydınlatmıştı. Etrafına bakınmadan edemedi kadın. Sadece kapalı kapılar ve beyaz duvarlarla çevrili boş koridorla karşılaştı. Az önce kapısının önünden gülerek koşan kızı arıyordu gözleri. Ya da kapısını açan kişiyi. Kimseyi göremeyince vücudunu saran ürpertiye engel olamadı. Belki de o adam açmıştı kapısını?! Kapıyı açıp hızla arşiv odasına gitmiş, orada kendisini bekliyordu. Bunu öğrenmenin tek yolu da arşiv odasına gitmekti. Gidip o adamla yüzleşecek ve deli olmadığını herkese ispatlayacaktı. Geri geri gitmek isteyen ayaklarına inat boş koridora doğru bir adım attı. Olabildiğince yavaş ilerliyordu, çıplak ayak uçlarında. Ses çıkarıp etraftaki nöbetçi doktorlara ya da hemşirelere yakalanmak istemiyordu. Çıplak ayaklarının altından kayan soğuk zemin giderek uzuyor gibiydi. Daha önce de bu koridor bu kadar uzun muydu, diye düşündü adımlarını hızlandırırken. Arşiv odası yukarıdaydı yani üst kata çıkması gerekiyordu. Koridorun sonundaki merdivenlere geldiğinde etrafına bakındı. Tam kimsenin olmadığını düşünürken yukarıda merdivenlerin başında küçük bir karartı seçti kadının gözleri. Bir çocuğa ait olduğu belli olan gölge! Lena'nın kendisine baktığını görünce aniden yok oldu. Gölgenin yerinde sadece ufak pencereden yansıyan ay ışığı vardı. Az önceki gölge bir anda karanlığa karışıp kaybolmuştu. Kızdan geriye sadece ayak sesleri kalmıştı kadının kulaklarında yankılanan. Merdivenleri çıktıkça gelen küçük ayakkabıların zemine değdiğinde çıkarttığı tok ses. Kızın peşinden gitmek için merdivenlere yöneldi kadın tüm cesaretini toplayarak. Küçük kızın ayak seslerini takip ederek hızlı adımlarla basamakları çıktı. İkinci kata gelince koridora yönelen kız arkasına bakıp Lena'nın geldiğinden emin oldu. Karanlık merdivenlerin ışığı sadece Lena'yı gördüğünde yanıyordu. Küçük kızın yüzünü bir türlü görememişti o yüzden Lena. O an neden kız çıkarken sensörlerin onu algılamadığını düşünemedi. Tek düşüncesi bir an önce kıza yetişebilmekti. Koridor Lena'nın hareketini algılayınca aydınlandı. Küçük kız az önce gördüğü koridorda yoktu. Nereye kaybolmuş olabilir diye düşünürken kızın ardında bıraktığı ayakkabı izlerini farketti. Beyaz fayanslarda çamurun yarattığı küçük ayak izleri. Lena izleri takip etmeye başladı. Küçük kızı bulmak zorundaymış gibi hissediyordu. Bir şekilde kızı tanıyor olabileceği fikri aklını esir almış, başka bir şey düşünmesine izin vermez olmuştu. Ayakkabı izlerinin sonlandığı kapının önünde durdu. Başını kaldırdığında kapıdaki yazıyı gördüğünde arşiv odasının önünde olduğunu fark etmişti. Küçük kızın peşinden koştururken nefes nefese kalmıştı. Kapının önünde birkaç dakika kendine gelmeye çalıştı. Titreyen ellerinin sarsıntısı yavaşlamış, hızla inip kalkan göğsü sakinleşmişti. İçeride kendisini ne beklediğini bilmiyordu kadın. Öğrenmek için can atıyordu ama bir yandan da korkuyordu. 'Neden tek başıma geldim?' diye kızdı kendisine. 'En azından Poyraz'ın odasını öğrenip, ondan yardım isteyebilirdim.' Kadın bunları düşünmekten hala odaya girememişti. O sırada içeride onu bekleyen kişi sabırsızlanmış olacak ki dikkatini çekebilmek için içeriden kapının kolunu çevirdi. Lena bunu beklemediği için düşüncelerinden korkuyla ayrıldı ve geri sıçradı. Hafifçe aralanan kapı karşısında son kez derin bir nefes alarak elini soğuk demire dayadı ve kapıyı iterek açtı. İçerisi karanlıktı. Penceredeki kalın perdeler içeri gram ışık girmesine izin vermiyordu. Kadın içeride birilerini ararken bir yandan da diğer eliyle ışık düğmesi arıyordu. Sonunda eline değen tuşa bastı. Işık bir iki kez titreşti ve odayı aydınlattı. Lena yakalanmamak için ardından kapıyı yavaşça kapatıp odaya girdi. Etrafta kimseyi görmemesi karşısında şaşkındı. ''Kimse var mı?'' diye kısık bir sesle sordu. Cevap alamayınca şansını tekrar denedi dosyaların olduğu duvara doğru ilerlerken. ''Merhaba?'' Adam kendisiyle dalga mı geçiyordu? Küçücük odada Lena'dan başka kimse yoktu. Sorularına bir yanıt alamayacaksa niye buraya gelmişti?! Tam öfkeyle odadan ayrılacağı sırada camdan içeri giren rüzgarla masanın üzerinde açık bulunan klasörün içinden birkaç sayfa yere saçıldı. Kadın ardında iz bırakmak istemediği için sayfaları toplamaya gitti ve içinden söylenerek kağıtları eline aldı. Klasöre yerleştirmek için ayağa kalktığındaysa klasördeki kağıtta Poyraz'ın resmini fark etti. İstemsizce kağıdı okurken buldu kendini kadın. Tanı: Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon. Lena şaşkınlıkla sayfaya hızlı bir göz attı. Kullanılan ilaçlar, doktorunun aldığı notlar. Poyraz hasta mıydı? Kendini tedavi edememiş bir adamın başkasını tedavi etmesini nasıl bekliyorlardı ki?! Öfkesine hakim olamayan Lena sayfaları klasörün içine koyarak sertçe kapağını kapattı. Başını kapıya doğru çevirirken gözünün değdiği çerçeve dikkatini çekmişti. Anlık gördüğü bu resim bir şekilde kadında merak duygusu uyandırmış, yakından bakma gereği duymuştu. Ayağa kalkıp fotoğrafa yaklaştı ve kliniğin hastanenin bahçesinde beş tane çocuğun ortasında bir adamın olduğu fotoğrafı gördü. O bakışları hemen tanıdı kadın. Bu oydu ve aynı şekilde burada da fotoğrafı çeken kişiye bakıyordu ve fotoğrafın içinden de Lena'ya! Adamın üzerinde doktor önlüğü vardı ve yanındaki çocuklar da Lena'nın şu an giydiği saçma, keten kıyafetlerden giyiyordu. Bu ne anlama geliyor derken adamın elini omzuna attığı kız çocuğuna takıldı bakışları. Kendisini bu odaya yönlendiren kız çocuğu. Çok net olmayan fotoğrafta kızın yüzünü seçemese de içinden bir ses bu o kız diyordu. İçeri dolan rüzgar karşısında ürperen kadın sırtını dikleştirdi ve duvarda duran çerçeveyi eline aldı. Fotoğrafı kaldırdığında duvarda kalan izi bu çerçevenin uzun zamandır orada asılı olduğunun en büyük ispatıydı. Kadının elindeki bu fotoğraf da Lena'nın deli olmadığının ispatı olduğu gibi. Lena odadan çıkmak için kapıya yönelip yavaşça kapıyı açtığında karşısında birden beliren adamı görünce çığlığını tutamadı. Bir an karşısında onu görünce korkmuştu. ''Ödümü kopardın!'' dedi Doktora öfkeli bir bakış atarken. Poyraz da en az onun kadar öfkeli görünüyordu. Kadının kolundan tutup arşiv odasına doğru itti ve kendisi de içeri girip kapıyı üstlerine kapattı. ''Ne yaptığını sanıyorsun sen! Burada ne işin var?'' Kadın Poyraz'ın bakışlarındaki öfkeden korkarak bir adım geri çekilmişti. Ona haber vermeden arşiv odasına geldiği için mi bu kadar öfkeliydi anlamaya çalışıyordu. Bu öfkenin bulduklarını gördüğünde geçeceğini düşündü kadın. Elindeki çerçeveyi sıkıca tutarak adama masum bakışlarını yolladı. Gerçekleri söylemek zorundaydı, hem ispatlayabilirdi de artık deli olmadığını. ''Bana bir not geldi, o adamdan. Onu bulmam için buraya gelmemi söyledi. '' Poyraz kadına gözlerini devirdi. Korkudan yüreği ağzına gelmişti. Nöbetçi doktor Poyraz'ın yakın bir arkadaşıydı ve Lena'nın odasının kilitli olmadığını fark etmiş, odayı kontrol ettiğinde de kadını bulamayınca kimseye haber vermeden doğruca Poyraz'a gitmişti neyse ki. Poyraz adamı kimseye bir şey söylememesine ikna edip kadını aramaya başlamış, sonra arşiv odasının kapısının altından gelen ışığı fark edip onu öyle bulabilmişti. Bu yönetimin kulağına giderse Lena daha korunaklı bir kliniğe sevk edilebilirdi. Bu yüzden bu kadar öfkeliydi, kadının öyle sorumsuzca davranıp gideceği düşüncesine öfkelenmişti. ''Odandan nasıl çıktın sen! Lena şükret ki seni ben buldum, bir başkası bulmuş olsaydı...' diyerek devamını getiremedi cümlesinin. Lena adamın neden bu kadar büyük tepki gösterdiğine anlam veremese de soruyu cevaplayabilirdi. ''Küçük kız, hastalardan sanırım. Koridorda koştururken kapımın kilidini o açtı. Buraya gelmemi, bunu bulmamı istiyordu.'' Diyerek elindeki çerçeveyi doktora uzattı. Poyraz ne kadar sinirli olsa da kadının elinden çerçeveyi aldı. Boş boş fotoğrafa bakıp kadına geri döndü. ''Bu klinikte çocuk hastalar tedavi edilmiyor Lena bu bir, Özel doktorun, Nöbetçi doktorlar ve hemşireler haricinde odanın anahtarı başka kimsede olmuyor bu iki, bu aptal fotoğrafta da odandan kaçmanı mantıklı kılacak hiçbir şey yok bu da üç!"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD